1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. Antepli der ki; “Eeem Dibini Doldur”
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Antepli der ki; “Eeem Dibini Doldur”

A+A-

       Türkiye’de, son on yılda yaşanan, olup biten sosyal, siyasal, ekonomik VTR (video tape recorder)leri birer birer anımsayınız. Ülke, biri diğerinden karmaşık, iç ve dış kalkışmalar ve askersel çatışma fasit daireleriyle örülüydü. 24 Haziran seçimlerini yani, yeni Başkanlık Sistemini tasarlamak, yeni Demokrasinin sandık seçenekleriyle basamak basamak tamamlamak ve bugüne taşımak, başlı başına bir sorumluluk, cesaret ve yeniliktir. Bu değişimin adı hantal parlamenterizmden Başkanlık sistemine geçiştir. Yani yüzyıllık Kamusal ve Toplumsal bir yaşam biçiminin, halkın oylarıyla değişmesidir.  

Artık bu yeni rejimin yeni yasama biçimi ve hukuku; devlet –yurttaş, devlet- toplumsal aidiyet ilişkilerine on yıllarca halel gelmeyecek şekilde adilane inşa edilmesi amaçlanıyor.  Bugün ve yarınlarda yaşayacak nesillere kaynağında eşitlikçi, başka yerde yaşamak istemeyecek kadar özgür ve adaletli bir iklim sunulacak, diye umud edenlerdeniz. Yürütme için,alt yapısız Başkanlık Sisteminin hukuk kurmaylarına çok acil çalışmalar düşüyor. Bu unsurlar siyasi beyinlerinin her türlü gözlüklerini yerinde kullanarak ve özellikle yeni “Siyasi Miyop”luklara neden olmadan sayın Devlet Başkanını Türkiye genelinde seçim listelerini yaparken yanıltanların seviyesine inmemeliler.

Ülkenin demografik yapısını hukuksal zenginlik ile toplumu ve toplumsal değerleri de insani değerlere saygıyla örmeliler. Bu kadrolar, Yeni Türkiye rejiminin sorumluluğunu alanlara; “Yeni Siyaset için, demokratik ve adaletli bir Anlayışın yol haritasını sunarken, net olmalılar. Dar alanda, ben merkezci bir anlayıştan çok daha tehlikeli şey; yeni rejimi karmaşalığa, kibir, şoven ve hamaset ortamına yürütmenin başı Devlet Başkanını yasal düzenlemelerle( kararnamelerle) tetiklemeleri ve bireysel fetişizmi azdırma sapmasına özendirme ihtimalidir... Fetişizm de, eni sonu daraltılmış demokrasiye yönelir ve daha da ortamı daraltır. Yıllar yılı kullandığımız bir tanım var. Yeni sistemin gidişatına göre sanırız tekrarında da yarar var; “Devlet Başkanının etrafında çöreklenen her meslekten ‘Siyasi Miyop’lara dikkat edilmelidir!

Evet, yeni Rejimin modern yürütme yasalarının alt yapısının oluşturulup, değiştirilmesinin yanı sıra sayın Devlet Başkanı olağanüstü prağmatik yapısıyla bir Ombundsman’nın ikna etme, onure etme, güven verme gibi değerleri ön planda tutarak, gergin ülke tanımından barışık bir ülke tanımı ve ortamını sağlamalıdır. Bu özelliklerin de sayın Başkanda olduğunu hepimiz biliyoruz.  Sayın Başkan’nın “Birinci Dairesi” içinde kalan kimilerinin, bu rejimin de  en ciddi sorunu ve engeli olabilecek; “Gösterişi” ve “Rızayı” Külliye de tutarak, halkı pasif oy deposu gören “Siyasi Miyoplara” uyma ihtimalinin kuvvetlenebileceğidir.

Bugün ve özellikle bu yazıda ne kadar yeridir bilinmez amma, Yerel Siyasetin ( şehirler siyasetinin) etrafında görülen unsurlarının yerel halktan ziyade Bürokratik yetkililerin yakın temas gruplarından oluştuğu ve objektiflik arz etmediği ayyuka çıkmıştır.  Kayyumlu, kayyumsuz, İlçe, Şehir ve Büyükşehir Belediyelerinde Seçilmiş Belediye Meclis Üyeleri denilen kaynaktan bugüne kadar hiçbir şekilde yararlanılmamış, hatta yok sayılmıştır. Bu seçilmişlerin kırsalda ve kentlerde halkla ve Muhtarlarla olan kadim hiyerarşik bağları darma duman edilmiştir. Yaklaşan yerel Seçimler,  yerinde Yönetimin temelidir. Oysa, Belediye Meclis üyeleri yerelde yürütmenin, yeni Başkanlık sisteminin nefes borusu, yetki paylaşımı ve çözüm yoludur. Yeni Sistemin Başı yürütmedir ve yurttaşıyla mutlaka konuşmalıdır. Konuşmayı ve dokunmayı beceremediğin her yurttaşın, mevkin ne olursan olsun, sana “artizanca” yaklaşır. Seni yürekten gelen bir gülümsemeyle değil,“poker gülüşüyle” karşılar.

Yeni Başkanlık için 20 kusur yıldır yazan biriyim. Lakin, mutluyuz. Her şey bitti. “Tamam” demiyoruz elbette. Çok ciddi bir süreçteyiz. Direne direne geldik bugüne.    Birliğe ve “Devam”a ihtiyacımız var.  Dünya kadar iş- ekmek- eşitlik ve özgürlük adına eksiğimiz var. Yazımızın seviyesine uygun düşer mi bilmem ama, Gaziantep’te içki masasında kullanıldığı bilinen derin anlamlı bir söz var. içki masasına oturur oturmaz, boş midesine ilk duble içkiyi fon dip yudumlayan arkadaşına Antepli; ”eeem önce dibini doldur.”  dermiş.  Yüzyıllık bir Sistem değişikliğinin içerdeki ilk adımı, Siyasi Miyoplarla, şovenizmle ve sektarizmle oyalandırılıp heba edilmemeli. Dibi Olmalı…

Rast gele…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT