Ramazan TOPRAK

Ramazan TOPRAK

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

bi'dakka!

A+A-
durun bi'dakka,
derin bir nefes alın ve 
n'oluyor diye düşünün, yalnızca bi'dakka..
uzunca ve derin analizlere girmeden
olabildiğince sadeleştirerek değineceğiz,
hızla birbirini yiyip bitirenlere, 
hızla geleceğimizi alıp götürenlere.. 
ve öncelikle
"seçilenlere" sesleniyorum,
harala gürele gündemlere boğmayın.!
"seçenlere" sesleniyorum,
boş laflara kanıp gündemlere boğulmayın..!
öyle telaşlanmaya da gerek yok..
düşünen için çok söze hâcet yok,
düşünmeyen için de çok söze hâcet yok..
 
herhangi bir özel amaç, hedef gözetmeksizin 
salt sorumlu, sade vatandaş duyarlılığıyla,
"hırsız vaaar" diye bağıranlar var ya,
daha düne kadar, 
böyle bağıran her kim olursa olsun 
herkesler yardımına koşardı.. 
son zamanlarda ise
"hırsız vaaar" diye bağıranların
yine peşlerinden koşuluyor ama bu kez
hırsız diye işaret edilenleri değil 
hırsız vaaar diyenleri yakalamak için.. 
artık rüşvet, yolsuzluk, dolandırıcılık, irtikap,
zimmet gibi suçlarla daha doğrusu
"tüyü bitmemiş(bitmiş) yetimlerin istihkakını, 
hazineyi boşaltmakla suçlanmanın öteki adı oldu
bu sözler, üzerilerine alınanlarca tabii.. 
adli ve güvenlik görevlileri de artık
suçlananın değil suçlayanın peşinden koşuyor.. 
işin aslı esası öyle veya böyle,
sonuçta böylesine yaygın bir kanı oluştu,
bu durum ise hiç ummadığımız bir sonuç verdi..
bildiğimiz basit, âdi hırsızlıklara,
sokak hırsızlarına gün doğdu,
bundan böyle 
hırsızlık yaparken suçüstü yapıldığında, 
ev sahibi "hırsız vaaar" diye bağırdığında, 
güvenlik görevlileri ev sahibini "protestocu" diye 
sorgusuz sualsiz alıp götüreceği için 
hırsızlar da işini rahatsız edilmeden yapacak,
çoğu kimseye de
"bu zamanda suçlayan değil 
suçlanan olmak varmış" dedirtecek şekilde..
 
suçlayan ve suçlanan 
aynı terminolojiyi kullanıyorsa, nerede durulmalı..? 
isacı veya musacı değil muhammedî olunmalı, nasıl mı..?
"ey iman edenler, kendiniz, ana-babanız ve 
en yakınlarınız aleyhine de olsa 
yalnız Allah için şahitlik ederek 
adaleti titizlikle ayakta tutanlardan olun,
nefsinizin arzusuna uyarak adaletten uzaklaşmayın,
eğer şahitlik ederken dilinizi eğer-büker çekinirseniz 
bilin ki Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır"-Nisâ-135-
adalet ve hakkâniyet, 
taraftarlık yapmakta değil
hakkın yanında olabilmekte, durabilmektedir, 
emr-i ilâhîde buyurulduğu gibi..
 
konumuz,
günlerdir ülke gündemini işgal eden,
daha da işgal edeceği izlenimi veren ses kayıtları..
amaç, adaleti tesis ve hakkı teslim ise
yangına dönüşmek üzere olan bu kıvılcımı 
yasal, meşru ve doğru zeminde söndürmenin yolu mu..?
emekli bir ceza yargıcı olarak diyorumki,
"atı alanın üsküdar'a geçmesine imkan verecek" kadar 
zaman kazandırıcı formüller, formalitelerle  
oyalayıcı süreçler işletmek yerine, 
bazıları için sadece "günler" alacak, 
bazıları içinse yalnızca "saatler" alacak 
uzman tesbitleri ve kriminal incelemeler yeterli.. 
bu kadar basit mi..? evet, bu kadar basit..
bu kadar basit, sade ve hızlı işlemlerle 
çok kısa sürede sonuca ulaşılabilecek 
vahim iddialar yalan ve iftira ise 
bunları ortaya atanları mahkum edecek,
bumerang misali yapılanlar geri tepecek, 
aynı iddialar, bu kez ortaya atanları vuracak, 
yalan ve iftira atılanları toplumun gözünde büyütecektir..
 
bir de böyle düşünmek nasıl olur..? 
isacılık ve musacılıktan geçinenlere inat,
muhammedî olabilmek..!
 
not.. bugün 28 şubat,
hiçbir dönem bin yıl sürmese de 
iyi veya kötü yaptıklarımız bin yıl arkamızdan gelecektir..
 
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT