1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. Ağlayan ağladığıyla kalıyor...
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

Ağlayan ağladığıyla kalıyor...

A+A-

AĞLAYAN AĞLADIĞIYLA KALIYOR...

Pazar günü miting ve basın açıklamalarının adresi; Diyarbakır ve bölge illeriydi.Bir hafta öncesinden bildiriler dağıtıldı.Düzenlenecek yürüyüşe herkes davet edildi.Beklenen gün geldi, çattı.Ve Pazar günü Güneydoğu'da tansiyon oldukça yüksekti.Hani derler ya Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir diyeSabah saatlerinde kent merkezinde esnaf kepenk kapatmış, caddelerle yüzü puşili vatandaşlar beklemede.Yani hava oldukça puslu idi.Öğlen saatlerinde açıklama sonrası başlayan yürüyüş...İzin verirmisin, vermezmisin derken başladı göstericiler, taş atmaya.Tazikli su, gaz bombaları, havai fişekler, taşlar, atılan kurşunlar havada uçuyor...Olaylar sürerken, yaralananlar, ayılanlar, bayılanlar, bağıranlar.Olayların sonucunda yaralananlar ve Diyarbakır'daki olaylar sırasında Aydın Erdem adlı 23 yaşındaki üniversite öğrencisi aldığı kurşun darbeleriyle hayatını kaybediyor.E şimdi kim bunun hesabını verecek.Malum bu ülkede ölen öldüğüyle kalıyor.Yani analar ağlıyor, Mardinli Aydın Erdem'in anasının ağladığı gibi...Hep demiyoruz mu 'Analar Ağlamasın' diye.Ağlayan ağladığıyla kalıyor...Tıpkı bugün Tokat'ta ağlayan 7 ana gibi...

Evet Pazar günü İmralı Cezaevi'nde bulunan Abdullah Öcalan'ın yaşam koşullarının ağırlaştırıldığı iddiasıyla Diyarbakır ve bölge il ve ilçelerde yapılan olaylara dönecek olursak...Gözde illerden Diyarbakır ön plandaydı.Her zamanki gibiHele medya için bulunmaz bir yerdi Diyarbakır...Televizyon kanalları ana haberleri Diyarbakır'dan açıp, Amerikayı ziyaret eden Başbakan ile kapattılar.Diyarbakır'da yaşanan görüntüleri hayretle izledim.DTP önünde bekleyen kalabalık önce yürümek istiyor, yürüyüşe geçildiği sırada polislere taş atınca poliste gaz bombası kullanıyor.Havai fişeklerle karşılık veren göstericilerle güvenlik güçleri arasında sokak savaşları başlıyor. Sanki bilgisayar oyunları oynar gibi...Ama bunda joistikler bozulmuyor nedense.Diyarbakır'da her caddede lastikler yakılmış, köşe başları tutulmuş...Yer yer barikatların kurulduğu mahalle aralarında gösterileri bastırmaya çalışan güvenlik güçlerinin havaya ateş açıyor, ama nafile insanlar nedense kaçmıyor.Gazetecilere saldırılıyor.Çocuklar gaz bombasını yiyip dışarıda ağlıyor.Belediye başkanları ve milletvekilleri gözü yaşlı (göz yaşartıcı gazlara maruz kaldıkları için)bir şekilde DTP binasından çıkıyor.Etraf tam bir savaş alanı.AK Parti İl Başkanlığının bulunduğu bina taş yağmuruna tutuluyor.Cam üstünde cam kalmıyor.Sakinleştirme çabaları işe yaramıyor.Bir dönem Diyarbakır valiliğini yapan şu anki Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala'nın dediği gibi cana geleceğine cama gelsin diye.Ama malesef hem cama geldi, hemde CANAAydın Erdem adlı genç kurşunlarla hayatını kaybediyor.Cenaze Mardin'e götürülüyor...Ancak yine herkes tedirgindi dün.Tedirginlik ve sessizlik beni olduğu gibi bütün Diyarbakırlıları korkuttu.Diyarbakır'da 19 sivil toplum kuruluşu şiddet olayları ile ilgili sağduyu çağrısı yapsada olan olmuştu bir kere...Keşke bu acı olaylar yaşanmazsa...Keşke herkes demokratik hak talebini dilediği gibi kullanabilse...Yılların birikimi mi, öfkenin bir sonucu mu, bilemiyorum.Ancak "Birileri" nedense hep bu şehrin kaderiyle oynuyor...Yine bu akşam saatlerinde Tokat'ta meydana gelen olay.7 can gitti, şimdi ne olacak...

İnanın bu tür olaylar bin yıldır birlikte yaşayan Türklerin ve Kürtlerin birbirlerinden hızla uzaklaşmasına neden olmaktadır.Demek istediğim hiç kimse şiddet tarafı olmamalı.Çünkü şiddetin sonu her zaman felaket olduğunu herkes bilmelidir.Dileriz ki, bir daha bu tür istenmeyen OLAYLAR yaşanmasın.Umarız ki bir daha bizi derinden üzen bu görüntülerle karşılaşmayız...

Yapmayın, etmeyin, günahtır, yazıktır insanlarımıza!..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT