1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. BARIŞ MÜMKÜN MÜ?
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

BARIŞ MÜMKÜN MÜ?

A+A-

Türkiye siyasetinin son yıllardaki en önemli tekrarını Kürt meselesinin çözüm girişimleri oluşturmaktadır. Önceki girişimler gibi, barış için yeniden bir irade şekillenmeye başladı. Sorulması gereken en önemli soru şu:

Bu girişimlerden barış çıkabilir mi?

Barışa giden yoldaki en küçük girişimi bile önemli bulan ve sonuna kadar destekleyen bir gazeteci olarak, tecrübelerim bana bu girişimlerin çok kısa sürede bir çözüme ulaşmadan sona ereceğini söylüyor.

Ne yazık ki bu girişimlerden barış çıkmayacak.

Bu girişimlerin neden sonuca ulaşamayacağının bazı nedenleri var. Bu nedenleri sizinle paylaşmak istiyorum.

Beşir Atalay üzerinden başlatılan Kürt açılımı veya demokratik açılım girişimleri Silvan saldırısı ile başlayan süreçte sona ermişti.

Bugün Başbakan Erdoğan'ın danışmanı milletvekili Yalçın Akdoğan üzerinden geliştirilmeye çalışılan girişimler ise Lice saldırısı ile çıkmaz sokağa daha bu günden girmiş oldu.

Dün Silvan saldırısı hangi sonuçlara yol açtıysa bugün de Lice'de 10 PKK'lının öldürülmesi benzer sonuçlara yol açacaktır.

31 Aralık günü Lice'de gerçekleştirilen operasyon, üzerine onlarca kitap yazılacak kadar karanlık ve derin bir olay.

Diyarbakır valisi Mustafa Toprak'ın bu saldırıyı sıradan bir operasyon gibi göstermeye yönelik yoğun çabaları da bu saldırının sıra dışı olduğunu gösteriyor.

AK Parti'nin önümüzdeki yıl başlayacak olan seçim maratonu öncesi, biraz da siyasi hesapları gereği başlattığı çözüm girişimleri Lice operasyonu ile başlamadan sona erdi.

Barış girişiminin başlamadan bittiğine yönelik değerlendirmem iddialı bulunabilir ama önümüzdeki günlerde çözüm çabalarının kısa süre içerisinde son bulacağı görülecektir.

Başta da belirtmiştim, barış için en küçük bir çabanın dahi desteklenmesi gerektiğine inanıyorum ancak Lice olayı bu girişimler başlamadan sona erdirdi.

Önümüzdeki günlerde Paris'te gerçekleştirilen cinayetlerin Lice ile olan ilişkisi de yavaş yavaş ortaya çıkacaktır.

Neden barış konuşulmaya başlandığında Lice'de çok özel bir PKK'lı gurubu hedef alındı?

Bu soruya dikkatlice yanıt aramak gerekiyor.

Lice'de öldürülen 10 militan ve özellikle HPG Askeri Konsey Üyesi, Amed Eyalet Komutanı Ertem Karabulut (Numan) Silvan olayının sorumlusu olarak biliniyordu. Yeni çözüm sürecine başlarken Silvan benzeri bir kaza yaşamak istemeyenler Ertem Karabulut ve birliğini imha etme konusunda uzlaşmış olabilir mi?

Eğer böyle bir uzlaşma varsa Lice saldırısı, Ertem Karabulut'un doğrudan bağlı olduğu Feyman Hüseyin mi hedef almaktaydı.

Lice saldırısı üzerinden birçok soru üretilebilir. Neticede bu soruların yanıtı ne olursa olsun Lice olayı her türlü provokasyona uygun bir zemin hazırladı. Bu zemin üzerinde örgüt, devlet, diğer devletler, istihbarat örgütleri ve kontrolü zor bazı guruplara provokatif eylemler yapma şansı verdi. Paris'te yaşanan saldırıya giden yol Lice'den başlar. Fail kim olursa olsun bu değişmez.

Eğer devletin akıl hocaları PKK içerisindeki daha dinamik güçleri etkisiz hale getirmek için bu saldırıyı başlattıysa eğer (Bu kadar tecrübeli bir gurubun bu ölçüde profesyonelce etkisiz hale getirilmesi için kesinlikle çok taraflı istihbarat desteğine ihtiyaç vardır), bu girişim, barış için masaya oturmadan önce masayı imha etmeye benzer.

Barış için Feyman Hüseyin'in tasfiyesi konusunda bir uzlaşma varsa ve bu tasfiye için Lice benzeri operasyonlar yapılacaksa, bu süreç barış yerine daha şiddetli çatışmalar üretir.

Barışa ulaşmak için bile yola kan dökerek başlıyoruz. Böylesi bir anlayışın barış yaratacağını zannetmiyorum. Yine de her türlü uzlaşma girişiminin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ancak bütün çabalara rağmen, barış treninin henüz yola çıkmadan Lice'de raylardan çıktığını düşünüyorum.

Umarım gelişmeler beni yanıltır.

Bu yazı toplam 10142 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT