1. YAZARLAR

  2. Ali Fikri IŞIK

  3. Amedspor “Avcı” Kedî Kir! *
Ali Fikri IŞIK

Ali Fikri IŞIK

Gazeteci ve Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

Amedspor “Avcı” Kedî Kir! *

A+A-

Doğrusu Amedspor'un Abdullah Avcı'nın yere göğe sığdıramadığı o ünlü “sistematiği”nin genleriyle oynayıp, kimyasını bozması çok keyif vericiydi. Sistem takımı olduğunu her fırsatta, biraz da kibirli bir yüz ifadesiyle, herkese anımsatan Abdullah Avcı maçın 4. dakikasından sonra, sahanın kenarında sadece kimyası bozulmuş bir teknik direktör profili çizmedi, aynı zamanda biyolojisi mutasyona uğramış biri olarak dönüp durdu.

Diyarbakır'dan, savaş bölgesinden gelen ruhu yaralı takım, İstanbul Başakşehir'de bal ve börekle semiren takımın kulaklarını, ona hissettirmeden, kemirdi. Özellikle 4. dakikada Ercan'ın neredeyse 40 metrelik mesafeden Başakşehirspor kalesine yolladığı füze, tam 90 diye tabir edilen çatalın dibine değip içeri girdiğinde Olimpos Dağı'ndaki futbol tanrılarının “işte bu.. adalet böyle tecelli eder” dediklerini duyar gibi olduk.

4. dakikadan sonra oyun Başakşehirspor için bir sistem olmaktan çıkıp, psikolojik bir travmaya dönüştü. Tam da bu noktada Türk futbol pratiğinin en iflah olmaz sorunu, bütün görkemiyle sahne aldı. Oyuncular bu oyunu oynayan ve bunun için eğitilmiş aktörler olmaktan çıkıp, psikoloğun terapi divanına uzanmış ezik, özbenliğini kaybetmiş, nevrotik birer hastaya dönüştü.

Eğer Amedspor cidden Türk tarzı futbol oynama pratiğini taklit etmeyen bir zihinsel dünyanın ürünü olmuş olsaydı, Başakşehirspor bu maçı asla beraberlikle bitiremezdi. Israrla “Amedspor ve dolayısıyla Kürt kentlerinin takımları Türk tipi futbol oynama pratiğini taklit etmekten vazgeçmelidirler” derken kastettiğim oyun içi temel hastalıklardır.

Bu maçta da top Başakşehirspor'a her geçtiğinde Amedspor oyuncularının büyük bir bölümü geriye doğru koşular yaptı. Oysa futbol doğrusu topun kapıldığı yerde kendi kalene doğru koşmayı değil, topu kapmak için rakibe doğru koşmayı emreder. Geriye doğru her koşu rakibe geniş alan bırakır; takım geriye doğru koştuğu için rakip pressiz, baskısız biçimde topla olan hakimiyetini sürdürür ve bu önemli bir inisiyatife dönüşür.

Topun rakibe geçtiği durumlarda Amedspor geriye doğru koşmayı terketmelidir. Tam tersine kararlı bir gerilla gurubu gibi, topun kaptırıldığı alanı kuşatmalı, ikili üçlü şok preslerle topu kapmış olan rakibe hiçbir hamle yapma imkanı bırakılmamalıdır. Elbette kolay birşeyden sözetmiyorum; ama unutulmamalı ki her zor şey önce inanıp, ikna olmak sonra da o hareketi sürekli tekrarlayarak, öğrenmekle mümkündür.

Amedspor, eğer becerebilirse, düzenli ordu starteji ve taktikleriyle hücum etmeli ve baskın, yıldırıcı, rakibe hareket alanı bırakmayan şok gerilla taktikleriyle de hem defans yapmalı hem de çoklu presin bu prensiplerini sahanın her alanında kullanmalıdır. Bunun için Amedspor oyunun boyunu kısaltmalı, oyunun gerisiyle ilerisi arasındaki mesafe hiçbir surette 40 metreyi aşmamalı ve ileride daha üretken olunmak isteniyorsa, kaptan Şehmuz Özer'den daha dinamik, daha hareketli, daha pozisyonlar içinde yeralmayı bilen ve vuruş kalitesi yüksek bir ya da iki hücumcu istihdam etmelidir.

Deniz Naki'nin fiziksel kalitesi bugün itibariyle ikinci lig seviyesi için yeterli görülebilir. Ama bundan sonraki kupa elemeleri ve sıkı bir şampiyonluk yarışı için, üzülerek söylüyorum, yeterli değildir. Deniz Naki'nin Amedspor için ne kadar önemli olduğunun bilincindeyim, Deniz Naki de bizim için ne kadar önemli olduğunu unutmamalıdır; daha çok çalışarak atletik özelliklerini bir üst seviyeye çıkarmalıdır. Büyük zaferler, büyük oyuncuların büyük çalışmalarıyla ancak mümkün hale gelebilirler.

*Amedspor Avcı'yı Evcilleştirdi.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT