1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Bağımsızlık Referandumunun Seyir Defteri.
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Bağımsızlık Referandumunun Seyir Defteri.

A+A-

İstenilen sonuç hasıl oldu. Uluslararası kimliğimizin meşru senedini cebimize koyduk. Modernitenin bütün normallikleri içinde ve modernitenin bütün geleneklerine uygun olarak üretilen, bağımsızlık iradesi hem yasallık sağladı hem de tartışmasız bir meşruiyet. Deyim uygunsa artık sorun yalnızca bizim sorunumuz olmaktan çıktı. Sorunu transfer edip muhatapların avucuna ''sıcak patates'' koymayı başardık. Artık daha az konuşup daha çok dinleme zamanı. Ne acelemiz var ne de her hangi birilerine cevap yetiştirme zorunluluğumuz. Sabırla ve vakur bir tutumla müzakere için saptanmış olan ''Temel prensipler paketini'' diyalog ve uzlaşma yolu ile sunmak, enerjik çabamızın merkez hedefi olmalıdır.

Biz söylememiz lazım gelen her şeyi referandum temsili üstünden söyledik. Sıra topa girecek olanların tutum ve niyetlerini çok iyi okumaya geldi. Referandum sadece büyük bir medenileşme göstergesi değil. Ondan öte ve ondan daha işlevsel kurucu bir temeldir. Kürtler ilk kez herkesin kabul edebileceği bir ''Çimento yani bir birlik'' ürettiler. Artık sabırlı bir akıla ihtiyacımız var. ''Manevra kabiliyeti yüksek, esneyen ve direnen bir akıla…''

Düne kadar dilimizden, tarihimizden ve ölümlerimizden başka bir rasyonalitemiz yoktu!! Ama şimdi hem rasyonel hem de hukuki bir senedimiz var elimizin altında. Artık hem jeopolitiğin, hem reel politiğin ve hem de uluslararası devletsel politiğin eşit ve saygın üyesiyiz.

Profili düşük sataşmalara ve idrak gücü zayıf tezlerle didişmeye ayıracak zaman yok. Söz gelimi Türkiye’nin savaş tehdidi ve yine Arap, Faris ve Türkler tarafından imal edilen büyük İsrail projesi, bu türden saçmalıkların göstergeleridir. Ne Araplar ne Farisiler ve ne de Türkiye çoğulcu demokratik ülke ve topluluklar olmadıkları için, çoğulcu özgürlüklerin ne anlama geldiğini bilmiyorlar. Bir genel ve kitlesel gösteride sallanan bir bayrağa olmadık anlamlar yüklemeye yatkındırlar. Bilmedikleri şu, Hewlêr’de (Erbil) Yahudiler de yaşıyor ve hem kendi kimlikleriyle hem de dini inançlarıyla temsil ediliyorlar. Nokta.

Bütün dünyada genel prensip şudur: Bir ulus ya da kararlı bir topluluk, bağımsızlığını ilan eder. Diğer devletler kendi çıkarları doğrultusunda bu ilanı ya tanır ya da tanımamazlıktan gelir. Bir devletin bir başka devlet ilanını tanıması otomatik olarak bağımlılık ilişkisi doğurmaz. Bu normal rutin bir uluslararası hukuk kaidesidir. Söz gelimi İsrail Türkiye devletini tanıyor. Bu durum Türkiye’yi bir İsrail uydusu haline mi getiriyor. Ya da tersi. Yok, böyle bir şey.

Ama bu algı birilerinin işine yarıyor. Türkiye bu algıyı bilerek belirgin hale getirmek istiyor. Nedeni şu; tıpkı “Bağımsızlık savaş nedenidir” söylemi gibi, bağımsız Kürdistan bir İsrail projesidir söylemi de, bir iç politika argümanıdır. Türkiye’de AK Parti iktidarı 2019 seçimlerini garantilemek için iç siyasette oy potansiyelini konsolide etmeye çalışıyor. Ama bu durumdan vazife çıkaranlar da var. Mesela Irak eski başbakanı Nuri el Maliki “Bakın Türkiye çok ciddi, adımlarınızı ona göre atın” diye tehdit edebiliyor.

Bağımsızlık referandumu iradesinin bağımsızlık ilanına dönüşmesi ciddi bir zaman alacak. Bu konuda hemen herkes hemfikir. Kolay bir iş değil. Hem bölge devletlerini tarafsızlaştırmak hem de dünya devletlerinin olurunu almak öyle sanıldığı gibi çantada keklik değil. Elbette mümkün. Ama sabırlı ve enerjik bir ikna çalışması şartıyla.

Bu süreci mecburen kısaltacak tek şey Kürdistan Bölgesi’nin bir silahlı saldırıya uğramasıdır. Dışarıdan gelecek bu tür bir saldırganlık, de-facto olarak bağımsızlık ilanını çabuklaştırır. Bu durumda başka da seçenek yoktur. Saldırıyı bir devlet olarak karşılamak kaçınılmazdır. İster İran, ister Irak ya da ister Türkiye’den gelecek olan bir askeri müdahale karşısında yekpare bir Kürdistan devleti gücünü bulacaktır.

Kürdistan Bölgesi yönetimi ne pahasına olursa olsun bütün diyalog ve uzlaşma kapılarını sonuna kadar açık tutmalıdır. Hiçbir şeyi oldubittiye getirmek Kürtlerin yararına olmaz. Çünkü niyet korsan bir devlet oluşturmak değildir.  Niyet, nihayet gerçek ve sahici sahiplerini bulan kalıcı bir devlet yapılanmasının kuruluşuna imza atmaktır.

Açıkçası ben Türkiye’nin tehditlerini bir iç politika söylemi olarak okumaktan yanayım. Çünkü Türkiye’nin Irak'ta operasyonel ve mobilize gücü yok. Direk TSK üstünden bir şey yapmaya çalışması intihardan başka bir sonuç doğurmaz. Dolayısıyla gözlerimizi dört açıp pür dikkat izleyeceğimiz güç ''İran ve yandaşları'' olmak zorunda.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT