1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Arsenal - Barcelona
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Arsenal - Barcelona

A+A-

Benim için duygusal bir maç bu aslında. Çünkü ben hem Arsenal hem de Barcelona sempatizanı bir futbol severim. Belki bundan daha da önemli olanı, ben Luis Enrique ve Arsene Wenger taraftarıyım. Uzun zamandır klasik manada takım tutmaktan vazgeçip, bunun yerine teknik direktörleri belki de kendime sezdirmeden ikame ettim. Artık takımları değil, teknik direktörleri tutuyorum. Elbette taraftarı olduğum takımlar var; sözgelimi İspanya'da, Barcelona sempatizanıyım ama tuttuğum takım ise Atletico Bilbao'dur. Aynı şey İngiltere için de geçerli; Arsenal'a büyük sempati besliyorum ama esasen taraftarı olduğum takım Tottenham'dır.

Hem duygusal hem de tuhaf olduğunu benim de kabul ettiğim bir maç izliyorum. İki takımın hem sempatizanıyım hem de iki teknik direktörün taraftarıyım. Garip ama gerçek. Barcelona Futbolu denilince benim aklıma Pep Guardiola gelir. Pep Guardiola bir devrimcidir, bir ihtilalcidir: eski klişeleşmiş, yıpranmış, artık demode olan, yüzyıllık futbol algı ve egemenliğine başkaldıran bir isyanın lideridir. Bugün aynı tarihsel sürecin özneleri ve aynı tarihsel sürecin içinden geçen ögeler olduğumuz için, Guardiola'nın değişim, dönüşüm, kısaca futbol devriminin derin ve çok kapsamlı halini çok derinden hissetmiyoruz. Ama emin olun, tarih Pep Guardiola'nın yaptıklarını altın harflerle, hakettiği biçimde ve hakettiği yere koyarak yazacaktır. Bugün Barcelona'nın başında bulunan Luis Enrique esas olarak Pep Guardiola'nın mirasına sadık kalarak, ondan devraldığı mirasın üstüne, özellikle de hücumda, kimi önemli detaylat ekleyerek yoluna devam ediyor.

Belki de Pep Guardiola'nın neler yaptığını ilk farkeden, bu yapılanlardan derinden etkilenip Guardiola'yı ilk takip eden teknik direktörlerden biridir Arsene Wenger. İngiltere gibi geleneksel futbol oyun pratiğinin tavan yaptığı, muhafazakar oyun ekollerinin baç tacı edildiği bir futbol ikliminde devrimci bir görev üstlenen Wenger, Arsenal takımının şahsında, uzun yıllar alsa bile, çağdaş bir futbol pratiği inşa etmeyi başardı. Bu bile dünya futboluna, başlı başına saygıyı hakeden, çok değerli bir katkıdır.

Bu maçı değerli kılan en önemli olgu; iki takımın da bir düzenli ordunun taktik ve stratejisini neredeyse kusursuza yakın bir ustalıkla uygulayıp, bundan baş döndürücü bir oyun planı inşa etme potansiyeliydi. Söz gelimi, Türkiye'de çok revaçta olan “rakibi dengesiz yakalamak” gibi köylü kurnazlığına yer vermeyen, bunun yerine her pozisyonun hakkını sonuna kadar veren ve buna bağlı olarak rakibin defansını dengesizleştiren girişimler iki takımın bizzat oyun planının ta kendisiydi.

Her iki takım da düzenli ordu gibi hücum ediyor ve topu kaptırdıkları anda, tam orada hiç vakit kaybetmeden, çeteleşen bir gerilla grubu gibi pres yaparak savunma hareketinin ilk düğmesine basıyordu. Maç boyunca her iki takım da çok nadiren birbirini eksik yakalama imkanı bulabildi. Ama her girişimlerinde temel bir prensip olarak, pozisyonun içinde kendi rakibinden bir kişi daha fazla çoğalabilmenin her yoluna başvurdular. İki takımın herkesin tanıdığı çok önemli oyuncuları olmasına rağmen, bu çok değerli ve çok şöhretli oyuncular, maç boyunca oyun planının kendilerine biçtiği role kıskançlıkla sadık kaldı.

Söz gelimi Messi, Luis Enrique'nin sağ kanattan sol kanada taşınacak olan toplar için o'na verdiği görevi kusursuzca yerine getirdi. Arsenal defansını tehdit etmek ve bu defansın dengelerini bozmak amacıyla, sağ çizgide buluştuğu her topu önce Arsenal defansını ipe dizecekmiş gibi bir görüntü verdikten sonra, hafif içe doğru kayıp topu mutlaka sol taraftaki Neymar'la ya da Jordi Alba'yla buluşturdu.

Maç, taktik düşünceler açısından öyle bir görüntü kazandı ki, taktik planların kendi başına skor üretebilecek, üstünlük sağlayabilecek, giderek oyun iktidarına dönüşebilecek tarafı kalmadı. Geriye iki takım oyuncularının ayrıştırıcı nitelikleri kaldı. Nitekim ayakiçi daha temiz olan (pasın yönüne, şiddetine ve doğallığına hakim olan ayak anlamında) oyuncu grubu sonucu belirleyecekti.

Oynanan oyun doğru ve meşru olunca, galibiyet ya da malubiyetten bağımsız olarak, iki takım da değerliliklerinden hiçbir şey kaybetmiyor. Hiç kuşkusuz Barcelona Arsenal'dan iki gömlek daha iyi bir oyun kurgusallığı içinde ve oyuncu kalitesi de o oranda daha iyi. Dolayısıyla bu sonuç normal.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT