1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Avcılar ve Şövalyeler!(1)
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Avcılar ve Şövalyeler!(1)

A+A-
(Mourinho, Ancelotti, Simeone ve Guardiola, Wenger, Bielsa)
 
Hayattaki en derin teslim oluşlarımızın aslında ne kadar keyfi dayanaklar üzerine kurulu olduğunu kabul ederek, onlarla alay edebiliriz belki ama bu onların üzerimizdeki boyunduruğunu gerçekten gevşetmeye yetmez; çünkü alay, inanç kadar derinlere inmez.
Bu düşünce bir nebze olsun avutucuysa, kısmen bizi bir yığın yorucu zihinsel işe gark olmaktan kurtardığı, kısmen de kültürümüzde gerekçelendirilmesi oldukça güç şey olmasındandır. Hayatımız, akli sorgulamalara kapalı olan belirli inançlar üstüne kuruludur.
Guardiola'ya ya da hücum futboluna değer verişimiz tümüyle olumsaldır. Sadece böyle şeylere hayranlık duyan bir kurgunun içine doğmuş bireyler olduğumuz için, kültürel olarak böyle bir yargıda bulunuyoruz; pekala bunun tersi de doğru olabilir. Neden kadeh kaldırıp birbirimizin sağlığına sülfürik asit içmediğimiz gibi şeylere eğildiğimizde ise resim iyice bulanıklaşmaya başlar.
 
Benim kültürümle sizinki arasında bir yargılama yapamam; çünkü benim yargım benim kültürümün içerisinden tanımlanmaya mahkumdur, dışarısındaki tarafsız bir noktadan değil. Dışarıda tutunacak bir dal yoktur. Yani ya içerdeyiz ve yargıya dahiliz ya da dışarıdayız ve konu dışıyız.
 
Neyse ki, her yaptığımızı kuramsal açıklamalarla desteklememiz gerekmiyor; zaten bunu yapmak da olanaksızıdır. Aslında, gerçekliğin hiçbir konuda hiçbir görüşü yoktur. Ahlaki değerler, başka her şey gibi, rastlantısal şekillenişle, kültürel geleneklerin yüzer-gezerliğiyle ilgili bir meseledir.
O halde kültür inişli çıkışlı bir dip çizgidir; ama yine de bir dip çizgidir. Köklerimizdeki en uç noktaya kadar uzanır. Aslında onun ötesine bakabiliyor olsaydık bile gördüğümüz şeyin kendisi yine kültür tarafından belirlenmiş olurdu.
Kültür, inceleyemeyeceğimiz kadar derinlere işlemiş olan bir kendiliğinden alışkanlıklar kümesidir ve bu yapısı, onu eleştiriden muaf tutar.
 
Her neyse! Bu yazının beni daha fazla savurmasına izin vermeyeceğim. Herkes gibi ben de futbola bir yerden ve bir kültür içinden bakıyorum. Aslında bu gizemli ve hiçbir yoruma teslim edilmeyecek değer de bir sır değil. Futbol oyunu benim için bir edebiyat metni gibidir.
Teknik adam bir yaratıcı yazar, oyun ise kurgusal, meşruiyeti kendi içinde, bütünsel bir edebiyat evreni. Tıpkı edebiyat eleştirisi gibi, futbol ''oyun eleştirisinin de kendine özgü bir kuramı yoktur. Edebiyat eleştirisi için yardımlarını gereksindiğimiz diğer disiplinler, bu cömertliklerini futbol''oyun''eleştirisinden de esirgemezler.
 
August Comte “Bilginin anlamı, bilgiyle yapabileceğiniz şeydedir.”' diyor; eğer bu doğruysa, dili deşifre etme sanatı olan hermeneutik, bize göz kamaştırıcı biçimde açık olandan şüphe etmeyi nasıl öğrettiyse, aynı yöntemsellik ile pas tipi ve pas seçenekleriyle, oyunu deşifre etme şansını da bulabiliriz. Benzer ilişki ağılarını yapılandırarak, fenomenoloji, alımlama kuramı, yapısalcılık ve psikolojinin katkı ve imkanlarını, bu oyunu doğru okuyup yorumlayabilmek için de kullanabiliriz.
 
Eğer bir sakıncası yoksa ben, böyle yaptığımı ve temel besin kaynağımın bu olduğunu hemen şimdi itiraf etmek isterim. Ama esasen her bilginin kendi nesnesinin bilgisi olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden!
Bu kısa konuşmada başlıkta vaat ettiğim lezzetli yemeğe bir türlü sıranın gelemediğinin farkındayım; çünkü ilk cümlenin hayaleti, sofrayı kolayca terk etmek niyetinde değil. Onda, ergenliğe yeni adım atmış olan saldırgan bir gencin, hiyerarşilere tepeden bakan bir bakışı var!
Bu ve benzer nedenlerden ötürü bu yazıyı bir giriş yazı olarak kabul etmenizi rica edeceğim. Avcı ve Şövalye teknik adamlar ayrımını (gerekçelendirilmiş gerekçeleriyle), bir sonraki yazıya bırakmayı teklif ediyorum!
 
Aslında avcı ve şövalye fikrine dair, futbol oyunu söz konusu olduğunda, bizi çok da fazla meşgul etmesi gerekmeyen, bazı başka bildik sorunlar da vardır. Kimin avcı, kimin şövalye olduğuna kim karar verecek? Kim böylesi bir kurgusallığın içinde yer almak isteyecek? Ve esasen bir avcı ve bir şövalyeyi ayrıştıran futbol oyun içi açık, temellenmeye müsait sabitler var mıdır? (Son cümle açık değil… )
 
Bu konudaki akıl yürütmelerim futbol oyununun ikili hali üzerine bina edilmiş. a- Topun rakipte olma hali b- Topun kontrol altında olma hali.( devam edeceğim)
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT