1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. BİR BAKAN, BİR BÜROKRAT...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

BİR BAKAN, BİR BÜROKRAT...

A+A-

Tarım Bakanı Mehdi Eker, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile 01 Temmuz'da Diyarbakır'daydı. Ziyaretin nedeni 2012'nin ilk dokuz ayına ait ihracat rakamlarını açıklamaktı.

Toplantıda iki bakan ve iki farklı tavır vardı. Ekonomi Bakanı yanına, LC Waikiki, Collesion, Polo gibi tekstilin önemli markalarının temsilcilerini alıp gelmiş. Bütün iyi niyetiyle bu markaları Diyarbakır'da yatırım yapmaya teşvik ediyor.

Valilik, Ticaret Odası,Borsa, Kalkınma Ajansı, STK ve meslek örgütleri toplantıya katılmış. Hem Diyarbakır'dan hem de dışarıdan çok sayıda işadamı katılmış. Son derece güzel iyimser bir hava var. Sayın Mehdi Eker konuşuncaya kadar'da bu iyimserlik devam ediyordu; ancak Sayın Bakan öyle esip gürledi ki, iyimserlik yerini tedirginliğe, moralsizliğe bıraktı.

Sayın Bakan, belki de çoğu ilk defa Diyarbakır'a gelmiş yatırımcıların yanında, şantiyesi basılan, iş makineleri yakılan iş adamlarından bahsediyor. Salondakilere kızıp öfkeleniyor, onları zulme karşı direnmeye çağırıyor. Belli ki Sayın Başbakan'ın önceki kongrede yaptığı konuşmadan etkilenmiş.

Sayın Bakan, çoğu ilk kez Diyarbakır'a gelen iş adamlarının ödünü patlattınız. Emin olun ki bir daha dönüp Diyarbakır'a bakmayacaklar bile. Sizin de canınız sağ olsun. Vurmuşken siz de vurun, elinizi korkak alıştırmayın.

Siz o toplantıda, zulümden bahsediyorsunuz ama unuttuğunuz bir şey var. Diyarbakır, zulmü tarif edeceğiniz yer değil. Bu şehir zulmün her türlüsüne tanık oldu. Sizin göreviniz zulümden dem vurmak değil. Hele hele, üç beş yatırımcının getirildiği bir toplantıda hiç değil. Siz, zulme sadece bir pencereden bakarak, Diyarbakırlıları tepki göstermeye çağırıyorsunuz.

İşadamlarının, şantiyelerinin basılması, iş makinelerinin yakılması bir zulüm müdür? Evet, kesinlikle bir zulümdür. Fakat Uludere'de bir zulümdür Sayın Bakan. Diyarbakır da, sizin bu zulme isyan etmenizi bekliyor. Bırakın isyan etmeyi, bu zulmü kınayan bir iki cümle sarf etseniz de olur. Belki Uludere'yi kınayarak politik bir tavır almak istemiyorsunuz ama merak etmeyin ekonomik zulümler de var Diyarbakır'ın başında. Beş bin insana iş sağlama imkanı bulunan tekel depoları açık ceza evi oldu. Diğer illerdeki tekel sahalarının neredeyse tamamı sanayi için tahsis edildi. Bu zulmü kınadınız mı Sayın Bakan?

Eğer, mesele, bu ülkede zulmün adını koymaksa Sayın Bakan, o zaman hükümetiniz tarafından atanan Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'i dinleyelim. Recep Güven'in sözünün altına imzanızı atıyorsanız, zulme başkaldırmak için ilk adımı atmış olursunuz.

Diyor ki Recep Güven; ““Dağda ölen teröriste ağlayamıyorsanız insan değilsiniz”

Hepimizin insanlığın başladığı nokta burasıdır. Ölen asker veya PKK'lı olarak tasnif etmeden yüreğiniz sızlıyorsa yüreğiniz taşlaşmamış demektir. Ölüm üzerinden siyaset yapmaktan, bir tarafı yüceltip diğer tarafı aşağılamaktan vazgeçmiyorsanız, insanlığınızdan vazgeçmiş sayılırsınız.

Diyarbakır Emniyet Müdürü Recep Güven'in sözleri ülke gündemine bomba gibi düştü.
Televizyonlarda birinci haber olarak yer alırken, gazeteler ve haber portalları manşetten verdi.
Anketler ve yorumlar yapıldı.
İyi yapmış diyenlerin sayısı  az, eleştirenlerin ise çok fazlaydı.
Yorumları okudum.
Binlerce yorum var ve yüzde 90'ı faşizan tavırlarla yazılmış.
Aslında yorumlardan bir kaçını vermek isterdim ancak o kadar seviyesiz ki…

Gelelim Emniyet müdürüne
Sayın Recep Güven bir ay kadar önce Diyarbakır'a Siirt'ten atanmış.
1991 ile 1996 yılları arasında Diyarbakır'da görev yapan komiser Güven, Türkiye'nin çeşitli illerinde de hizmet vermiş.
Yani bölgenin nabzını iyi tutmuş, daha doğrusu boşuna konuşmamış.

Bu açıklamaları yapan Güven'in, Diyarbakır'da bu kısa süre içerisinde, devlet adamlığının ne olduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Bu sözler birleştirici ve bütünleştirici sözlere hasret kalmış Diyarbakır'da çok ciddi bir heyecan yarattı.

Sayın Güven, Türkiye'de unutulmaya başlanan, insandan yana olmak, insani değerleri öne çıkartmak ve empati kurabilmenin erdemini gösterdi.

Gaffar Okkan'dan bu yana böyle, Diyarbakırlılar'da böyle bir heyecana tanık olmadım.
İnşallah bu sağduyulu ses susturulmaz.
Hoş geldiniz Sayın Recep Güven.
Siz Diyarbakırlılar'a doğru bir adım attınız, duruşunuz değişmediği müddetçe bu şehir sizi hesapsız, kitapsız bağrına basacaktır.

Ha unutmadan açıklamasında Kürtçe öğrenmek istediğini söylemişti sayın Güven, Zazalarında tepki biraz erken oldu sanırım...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT