1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Arakan mı?, Güneydoğu mu?
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Arakan mı?, Güneydoğu mu?

A+A-

Arakan mı?, Güneydoğu mu?

Şimdi ne alaka diyeceksiniz…

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, evlerinden edilen ve öldürülen Arakan Müslümanlarına ulaştırmak üzere yardım malzemeleriyle Myanmar'a (Eski Burma) gitti. Yani Arakan'a gittiler.

Myanmar'ın batısındaki Arakan bölgesinde Budistler ve Müslümanlar arasında mayıs sonunda yaşanan çatışmaların üzerinden bu kadar süre geçtikten sonra biz olayı yine Başbakanımızın sayesinde duyduk.

Sayın Emine Erdoğan Burma'da gözyaşlarını bırakıp döndüler. Uludere'de de gözyaşları kalmıştı. Gideriz, duygulanırız, icap ederse birkaç damla gözyaşı da ihmal etmeyiz, ancak sonrası yürek ister. Sonrası hesap sormayı gerektirir, sonrası namusuyla adalet ister…

Gözyaşı dökmek istiyorsanız çok uzaklara gidip yorulmaya değmez. Bulunduğunuz toprağın her zerresinde acı var.

Bulunduğunuz yerde eğilip toprağa dokunun. Dersimin kanla akan derelerine, Seyit Rıza'nın “beni oğlumdan önce asın” feryadına, Uludere'de parçalanan cesetlere de dokunursunuz. Bu toprağın her zerresindeki acıya dokunursunuz.

İstediğiniz acı için bu ülkeden uzaklaşmayın, kendinizden uzaklaşmasanız da olur. O acı ki her yanımıza sinmiştir. Daha dün 13 yaşında bir çocuk sınırda kurşunlanıp İran tarafında toprağa gömüldü. Sizin 13 yaşında çocuğunuz öldürüldü mü hiç? Öldürüldükten sonra dağ başında, sınırda toprağa gömüldü mü hiç? Toprağa dokunun, o çocuğa dokunun. Yorulmayan, uzaklara gitmeyin, acı ayaklarınız altında. Nadide gözyaşlarınızı Burma'da, Arakan'da tüketmeyin…

İki günden beri Arakan'daki görüntüleri izliyorum. Televizyonlar 1. Haber olarak hep veriyorlar zaten. 2002yılından 2006 yılına kadar Afganistan ve Irak'ta bulunduğum savaş sırasında gördüğüm görüntüleri  belleğimde canlandırdı.

Neden ABD, Almanya , İtalya veya Rusya gitmedi. Hafızam beni yanıltmıyorsa bunlar başta Libya, Tunus, Suriye konu olunca hepsi hemen hemen petrol ganimeti için ağız birliği yapmışlardı.

Bizim Davutoğlu hocamız da acemi emperyalistler misali rol çalma derdinde. Kitaplarındaki teorileri test edecek ya… Merak ediyorum bu dış politika sefaleti nasıl oluşuyor. Şöyle mi diyorlar; “dünyanın bir yerinde bir sorun varsa, yoksulluk varsa, Burma, Somali, Sudan hemen elimize ,Kızılay paketi alıp koşalım. Göreceksiniz çok sempati toplarız”. Muhtemelen Dış İlerindeki “dahi” hariciyeciler Hoca'larına (Davutoğlu) bu parlak fikirleri taşıyıp duruyorlar. “Hocam üstadım, Sayın Bakanım, Arakan'a Emine Hanım'ın gözyaşlarıyla gitsek çok güzel bir etki yaratır”. Hoca'da böbürlenerek şöyle diyordur belki de; “merak etmeyin benim küçük dahilerim Arakan'a, Emine Hanım'ın gözyaşlarını değil, bizzat kendisini getirteceğim”

Hoca böylesine mutlu mesut hariciyecilik oynarken timsahları kızdırabilir. Timsahlar kendilerinden rol çalınmasını hoş karşılamazlar. Malumunuz, “timsah gözyaşları” denen bir şey vardır. Yalnız bu gözyaşlarının hikayesi farklıdır. Timsahlar avını yakalayıp sindirmeye başladığında, sindirimin etkisiyle gözleri sıvı salgılar. Yani bütün mesele avını iştahla sindirmek…. Benden söylemesi

Neyse gelelim Arakan'a. İnanın en çok ben sevindim gitmelerine, ancak kendi kendime sordum.

Kızılay yardım kolileri ve 5 milyon doları yanlarına alarak gidip oradan Dünya'ya mesaj verirlerken, iyi de Şırnak, Hakkari hattında insanlar bomba ve ölüm korkusu nedeniyle kaçıp o güzelim toprakları ter ederken,

Hakkari Şemdinli neredeyse elden gidecekken, İnsanlar katledilirken, askerler ölürken, PKK'lılar öldürülürken, Uludere olayı çözülmezken, Suriye ye bile gayrı resmi Kürt devleti kurulmuşken (yakında ilan edilir)

Kararı siz verin Arakan mı?, Güneydoğu mu?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT