1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. Ateşten Gömlek...
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ateşten Gömlek...

A+A-

Ortadoğu özel olarak ilgilendiğim ve uzuncu bir süredir hakkında akademik çalışmalar yaptığım bir bölge. Arap Baharı öncesini de sonrasını da gerek siyasi gerekse ekonomik açıdan detaylı şekilde inceleme fırsatı buldum.

Siyasi dengeler bu bölgede anlık değişebiliyor zira yerel inisiyatifler tarih boyunca hiçbir zaman gerçek anlamda özgür olamamış, hür iradeleriyle politika üretememiş. Semitik güçler bu bölgedeki Yahudi varlığını koruma güdüsüyle Ortadoğu toplumlarının kaderiyle her daim oynamışlar, oynamaya devam ediyorlar.

Bununla birlikte, bölgenin sıcak denizler için bir koridor niteliği taşıması semitik kaygıları olmayan süper güçlerin bile ilgisini, bu coğrafya üzerinde hep canlı tutmuş.

Misyonerlik faaliyetleri, tarihsel hesaplaşmalar, yer altı kaynakları gibi bir sürü ekstra faktörü de bu bölge üzerindeki dikkatin nedenleri arasında saymak mümkün.

Ortadoğu ülkelerinde, otoriter rejimlerin hüküm sürdüğü, siyasi tarih için kısa sayılabilecek, görece istikrarlı dönemler yaşanmış ancak bu istikrar, kişiye ve politik çıkarlara endeksli olduğu için gerçek anlamda bir düzen getirilememiş. Kültürel yapıları itibariyle gaza gelmeye müsait Ortadoğu toplumları, vahşi ve kanlı darbelerle, kime hizmet ettiklerini bilemeden, yıllarca kutsadıkları siyasi figürlerini bile alaşağı edip durmuşlar.

Türkiye için ise Ortadoğu'ya kapı olmak tam bir ateşten gömlek. Bir yanda tarihi ve kültürel paydası yüksek bir bölge, diğer yanda ise Cumhuriyet tarihi boyunca yönünü çevirdiği Batı medeniyeti arasında gidip gelen bir ülke için bu konum hep baş ağrıtmış. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal…

Şimdi Türkiye, kendisi için zaten yeterince güç olan bir dönemde, kırmızı çizgi olarak kabul ettiği bölgeyi güvenli hale getirmek adına bir harekat içinde. Uluslar arası dengelerin bu denli oynak olduğu bir dönemde, bu adımın cesaret gerektirdiği muhakkak. Amerika Birleşik Devletlerinin onaylamadığı ancak “Madem engel olamadık, karşısında görünmeyelim” mantığıyla kerhen desteklediği, Rusya'nın restore edilen ilişkilere rağmen Esad'ın geleceğine dair duyduğu kaygılarla uyarı üzerine uyarıda bulunduğu bir ortamda, orada yaşanabilecek beklenmedik bir durum, bölgeyi ateş çemberine dönüştürebilir.

Türkiye'nin en mühim eksiği ise bölgede gerçek bir partnerinin bulunmayışı. İşbirlikleri önemli çünkü bu kaygan siyasi zeminde hep doğru ata oynamak gibi bir mecburiyetin var. Gelişmeleri doğru okuyup buna göre politika üretmek zorundasın zira Ortadoğu için bağlayıcı angajmanlar ya da değişmez ortaklıklar söz konusu değil. Yıllardır Ortadoğu'da çıkar birlikteliklerinin nasıl hızla değiştiğine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Dolayısıyla bu coğrafyada yaşadığımız sürece kalıcı düşmanlıklar yaratarak manevra kabiliyetimizi sınırlamak en büyük hatamız olacaktır.

Suriye'deki Türkmen'in, Kürt'ün, Arap'ın üzerinde başka bir gücün, Türkiye'nin kurabileceği ilişkiden daha etkilisini kurması olanaksız. Bu denli zengin bir hitabetle bu kadar yalnızlaşmak anlaşılır gibi değil.

Bu bölgeye Türkiye öncülüğünde barışın, huzurun, istikrarın geldiği günlere toplum olarak erişmek, rasyonel birliktelikleri kuracak feraseti hep birlikte görmek dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT