1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Amedspor- İstanbulspor
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Amedspor- İstanbulspor

A+A-

“Vur-kır, parçala, bu maçı al” utancını Diyarbekir'de duymak benim kanımı dondurdu. Hangi Amedspor taraftarı ağzı salyalı ırkçı, Türkçü bu tezahüratı içine sindirip haykırabilir? Vurup kırıp parçalayacaksanız, gidin o düzeysiz mafyatik dünyanızda yaşayın. Yeşil sahalara adım atmayınız. Amedspor Kürtlerin sportif aklı ve yeteneklerini adı futbol olan bu oyuna taşıyarak dünya aleme göstermekle görevli. Milletin ayağını eline vermekle değil.
 
Futbol kabadayılık kaldırmaz. Futbol cahil bir barbarlık arzusuna hizmet etmez. Futbol zeka ve yetenek oyunudur. Aklınızla yeteneklerinizi yaratıcı bir şekilde birleştirir ve bu yolla rakibinizi alt edersiniz. Gerisi düşkün sefil bir cehalet profilinden başka bir şey değildir. Diyarbekir'de zaten yeterince acı var; bir temiz nefes alanıdır yeşil sahalar. Burayı kirletmeye hakkınız yok. Ya rakibinizi mertçe, aklınız ve yeteneklerinizle yenersiniz ya da hak ettiğiniz yer neresiyse gider orada kusmaya devam edersiniz.
 
Bu maçta sadece bu iğrenç tezahürat çevre kirliliği yaratmıyordu. İMC TV'nin çok kötü naklen yayını ve Amedspor'un ilk yarıda akla ziyan zavallı oyunu da bu kirliliği katman katman sevimsizleştiriyordu. Üç bileşik pas yapamayan Amedspor ilk yarıda İstanbulspor'un doğru oyununa sadece eskord gibi refakat ediyordu. Defansın kaleciden gelen doğru kısa pasları kendi arasında “adeta sarhoş bir kafa” ile eveleyip geveledikten sonra, ikinci ya da üçüncü bölgeye uzun vurarak heba etmesi izah edilebilir değildi.
 
Geçen sezon alanları çok adam ve topla birlikte şaşırtıcı bir biçimde kateden Amedspor'dan eser yoktu. Ne oldu o Amedspor'a? Bu durum Abdullah ve Yusuf'un yokluğu ile açıklanamaz. Çünkü bu bir oyun tarzı. Oyuncuların yetenekleriyle ilgili bir durum değil. Üstelik maçın 35. dakikasında rakip 10 kişi kalmış.
 
İkinci yarıda oyun oynama mantalitesi açısından değişen tek şey Ercüment'in şahane golüydü. Oyunu hızlı oynamak, uzun paslarla amaçsız bir şekilde topu rakibe ikram etmek değildir. Kaba defansif vuruşlarla ileriye doğru atılan her top, rakibe ambalajlanmış bir hediye sunmaktan başka bir şey değil ve aklı başında bir oyuncunun neden bu aptallığa meyil ettiğini anlamış değilim.
 
Rakip 10 kişi kalmışsa bu size sahanın her alanında rakipten daha fazla oyuncu bulundurma imkanı verir. Özellikle de top rakipteyken iki sıkıştırma için çok muazzam bir imkan bu. Ama Amedspor bu fırsatı hiç kullanmadı. Şehmus oyundayken kullanma imkanı da olmazdı. Çünkü Şehmus artık miadını doldurmuş eski saygın bir oyuncu. Amedspor'un gerçek bir santrafora ihtiyacı var. Genç, dinamik, rakip defansı rahatsız eden ve hem rakip defansın arkasına koşular yapan hem de merkezden gelecek ataklara pas opsiyonu olabilecek bir hücumcu gerekli.
 
Amedspor bu ligde sıkıntısız şampiyon olmak istiyorsa Deniz Naki'nin etrafında ona adeta kementle bağlı dört kişilik bir “çete” örgütlemelidir. Top rakipteyken yıldırıcı bir çoklu presle o topu kazanacak ve topun olduğu bölgede her zaman çoğalma imkanı elde edilmiş olacak. Top Amedspor'a geçince de adeta bir orkestra şefi zarafetiyle Deniz Naki, etrafındaki dörtlü çete ile alanları katedecek ve topun atılacağı bölgelerde, rakip için önlenmesi imkansız tehdit ve tehlikelere yol açacak.
 
Bir küçük uyarı; Amedspor'lu iki oyuncu kendi arasında paslaşırken hem topu atan hem de topu alan oyuncu, top kendilerine gelinceye kadar hareketsiz duruyorlar. Bu statik davranış hemen terk edilmeli. Çünkü oyuna ve topa hız kazandıran şey, atılan her topun yönüne doğru hareketlenmek ve daha top kendine gelmeden topla buluşmaktır. Eğer Amedspor hem dörtlü çeteyi inşa eder hem de topla buluşmayı hareketli halde yapmayı başarırsa şampiyon olmaması için hiç bir neden kalmaz.
 
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT