1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. Başkanlık Sistemini 'Örfi Sultani' Zannedenler...
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Başkanlık Sistemini 'Örfi Sultani' Zannedenler...

A+A-

1876 yılından beri hantal, tuttuğunun elinde kendini ve halklarını örseleten ara duraklı, ilk Anayasa'lı (Kanun-i Esasiye'li) Parlamento Sistemimiz artık yok. Gördüğünüz gibi dünya devleri dahil kimi iç siyasi anlayışlar ekonomiden kültüre, turizmden demokratikleşmeye binbir manipülasyonla yeni Sisteme engel olmaya çalıştılar ama, Türkiye’deki sistem değişikliğini engelleyemediler. 2017 Referndumu ile ülke Başkanlık sistemini kabullendi. 24 Haziran ile de sandıktan bu yeni yaşama yasallık kazandırıldı. Şimdi sistemi yaşatmak ve içinde insanca nasıl yaşanılıra kafa yormak zamanı. Evet şimdi yürütmenin içte ve dışta dünya ölçeğine paralel demokratik ve adaletli bir duruşla bu yeni Sistemde istikrar parametreleri nasıl sağlanır. Yeni sistemin dibi her yönüyle nasıl doldurulur. Eksikler zamanında nasıl tamamlanır. Varsa önerilerimizi oluşan ilgili kurullara iletmek ve yürütmeye katkı sunmak öncelikli duyarlılığımız olmalıdır. Bu beklentiyi, ilgiyi ve duyarlılığı hızla yerelde ve genelde oluşmuş ve oluşacak yürütme erklerine teorik ve pratik meleke kazandırmak gerekir. Bu ülkede yaşayan ve düşünen herkesin ve her kesimin pozitif tavrına ihtiyaç vardır. Yasamadan, yargıya kadar yürütmeye katkı için, kamuoyu kontrolleriyle halkını gören ve düşünen rahmani ve insani beyin gözlerine ihtiyaç vardır. Gerginlik yaratan sosyoekonomik, politik bulutları sür'atle dağıtmak elzemdir. “Güneşli güzel günlerin” önündeki karamsar perdeleri demokrasi ve eşitlik adına kaldırmak tüm siyasetlerin tabii en başta da Başkan’nın etrafındaki "jirık"lerin başat sorunu olmalıdır.

Peki, Başkanlık Sisteminden bu haliyle beklentilerimizin neresindeyiz? Başkanlığa oy vermeyenlerin genel yaşamına ve hizmet kalitesine nasıl pozitif bir katkı sunulabilir ki bu yurttaşlar da ikna edilsinler? Bu başarı ve sorumluluk, iktidar partisinin, oluşturulan kurulların, şimdilik tek çalışan yasama üyelerinin, atanmış Bakanlarının ve elbette Yürütmenin nihai başı Başkanın omuzlarındadır. Her ne kadar, barikatın öbür tarafında bulunanlar şimdilik, şartlanmışlıkla bu “Türk tipi Başkanlık “sistemi Selçuklu, Osmanlı yönetimlerinin eklektik bir toplamı, bir seçkisinden ibarettir, denilse de yeni Başkanlık sistemi ve bu meclis şüphesiz “Örfi Sultani” gibi, "Padişahlık" saltanatı gibi anlamak ve anlatmak isteyenler de olabilir ama bu doğru değil elbete, sistemin düzeltilmesi gereken yanları var. Ve elbette, bu sistem geleneklerle değil, referandumlarla, yasalarla, seçimle oluşturulmuş, düşünülmüş ve geliştirilecek bir sistemdir. Sistemin ” Örfi Sultanı” olduğu iddiasında olanlar şüphesiz siyasi spekülasyonlardan medet umman varakparelerdir.

Ülkede siyaset yapan partiler, liderler ve yöneticileri ve hatta sivil düşünce kuruluşlarındaki partnerleri tedavülden kalkan Parlamenterizmin kalıtımsallaşmış alışkanlıkları ile hala kumdan kalelerinde oynamaktan bir türlü vazgeçmedikleri için, Başkanlık sistemini anlamak ve yaşamak istemedikleri için, yeni Sistemin eksik ve aksaklıklarını Silahlı PKK ve Fetocu anlayışlar Kürd halkına ve demokrasiye karşı diktatoryal duruş olarak gösteriyorlar. Güvenlik adına kimi lokal tavırlar uygulamacı yetkilileri değil, yürütmeyi (Başkanı) sert ve olmaması gereken giysiler içinde göstermiyor değil. Hiç kimse "Devletin Can Güvenliği "adına, Başkan adına, sapla samanı karıştırmak hakkına sahip olmadığını en başta sayın Başkan işaret etmelidir. Bu uyarı işaretine de gereksinim vardır sanırız.

İktidar ve yürütme kadrolarının yeni Başkanlık Sistemini anlaması ve anlatması oranında Başkanın işi kolaylaşacaktır. Ekonomide, demokraside ve kültürde kodlamalar yaparak sosyopolitik taktik ve stratejilerini gelişen dünya demokratik kodlarına ve iç Barış’a uyumlu kılmaları gerekir. Bu ülkede göreceli gerginlik yerini er geç değil, tez elden yumuşak bir iklime bırakmalıdır. Ekonomimizin bile buna ihtiyacı vardır.

 

Gel gelelim; Meclisteki Partiler ve liderlerinin çoğu, yapılan seçimin ve yeni sistemin farkında bile değiller. Kim bilir belki de meclisten kabine için güven oylamasının yapılmasını bekleyenler bile var. Alışkanlıklar kötüdür. Can çıkar huy çıkmaz. Ne diyelim. Demokrasi biraz da tahammül sanatı değil midir? Partilerimiz önümüzdeki Başkanlık seçimine siyasi ömürleri yeterse buna da alışacaklar her halde.. Ama grubu olan iki partinin(CHP ve İP) yeni Sistemi, işlevini ve demokrasinin gereklerinden salt parti koltuğundaki Liderokrasi’yi anladıkları ve bunun iç kavgasındalar. Grubu olan diğer partinin(HDP) ise, hendek-çukur harakirisinden anne ve bebeğini öldüren PKK psikozuna yuvarlandığı ama kronik “Sol Çocukluk Hastalığı”ndan da kurtulamayacağı görülüyor.

Başkanlık Sistemi'nin önümüzdeki sürecte yereldeki ve geneldeki yürütmelerinin yasal eksiklikleri hızla tamamlanmalıdır. En kısa sürede yeni bir Anayasa ve kararnamelerle ekonomik, demokratik çelişkiler tamamlanmaz ise; gerek İslam’ın ülke insanımızda yarattığı Adalet bilinci gerek kapitalizmin gelişmişliği gerekse de parlamentarist, seküllerci resmi ideolojinin kalıntıları ile bir kısım sektar Kürd siyasetinin, demokratik yaşamımızın müdavim ama haksız ve sahte “eğri kılıç” ı olma özenti ve taşkınlık talepleri bitmeyecek ve bu ihtimallerle, bu gerginliklerle yaşama imkanı arayacakları bilinendir.

Başkanlık sisteminde herkesin ve her kesimin ihtiyacını olabildiğince masaya yatırmak ve iç barışa kapı aralamak işlevi şüphesiz yine Sayın Başkana düşer. Kürd Haklarını defacto olarak 16 yıldır sırtlayan sayın Erdoğan artık devlet Başkanıdır ve Yeni Sistemde bu Hakları yasallaştırma zamanını unuttuğunu sanmıyoruz. Yeni Sistemin birimleri ve elbette sayın Erdoğan Başkan, var olan yüzyıllık yaralarımızı sarmaya geliyor. Onları gizlemeye, yok saymaya, veya yeni yaralar açmaya gelmiyor.

Haaa, siyasi partiler buna yanaşmaz ve yeni Sistemi anlamaya çalışmazlarsa ne olur? Tüm partiler yaklaşan bu yerel seçimlerde Siyasi Gusul Abdestiyle ne yapabileceklerini anlamaya çalışırlar. Ama bu ülke de yaşayan Halklar, önümüzdeki ilk Başkanlık seçiminde şunu anlayacaklar; yüzkırkiki yıllık Parlamenterizmle yaşamın; siyasetle yatıp siyasetle uyanmanın, kendilerine pek de yaramadığını, ancak Başkanlık sisteminde herkesin ve her kesimin kendi demokratik yaşam ve aidiyetine, işine gücüne bakacağı bir dünyanın yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını, anlayacaklarını sanıyorum.

Son Söz; Siyasi liderler bu Başkana, siyasi Partiler bu İktidara yetişmek istiyorlarsa, Başkanlık sisteminde, Ekonomi ve Demokrasi derslerine iyi çalışsınlar. Yoksa, kendileri ve partileri yeni Sistemin siyasi değirmeninde ancak un olurlar.

 

Not: Bu köşe yazım SİMGE Dergisi Ağustos 2018 de yayınlanmıştır.

Önceki ve Sonraki Yazılar