1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Bize kalan, kan ve öfke!
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Bize kalan, kan ve öfke!

A+A-
Bizim televizyon sunucuları
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'dan 
söz ederken,
ne kadar gözlerini kısarak
babalarını öldüren adammış gibi 
kin ve nefretlerini
ekrana yansıtsalar da
artık gerçeği saklayamıyorlar... 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun
tüm komşularımızla kavgalı hale gelişimizi
örtbas etmek için
Gaziantep katliamını bile
Esad'a yüklemesi,
hükümetin kendi söyleyip
kendisinin duyduğu medya dışında,
kimseyi inandıramıyor.
Tek tuşla Dünya'nın
tüm haber kaynaklarına
ulaşabildiğimiz zamanlarda
kendini demir perde ülkesinde yönetici,
halkı da istediğin kadar sağır
ve dilsiz sanmak için,
bizim bilmediğimiz  bir yöntem
buldular herhalde.
Şimdilerde bu tür durumlarda gençler
"ne içtiyseniz bize de söyleyin" diyorlar.
El-Kaide'nin ülkemizde işlediği cinayetler
henüz hafızalardayken,
sırf Suriye'de savaşsınlar diye 
Türkiye Cumhuriyeti'nin silah gönderdiğini
siz saklasanız da onlar açıklamakta
bir sakınca  görmüyorlar.
Önceki gün Yurt Gazetesi'nin manşetinde
El Nusra Cephesi Sorumlusu  Ebu İbrahim'in
Washington Post Gazetesi'ne
"para ve silahlar Türkiye'den geliyor" dediğini
duymamış olamazsınız. 
Kabullenmesek de
“Türkiye, Suriye konusunda  çuvalladı,
hatta yalnız kaldı” bile diyebiliriz.
Siz İsrail'in Müslüman Kardeşler'e
ya da  El-Kaide'ye teslim olmuş bir Suriye'yi 
kabullenebileceğini düşünebiliyor musunuz?
Harita üzerindeki hesap
savaş alanında tutmadı.
İran ve Rusya'nın düşünülenden 
daha kararlı çıkarak,
Esad'a verdiği destek
ABD'nin istediği sonucu geciktirdi,
hatta hedef şaştı. 
Muhalefet artık sadece
Esad'ı devirmek istemiyor,
laik düzene itirazı var
ve din devleti istiyor. 
Yani Suriye'de
"baharı görmeden yaza geçiliverdi."
 Haritayı yeniden tanzim etmek isteyenler
 Esad ve rejimi hâlâ ayakta
ve bu duruşu  gücünden
çok, muhaliflerinin Batı'yı
ve de ABD'yi ürkütmesinden sağlıyor. 
Dış politika yazarı değilim,
bu yüzden ilgili arkadaşlardan biri
İsrail bu konuda  ne düşünüyor diye anlatsa.
Bir röportaj filan yapsa da
Türk dış politikası
"bulanık suda balık avlamaktan"
vazgeçer belki. 
Benim gördüğüm;
Türkiye destekli anti-laik güçlerden
İsrail ve ABD'nin haz etmediği.
Bu durumda Esad'ın
bayram namazında 
özgüven patlaması ile ortaya çıkması,
el altından Batı
ve ABD'den destek aldığı,
en azından gitmesi konusunda
eskisi gibi ısrarcı olmadıklarının
göstergesi gibi geliyor bana. 
Yani olan oldu.
Siz El-Kaide destekli muhaliflere
kucak açarsanız,
birileri de sizin savaş verdiklerinize açar kapılarını,
verir desteğini.
Bunun Dışişleri Bakanımız da
farkında olacak ki,
içerideki her gelişmeden
Suriye ve Esad'ı sorumlu tutuyor.
Kısaca bize kalan
sınırımızda yeni sorunlar,
içeride kavga ve gözyaşı.
Hamaset yapmadan
kimseden bir şeyi saklayamadığımızı bilerek,
bu dış politika değişmeli.
Yoksa ateş bugün Yayladağı'nda
yarın ise daha içerilere doğru
yayılacak.
Bi rde bu açıdan bakın isterim.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT