1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Bir devrin sonu!
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bir devrin sonu!

A+A-

Jupp Derwall ve Sepp Piontek mirasının sonu! Mustafa Denizli ve Fatih Terim pragmatizm'nin iflası. Deniz bitti, su yok artık. Futbol oyununun dış koşulları(Stadyum, çim saha ve ilkel antrenman teknikleri) ile goygoycu motivasyon karışımı zehir zemberek şerbet, ancak bu kadar uzatabilirdi ömrünü. Yolun sonuna gelindi. Araba devrildi.

Futbol oyununun bir teknik adam ''kurgusu'' olduğunu biliyoruz ve adı maç olan futbol faaliyetinin radikal anlamda ''belirsiz'' olduğu da artık çok iyi biliniyor! Bu kahredici paradoks, çatısı çöken kırk katlı bina gibi Türk futbolunun üstüne çöktü ve yüz yıllık pratik deneyim toz ve moloz çöplüğüne dönüştü.

Belirsizlik ve kurgusallık denkleminde, denge tutturamayan Türk futbolu, keyfi bir iradecilikle dikilen yapay elbise gibi tam da dikiş yerlerinden patlak verdi.

Aslında kadim soru şudur; futbol oyunu, oyuncuların kendilerinden dolayı, onlar öyle istedikleri için mi var olacak yoksa, teknik adam öyle istedi diye mi kurgulanıp uygulanacak. Bu sorunun ilk şıkkı tam yüz yıl boyunca Türk futbolunun ideolojisi oldu ve bugün itibariyle de sonuç olarak, kıraç bir tarla gibi verimsiz ürünleriyle ortada.

Oysa futbol hakikati, oyuncuların her hangi bir biçimde kendi kendilerine var ettikleri bir şey değil, tam tersine teknik adamın onu kurduğu ve görünür kıldığı gerçekliktir. Futbol oyununun ebesi oyuncu değil teknik adamdır.

 Sonuçta neo-total futbol, her şeyi yeni baştan oyun olarak düşünmekle kalmaz, her şeyi yeni baştan konusu oyunun kendisiymiş gibi düşünür. Çünkü neo-total futbol, bir maçın “fiili pozisyon” düzeniyle, bir oyunun önceden kurgulanmış her pozisyonunun gerçekten meydana gelme “sırası” arasında ilkesel bir ayırıma gider.


İlk kategorideki fiili pozisyon düzeni, klasik “maç örgüsüyle” eşdeğerdir; bir maç çoğunlukla kaleci vuruşuyla başlar ve topun bir biçimde kontrol edilmesiyle (kaleci vuruşuyla başlayan oyunlarda topu iki rakipten hangisi kontrol etmeyi başarırsa başarsın sonuç değişmez) oyun kronolojik olarak geriye doğru işler.


İkinci kategorideki pozisyonların meydana gelme sırası, klasik hikâye anlatma tekniğiyle eşdeğerdir; topun oyuna sokulma düzeni, fiili taktik düşünce hazırlıkları, ileri veya geriye dönüşler, pozisyon düzeyine yerleşim gibi tam zamanlı bir oyunun ön kurgusallık gerekliliklerini gözetir.


Pas'ın işlevini belirleyen şey ona seçenek olanın doğasıdır. Oyunda tek hakiki yaratıcılık, harika bir açıyla seçenek olma hâlidir. Pratik bir ilişkinin seçenekler aracılığıyla başka bir pratik ilişkiye evrilmesi benzersiz bir iç düzenlenmeye işaret sayılabileceği gibi, esasen oyun içi tüm “fazlalıkların” asgariye indirilmesi anlamı da taşır.

Oyunun fazlalıklarından arınmak, yeşil saha üzerindeki işaretlerin ritim ve pas kalıplarının önceden tasarlanmış olmasıyla ancak mümkündür.

Eğer Teknik adamın mutlak bir gücü ve belirleyici bir otoritesi olacaksa, oyuncunun, oyuna ilişkin, içkin ya da temel anlamlarının olması kabul edilemez; çünkü bu anlamlar kaçınılmaz biçimde teknik adamın eylem özgürlüğünü sınırlayacaktır. Oyuncunun kendi yaratıcısına direnmesine izin verilemez. Onun(oyuncunun) kendi zekası otonomisi olamaz.

Ama Fatih Terim, benim işaret ettiğim teknik adam değildir; kendisine tanına bütün kredilere rağmen ''Tanrısal'' bir teknik adam olmaya ilminin yetmediği artık açıkça anlaşılmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT