1. YAZARLAR

  2. Adnan ŞİMŞEK

  3. ''AB''ye Diyarbakır'dan geldim.
Adnan ŞİMŞEK

Adnan ŞİMŞEK

Gazeteci / Genel Yayın Yön.
Yazarın Tüm Yazıları >

''AB''ye Diyarbakır'dan geldim.

A+A-

Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu, AB Dönem Başkanı Danimarka'ya, enerji ve iklim konulu çalışma gezisine Diyarbakır'dan davet edildim. . .

İstanbul'dan 3 saatlik yolculuk sonrası Kopenhag'a indik. 23 gazeteci arkadaşım ve 2 proje koordinatör ve 1 çevirmenle özgürlükler ülkesi Danimarka'nın başkenti Kopenhag'a vardık . Uluslararası Basın Merkezi Başkanı Annemarie Zinck tarafından karşılandık. Kopenhag hakkındaki brifing sonrası. Öğle yemeği yiyeceğimiz restorana kısa bir yürüyüş yaptık.

Danimarkalıların araç yerine bisikletleri tercih ettiklerine şahit olduk. Kentte park yerleri bisikletlerle dolu. Hemen hemen her Danimarkalı toplu taşıma aracıçlarını veya bisiklet kullanıyor. Tabii bisikletler için ana yollarda bisiklet yolu bile düşünülmüş, ışıkları bile ayrı. Metro çalışması nedeniyle bozuk bir yoldan gittik. Bozuk yoldan getirildiğimiz için kızaran bozaran defalarca özür dileyen Basın Merkezi Başkanı Başkan Zinck'in durumuna bir anlam veremedim, çünkü Diyarbakır'ın cadde ve sokaklarındaki çukurlardan kaça kaça Formula yarışçılarından daha usta olduk.

Kopenhag'da Dışişleri Bakanlığı'nda Dış Politikadan Sorumlu Müsteşar ve Büyükelçi Michael Zilmer ile görüşmemizde hazır bulunan Bakanlık Bölüm Şefi Chiristel Ann-Sophie Maertens ve Başkan Zinck; 'Tüm Türkiye hoş geldiniz' diyerek bizi karşıladı. Başkan gülümseyerek, “bu cümleyi Google'den öğrendim” dedi. İklim ve Enerji Bakanı, Bakanlık Müsteşarı, Büyükelçi ve önemli bürokratlarla görüştük. Kimi tek başına çıkıp geldi, kimi bisikletiyle geldi. Bakanlara eşlik eden korumalar, polisler yok. Bağrışma, çağrışma, güvenlik çemberi, gerginlik vs. hiçbir şey yok. Herkes olağanüstü mütevazi. Bu duruma hepimiz şaşırdık tabi ki.

Bu noktada Türkiye'ye dönelim isterseniz. Mesela Diyarbakır'ı bakan ziyaret ettiğinde, Valilik ilgili kuruluşlara standart bir yazı gönderir. İl Emniyet Müdürlüğü tören mangasını hazırlar. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü görev alanıyla ilgili her türlü düzenlemeyi yapar ve tedbirleri alır. İl Sağlık Müdürlüğü tam donanımlı bir ambulansı personelleriyle birlikte hazırlar. DHMİ havaalanında karşılama ve uğurlama için VIP tertip ve düzenini sağlar. DEDAŞ İl Md. Bakanın gideceği yerlerde elektrik kesintisi olmaması için gerekeni yapar. Asayiş polisleri ve Trafik polisleri yolların güvenliğini sağlar. Yukarıdaki uygulamalar bakan, milletvekili üst düzey bürokratlar geldiğinde tekrar edip durur. Bu günlerde vatandaşlar tam bir tehdit gibi algılanır. Kimse, bu makam sahibi önemli kişilere yaklaştırılmaz. Mühim kişiler bu şatafattan o kadar etkilenirler ki, görev süreleri içerisinde evrim geçirir ve fiziki yapılarında değişiklik olur. Mesela daha yukarıdan bakmak için boyunlarını iyice geriye atarak bakarlar. Bu durum da kısa sürede boyunda eğriliklere yol açar. Merak eden okurlarımız Sayın Mehdi Eker'in boyun yapısını inceleyebilirler. Kopenhag'da bizde yaşanan bu şatafatın ne kadar anlamsız olduğu görüyorsunuz.

Sadece bu açıdan bile aramızda 100 yıl var. Çalışma gezisinin İkinci günü sabah Kopenhag Belediyesi'nde iklim yöneticisi Martha Katrihe Sorensen tarafından 2025 Kopenhag Sera Gazı Salınım Oranını Azaltma Planı'nı dinliyoruz. Bayan Sorensen'in, 'uygarlık göstergesi' olarak gösterilen şehir ışıklarının uzaydan algılanma oranını, 'kirlilik' olarak nitelemesi oldukça ilginçti. Belediye Binası'ndan Dışişleri Bakanlığı, Eigtveds Pakhus binasına gittik.

Burada Danimarka Dışişleri Bakanlığı'nda Dış Politikadan Sorumlu Müsteşar ve Büyükelçi Michael Zilmer ile diplomat Christel Ann Maertens gazetecilerle görüşmesinde Roj TV sorununa, Avrupa'nın ekonomik durumuna ve AB dönem başkanlığına ilişkin konulara değindi. 'off the record' olarak Roj Tv'nin yayınlarının durdurulması için mahkemenin kapatma kararının olduğunu ve bu kararın uygulanması için Ekim ayında meclise sunulmak üzere yeni bir yasa hazırlığı içinde olunduğunu açıkladı. Buradan da daha sonra İklim ve Enerji Bakanı Sayın Martin Lidegaard ve İklim Bakanlığı Danimarka Enerji Ajansından Sayın Anders Hasselager ile bir araya geldik.

Ülkesinin enerji tasarrufuna katkıda bulunmak için makam aracı olarak bisikleti tercih eden ve parlamento ile bakanlık binasına da bisikletle gelip giden Lidegaard yenilenebilir enerji kaynakları konusunda bizlere bilgi verdi. Sayın Bakan'a makam aracı olup olmadığı sorduk. Makam aracı olduğunu ve sadece yağmurlu günlerde parlamentoya gitmek için ender olarak kullandığını söyledi. Lidegaard, AB ülkelerindeki enerji kaynaklarının yüzde 60-70'inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması gerektiğini ve bu noktada enerji politikalarında yapılacak bir yanlışın gelecek 40 yılı tehlikeye sokma riski bulunduğunu söyledi.

Bisikleti ile basına poz verince aklıma yine Bakanların Diyarbakır'da gezi programları geldi. Bakan Uçaktan iner inmez VIP'te heyecan başlar. Herkes itiş kalkış ön sıralara yanaşmaya çalışır. Vali, Emniyet Müdürü, Daire müdürleri ve partililer uçağın yanına kadar giderler. Bıraksalar uçağın içine gidip el bebek gül bebek taşımak ister gönülleri aslında. Sonra Bakan Bey iner hepsiyle teker teker tokalaşır şikâyetleri dinler, sonra valiye kızmış gibi yapar (Hımmmmm der gibi, şakacıktan yani). Yola çıkmak için kendisi için hazırlanan Vali'nin zırhlı aracına biner. Bir yere giderken 5 koruması 2 öncü araç toplam 6 polis memuru ağır silahlı (kaleşnikof-uzi, MP5 v.b) yola çıkar. Sonra gideceği yol güzergahındagüzergâhında polisler trafiği keser. Sirenler öter, polisler bağırır. Megafonlar ötmeye başlar. Deneme için mikrofonlara vururulur.(21 DL kenara geççççççççç, kenara geç, şofoor trafiği aksatma vs.) korkudan araçlar çil yavruları gibi dağılırlar. Yanında vali zırhlı araçla arkasında 2 koruma aracı Jammer'ler eşliğinde daire müdürlerinin araçları da onlara yetişmek için basar gaza. Jammer'le geçiş güzergâhında cep telefonlarını etkisiz hale getirir ve iletişim hakkı o anda gasp edilir. Bu arada Bakan, film icabı koyu camların arkasında vatandaşı selamlar gibi yapar ama vatandaş onu göremez.

Tekrar Kopenhag'a dönecek olursak kentinın batısında bulunan Rockwool International'da üst düzey danışman Sayın Thomas Nordli tarafından yapılan sunumda enerji tasarrufuna ilişkin politikalar anlatıldı. Enerji politikasında temel hedef, işletmelerdeki enerji tüketiminin yüzde 20, hanelerdeki elektrik tüketiminin yüzde 10 seviyesine düşürmek. Yeni binalar, enerji tasarrufu kriterlerine göre yapılıyor, eski binaların yalıtımı konusu da ciddi bir program dahilindedâhilinde takip ediliyor. Şehrin büyük bir bölümü merkezi sistem ile ısıtılırken soğutma ihtiyacına dönük de aynı yaklaşım ortaya konuluyor. Enerji politikaları belirlenirken 200 değişik grubun katılımı sağlanmış, özel şirketlerin görüşleri alınmış.

Siyasi irade tek taraflı dayatmacı bir yaklaşım ortaya koymadan ortak bir hedefin nasıl gerçekleşeceği konusunda toplumun tüm katmanlarının katılımını almış. Hanne Beer'in (eski belediye konseyi çalışanı) ve yeni emekli polis müfettişi Sn.Ove Bendtsen'in az enerji harcayan evini ziyaret ederek enerji tasarrufu hakkında bilgi aldık. Ertesi gün güneş görmeyen, yağmuru çok, adası bol, günü uzun Kopenhagen Middelgrunden bölgesinde bulunan rüzgârgülü parkına tekne ile gidiyoruz. Rüzgâr enerjisi konusunda dünyanın bir numarası Danimarka'da rüzgâr panellerinin yanından geçerek bilgi alıyoruz. Tanesi 1 milyon 200 bin Euro'ya mal olan Rüzgâr panellerinin kentin elektriğinin yüzde 50'sini karşıladığını öğreniyoruz. Danimarka rüzgâr panelleri çiftliklerini denize bile kurmuş biru ülke. Bu ülkede enerji konusundaki duyarlılığın düzeyini her noktada görüyorsunuz. Alternatif enerji konusunda halkın katılımını sağlamak konusunda değişik yöntemler uygulanmış. Bunlardan en ilginç olanı, alternatif enerji yatırımlarına halkın etkin katılımının sağlanmış olması.yatırımcı olarak katılması. Mesela 1 milyon 200 bin € rüzgârgülü yatırımı için vatandaş belirli oranda sermaye katıp yatırıma ortak olabiliyor. Diyelim ki 12.000 € katan bir vatandaş bu yatırımın % 1'ine ortak oluyor. Bu arada paranız ölçüsünde rüzgâr panellerine ortak olabiliyorsunuz. Her ay kar ettiğiniz oranda devletten hak edişinizi alabiliyorsunuz.

Oradan BIG diye anılan Danimarkalı ünlü mimarlar tarafından tasarlanan Süper Wedge Projesinin minyatürlerini inceliyoruz. . BIG Basın ve İletişim sorumlusu Sayın Daria Pahhota ve Proje Yöneticisi Sayın Nanna Gyldholm Møller'den bilgi aldıktan sonra Kopenhag'ın kuzeyinde bulunan büyük Danimarka Sanat Müzesi Louisiana' gidiyoruz. Rehber eşliğinde kısa sureli 'Pink Caviar' sergisini gezerek bilgi alıyoruz. Benim için bu gezinin en önemli tarafı, demokrasi denen şeyin bizim algıladığımızdan çok farklı bir şey olduğunu görmek oldu. Diyarbakır'da güne korna sesleriyle başlıyoruz, korna sesleri ve havai fişek patlamalarıyla bitiriyoruz. Bu seslere alıştığımız için de durumu normal karşılıyoruz. Danimarka'da arabalar sanki kornasız üretilmiş. Üç gün boyunca bir defa bile korna sesi duymadık. Demek ki kornasız iletişimi öğrenmediğimiz sürece yaşadığımız rejimin demokrasi olmadığını bileceğiz… Kopenhag gezisi benim için iyi bir tecrübe oldu. İyi çalışılmış, iyi düşünülmüş bir program hazırlanmıştı.

Mükemmel programa beni dahil eden Ticaret Sanayi Odası Genel Sekreteri Mehmet Aslan ve bu geziye katılmamı sağlayan AB Diyarbakır Koordinatörü Mehmet Nezir Güneş'e teşekkür ederim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT