1. YAZARLAR

  2. Mahmut Şimşek

  3. 8 Mart Kutlu Olsun - 8 ê Edarê Pîroz Be
Mahmut Şimşek

Mahmut Şimşek

Siyasi Analist - Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

8 Mart Kutlu Olsun - 8 ê Edarê Pîroz Be

A+A-

İnsanlık tarihi mücadele tarihidir derler. 8 Mart da  yüzlerce yıllık insanlık tarihinin takvimine cemre düşürülen günlerden biri, kadınların mücadele tarihidir.

          8 Mart, neden ve nasıl kadınların mücadele ve dayanışma günü olmuş.

Böylesi bir günden söz etmek için tarihe dönmek gerekir. Çünkü tüm mücade­leler yeni kazanımlarını, gelişmelerini ve acıla­rını beraberinde taşır.

Bugün yarını doğurmak adı­na eskir.

Yarını görmek için dünü bilmek; kısaca özgürlük, eşitlik ve demokrasi adına bu özel günleri anmak ve anlamak gerekir...

Her yeni­nin bir eskisi vardır. Her bireyin, her toplumun bir hikayesi vardır, özneldir. Ama insanlığın toplumsal tarihi objektiftir, evrenseldir, bir uçtan bir uca ortak değerler taşır, kolektiftir, etkendir, edilgendir ve unutulmazdır.

Örneğin kanlı Kapitalizm, bugünkü kapital olana kadar insanoğluna neler çektirip çektirmediği hakkında neler biliyoruz?

Bilim, teknoloji, insan hakları, sosyalleşme, siyasallaşma, örgütlenme, ulusallaşma ve evrenselleşme, bugünkü yerini öyle kolay mı aldı ?

Tabii ki hayır.

Bugün hala kimimiz yan baksak bile, dört gözle üyelik yolunu gözlediğimiz Avrupa'nın dününü hatırlayın; kendi içinde ve denizaşırı coğrafyalarda ne kadar gaddar ve barbar olduğu tarihlerinin sarı sıcak ama kanlı sayfalarında tap taze durmuyor mu?

Yine Amerika kıtası­na ayak basan beyaz adamların Kızılderili­lerin, İnkalar'ın, Aztekler'in soyuna jenositçe nasıl incir ağacını diktiklerini, çizgi romanları Tomkis, Teksas, kovboy (sı­ğırtmaç) veya militer infazcı-işgal birliklerini ko­nu eden filmlerle bize bu soykırımları anlatan utanmaz eserler olarak bir şeyler hatırlatmıyor mu ?

Takvim Avrupa'da 19. yüzyılın 1848'ini gös­terirken özellikle İngiltere'de işçiler uzun çalış­ma ve düşük ücretleri protesto etmek için Cartist Anarko sendikal hareketlerle makineleri kırmaya başladığı bilinçsiz ve anarşist sendikal evreyi yaşıyordu.

Aynı yıllar Amerika'da da emek, çalışma saatleri ve örgütlenme için emek bayrağı yükseltilmişti.

Günümüzde olduğu gibi Tekstil iş kolunda ki makine ve teknolojiye kadın ve çocuk işçiler daha uyumlu, ucuz ve randımanlı olduğu için, hala dünya tekstil işverenlerin tercihidir.

Bu yıllarda bu iş kolunda Amerika’da kadın ve çocuk işçi sömürü­süne 8 saatlik işgünü, eşit işe eşit ücret talebi ile grev hazırlıkları yapılmaktadır.

8 Mart 1857 gü­nü New York'ta tekstil işçisi kadınlar greve gi­der.

Çalıştıkları fabrikayı işgal ederler.

İşten atıl­mış arkadaşlarının dışarıya çıkarılmalarına izin vermezken, polisi de içeri bırak­maz, kapıları kilitlerler.

Fabrika kundaklanır, yangın çıkar. Bu kez polisin onların dışarı çık­masını engellediği rivayet edilir.

Çıkan bu yan­gında 129 kadın yaşamını yitirir.

20. yüzyılın başlarına gelindiğinde sanayi toplumu sınıf çatışmalarına uluslararası daya­nışmalarını da katmıştır.

İşçi sınıfı yükselen de­ğerler arasındaki yerini alır. Bunda da kadınla­rın payı büyüktür.

1910 yılında Kopenhag'da toplanan 2. Enternasyonalin Kadınlar Konferansı'nda o dönemin meşhur kadın işçi önderi Clara Zetkin'in öner­mesiyle 8 Mart dünya kadınlarının uluslararası mücadele ve dayanışma günü ilan edilir.

1975 yılında BM (Birleşmiş Milletler) tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak resmen ka­bul edilir.

Evet, kadınlarımız ülkenin yarısı. Ya eğitimi ne, ekonomideki rolü ne?

Bu ülkenin genelinde kadınsız sosyo ekonomik yaşamın neden çiçeksiz dal gibi durduğu sırıtıyor olsa da ve bu duruşun kadının eğitiminin, iş, sosyal, siyasal yaşamdaki yeriyle ne kadar alakalı olduğunu başka bir yazı konusuna bırakalım.

Her şeye rağmen ülkemizdeki kadın haklarıyla, mücadelesiyle iyimseriz.

1977 yılının 8 Martını anımsıyorum. Diyarbakır Emek Sineması'nda 50 kişilik Kadın Korosu sadece Kürdçe ezgiler, kadın üzerine şarkıları, konuşmacılar da kadının yerel ve uluslararası sorunlarını dile getirdikleri için, o gecenin Tertip komitesinin tümü ve ko­nuşmacılar yıllarca yargılandılar, işkence gördüler, hapis yattılar.

Kadınlara, kapitalizmin özgürlüklerini feodalizmin "kara" kefeninden iyi göstersek de, kadını törelere kurban ettiren kapitalist olanak­ların özendirici ve ahlaksız payı yanlış yaklaşımlarla atlanarak, unutturularak, ülkemiz kadını, bölgemiz Kürd kadını genelde medyatikleştiriliyor. Evet sistemin pislikleri unutturularak bize başka türlü sunulup, acılarımızla bizi bize tatmin ve terbiye ettiri­yorlar. Adına da namus diyorlar...

Ülkemiz, Bölgemiz kırsalının ve kent varoşlarının "yaşayan ölüle­ri" kadınlara sahip çıkmayı gündemine alması gereken Yerel yönetimler ve Belediyelerimizin projelerinde dileriz yenilik içeren, eğitim ve üretime dönük iş merkezli projeleri olmalı ve çoğalmalı...

Merhaba alfabesiz analar.

Sizin bu dünyada, bu ülkede ve böl­gede doğurmaktan öte çok şeyi sırtladığınızı biliyoruz ve görüyoruz ki, siz uyandıkça bugüne kadar anlatamadığımız demokrasi ve barış mücadelesini de biz erkeklerden daha cesur ve yerinde yapıyorsunuz.

Merhaba emek Anneleri,

Merhaba Barış Anneleri; emek yalnız kazma kürek değilse, ki değil; 8 Mart tüm emekten yana olan kadınlarındır.

Siz, neslimizi çoğaltan Anneler; zaten doğurganlık özelliğinizle en büyük emekçisiniz.

 

8 Mart  hepinize kutlu olsun!

8 ê Edarê li we teva pîroz be!

Önceki ve Sonraki Yazılar