1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Alternatifsizlik ve AK Parti
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Alternatifsizlik ve AK Parti

A+A-

Alternatifsizlik ve AK Parti  
AK Parti, 10 yılı aşkın bir süredir Türkiye'yi tek başına yönetiyor.
10 yıldır geminin rotasını AK Parti belirliyor ve tek başına kaptanlığı yürütüyor. AK Parti kaptanlık yetkisini halktan aldı. Ancak, özellikle üçüncü dönemde gelen iktidar, AK Parti'yi tek parti gibi davranmaya yöneltti.
AK Parti özellikle 2002'deki ilk dönemindeki demokratik hassasiyetinden bayağı uzaklaştı.
Çok partili sistem içerisinde tek parti, tek lider kimliği öne çıkmaya başladı.
AK Parti tarafından en çok eleştirilen “milli şef” dönemi, bizzat AK Parti içerisinde kök salıp yeşermeye başladı. Başbakan Erdoğan tarafından en çok eleştirilen “milli şef”, Sayın Başbakan'ın bünyesinde yeniden vücut buldu.
Bu yazının amacı AK Parti'yi eleştirmek değil. Yazının amacı, 2002 yılından bu yana temel hedeflerinden, ilkelerinden, demokrasi, hukuk ve AB politikasından bu kadar uzaklaşan bir partinin nasıl olur da her seçim döneminde daha güçlü bir halk desteğiyle iktidara geldiğini anlamaya çalışmaktır.
Bunu anlamanın en kolay yolu “bugün seçim olsa sonuç ne olur” diye sormaktır.
Bugün bir seçim olursa AK Parti, güç kaybına uğrasa da, yine en az % 40 civarında oyla birinci parti olur. Peki, demokrasi konusundaki gerilemeye, Erdoğan'ın tek adam yönetimine, polisin hukuk dışı uygulamalarına ve kalbura dönen hukuk sistemine rağmen neden hala AK Parti tek seçenek olmaya devam ediyor?
Bu sorunun cevabı açık: CHP, MHP ve BDP iktidar alternatifi olmaya hazır değil.
İktidarın en güçlü adayı ve ana muhalefet partisi CHP'ye bir bakalım isterseniz:
CHP, bugün, yani yirmi birinci yüzyılda bile İttihat ve Terakki'nin kadrocu geleneğini devam ettiriyor. Ulus devlet, Kemalizm ve derin devlet geleneğiyle aynı hatta yürümeye devam ediyor.
CHP,  kalın bir battaniye gibi hassasiyetlerine o kadar sıkı sıkıya örtündü ki, yanından hızla akıp geçen dünyaya iyice yabancılaştı. AK Parti, 10 yıllık iktidarıyla, çok güçlü bir Türkiye pratiğine sahip oldu. Sadece Türkiye değil, son 10 yıllık döneminde dünyada olan her gelişmede, değişme ve dönüşmede sürece tanıklık etti, hatta çoğu zaman da sürecin içerisinde yer aldı. AK Parti'nin Türkiye'yi etüt ettiği, dünyayı okuduğu, dünya devletlerinin arka bahçesine, mutfağına girip çıktığı bu dönemde CHP'nin tek yaptığı battaniyesiyle sıkı sıkıya örtünmek oldu.
CHP iktidar tecrübesinden uzaklaştıkça hem Türkiye'ye, hem dünyaya yabancılaştı. CHP örtündükçe, “modern toplum” denilen paradigmayı her geçen gün daralan bir çembere dönüştürdü. Dindarlar ve Kürtler gibi toplum kesimleri “modern toplum” çemberinin dışına itildiler. CHP zaman zaman bu kesimlere göz kırpsa da, bu göz süzmelerin nazdan, işveden kaynaklandığı, pazarlıksız ve uzun süreli beraberliklere kapı açmadığı herkesin bildiği bir şeydi.
CHP yeni Türkiye'yi kavrayamadı. İktidardan uzak kaldıkça, yönetme tecrübesine yabancılaştıkça iktidarla arasındaki mesafe daha da açıldı.
Yeniden AK Parti'ye dönersek;
AK Parti, ilk iktidar dönemindeki şefkati çoktan kaybetti. Demokrasiyi bir tarafa bırakalım, AK Parti şefkatini yitirdi. Sayın Başbakanın dili incitici, yaralayıcı bir dile dönüştü.
Milyonlarca insanı yaralayarak, inciterek hükümet etmenin sürdürülmesi mümkün değil; ancak bugün, Başbakanın inciten, acıtan, can yakan üslubuna rağmen CHP bir alternatif olamamıştır.
AK Parti misyonunu tamamlamasa da, CHP'nin alternatife dönüşememesi yeni arayışları gündeme getiriyor.
Hatırlarsınız 2000'li yılların başında Türkiye'nin DSP-MHP koalisyonuyla iyice zora girdiği dönemlerde,  AK Parti kurulmuş ve yaklaşık bir yıl içerisinde de iktidar olmuştu. AK Parti'nin sayısal çokluğuna rağmen bugün de benzer bir tıkanıklık yaşanmaya başlandı. Bu tıkanıklığın aşılabilmesi için 2001 yılında kurulan AK Parti'nin yarattığına benzer yeni bir heyecana ihtiyaç var.
Duygularını yitirmiş, heyecanını kaybetmiş CHP'nin yeni  dünyayı kavramak için uzun bir istirahata ihtiyacı olduğu anlaşılıyor. Tam böyle bir dönemde, daha önce  Cem Boyner'in liderliğinde kurulan Yeni Demokrasi Hareketi (YDH) gibi bir oluşuma ihtiyaç var.
Asaf Savaş Akat, Cengiz Çandar, Can Paker, Etyen Mahçupyan, Kemal Anadol, Mehmet Altan,Kemal Derviş gibi isimlerin yer aldığı Yeni Demokrasi Hareketi, 1994 yılında, bugün bile tereddütle söylenebilen sözleri cesaretle söylemiş ve 1994 koşullarında çok cesur adımlar atmıştı.
1994, 1995 gibi Türkiye'nin en karanlık yıllarında kurulan YDH, ağır baskılar altında kendini sürdüremedi.
Bugün YDH gibi girişimlere ve Cem Boyner gibi atını çekinmeden yel değirmenlerine karşı süren cesur insanlara ihtiyaç var.
Bugün, AK Parti'nin 2001 yılında yarattığı heyecanı yeniden yaratacak, yeni girişimlere ihtiyaç var.
Eğer Türkiye bu değişimi başlatamazsa AK Parti, bir sonraki seçimlere alternatifsiz bir parti olarak girecektir. Gittikçe totaliterleşen bir AK Parti'nin, dördüncü döneminde Türkiye'ye çok fazla  vereceği bir şeyi olmayacaktır.
İleri demokrasiyle yola çıkıp, palalı demokraside çıkmaza düşen AK Parti'ye karşı, bir alternatif oluşturmak için candaş medya harekete geçsede muhataplar yalamladı.

Ne demeli bekleyip göreceğiz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT