1. YAZARLAR

  2. Tayfun TALİPOĞLU

  3. Aslında kendimizi vuruyoruz...
Tayfun TALİPOĞLU

Tayfun TALİPOĞLU

Diyarinsesi.Org Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Aslında kendimizi vuruyoruz...

A+A-

Acılardan saklanmak
mutluluğun anahtarı mı,
yoksa saklanan kendisi mi yüreğin?
Kapı önünden,
pencere camından sallanmayalı eller,
ağır geliyor bedene canlar.
Yaşlı gözlerle uğurlanan genç bedenler
ve her birinin yaşlarından kısa öyküleri
"helal olsun inandıkları dava için öldüler" dedirtmiyor
bana.
Babaların "vatan sağ olsun" sözleri de
anlamını yitirdi.
Çünkü onlar da biliyor ki,
annelerin hıçkırıklarını dindirecek
hiçbir çözüm gelmiyor
cenazelerde baş köşelerde yer alan
devlet erkanından.
Çocuklarını dağa veren bir halk,
yattığı yeri bile bilmedikleri evlatlarına
nasıl yanar bileniniz var mı?
Canlar
sizin anayasa tartışmalarınızla
geri gelmiyor.
Oy kaygısı ile
bir ileri üç geri göstermelik politikalarınız,
her salı günü Meclis Kürsüsü'nde  kükremeleriniz
alt yazılara indirgediğiniz
".............çatışmada 2 şehit verdik,
3 PKK'lı öldürüldü" haberleri
acımızı hafifletmiyor.
Sonra nasıl bir mantıktır bu beyler;
"şehit veriyoruz ama biz de öldürüyoruz."
Ne zaman anlayacaksınız
ölen bizim çocuklarımız,
acı bizim acımız,
anneler bizim annelerimiz.
"Bu bir savaş değil" diye diye
politika malzemesi yaptığınız ölümler
bölgesel ayrılıkları
ve düşmanlıkları getiriyor.
Artık iktidarın da muhalefetin de anlaması gereken
tahammülümüzün kalmadığıdır.
ABD'ye mi soruyorsunuz,
İmralı'ya mı gidiyorsunuz,
her ne yapacaksanız yapın,
bu kan dursun.
Önemli olan şehit yakınlarına sağladığınız
imkanlarla övünmek değil,
şehit vermemektir.
Bu ülke çocuklarını
birbirine kurşun sıkan insanlar konumundan
kurtarmaktır.
Anayasa'nın neresi sivil
Gelelim her akşam haber bültenlerinde
değişmez olarak yer alan
Anayasa tartışmalarına.
Peşin yargılarla girilen komisyonlardan
bir şey çıkmayacağı malum.
Neresi sivil olacak bu anayasanın?
AKP grubu  327 kişilik bir koro,
Başbakan "ne derse o."
1982  Anayasası'nı hazırlayan Danışma Meclisi'nde bile
daha çok farklı ses çıkıyordu.
Yine Kenan Evren ve arkadaşlarının
dediği oluyordu belki ama
hiç olmazsa atanan üyeler
"biat "görüntüsü vermiyordu.
Şimdi sivil dikta özlemleri doruğa çıkmış
ona kılıf hazırlanıyor.
Sonra adı "sivil anayasa" olacak,
"sevsinler sizi"...
Genel Başkanları'na "âşık olanlar" olabilir ama
kayıtsız şartsız kalkan ellere
"parti disiplini" denmez,
"vekiller bedel ödüyor" denir.
Bu sivil anayasa tiyatrosunu
ne yiyor ne de yedirtiyoruz,
gargara bile yapmıyoruz.
Çünkü "vekiller trafik cezası vermesin" diye
valiliklere emir gönderen iktidarın da,
ona bu konuda destek veren muhalefetin de
sadece "kendilerine demokrat" olduklarını
biliyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT