1. YAZARLAR

  2. Abdulkadir Nur GÖRDÜK

  3. 21 kıtalık şiirde örneklerle anlatılmaya çalışılan bir Dünya kenti...
Abdulkadir Nur GÖRDÜK

Abdulkadir Nur GÖRDÜK

Şair / Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

21 kıtalık şiirde örneklerle anlatılmaya çalışılan bir Dünya kenti...

A+A-

DİYARBEKİR 
Bereketli vadiyi, yaran Dicle’ye bakıp,
Fiskaya’nın başına, otur biraz nefeslen.
Selahaddin Eyyubi, otağ kurmuş karşıda,
Tarih karanlığından, surlara doğru seslen.
Asurlu, Pers, Emevi, Abbasî, Selçuklular,
Mervaniyle, Akkoyun, Eyyub, Osmanlı derken.
Hüküm sürmüş yüzyıllar, bu muhterem şehirde,
Tarihine saygılı, değer vermiş giderken.
Çevresi kalkan gibi, karataşla örülü,
Çin seddinden de eski, surların Diyarbekir.
Seksen iki burcu var, onaltı da kalesi,
Beş buçuk kilometre, turların Diyarbekir.
Kırklar dağı eteği, kör olası Suzan’ la,
Türküsü iz bırakmış, yanık Celal sesinde.
Şeyh Muhammed düzlüğü, mezarlık arenası,
El üstünde geleni, saklıyor sinesinde.
On gözlü köprü hala, duruyor asaletle,
Azgın su karşısında, o eğilmez başıyla. 
Ne canlar yitirilmiş, bu mahzun memlekette,
Neler görmüş kim bilir, şu ihtiyar yaşıyla.
Yapılış esnasında, hikâyeleri farklı.
Burçlardan Yedikardeş, Keçi ve Evli beden.
Ustanın sanatına, çırağın haykırışı,
Geçmişte ölümüne, savunulmuş kaleden.
Çevresini kuşatan yüksek ve geniş surda,
Güneşin batımıyla, kapanırmış kapılar.
Mardin kapı, Dağkapı, Yeni ve Urfakapı, 
Saymakla bitmiyor ki, tarih yüklü yapılar.
Çay önü sahilinde kumlu, çakıllı yerde,
Yetişen karpuzları, her bir deve heybesi.
Şerbetçi Bâve Alo, sallarken taslarını,
Meyan kökü, sıcağın özlenen buzlu sesi.
Melekahmet, İskender, Behrâm, Fatih paşalar,
Yönetim kademesi Lala, Defterdar, Kadı.
Kimi mektep ve cami, kimi aşhanesiyle,
Dünya da dua ile, yâd edilmek murâdı.
Dört mezhebin birlikte, kullandığı bir mâbet.
Ulu cami, İslâm’ın beş hareminden biri.
Avlusunda saati, şadırvanı muhteşem,
Asırlardır ayakta, eskisi kadar diri.
Yıllarca kiliseyle, dostça komşuluk yapan,
Dört ayaklı minare, Akkoyunlu eseri.
Diğer adı Şeyh Matar, gâvur mahallesinde,
Dört sütun üzerinde, bir denge şaheseri.
Âlimler yetiştirmiş, müfessirler sayısız.
Zinciriye hem de Mesudye medresesi.
Hasanpaşa, Çiftehan, Deliller hanı ise,
İlim yolculuğunda, sanki konak adresi.
Elyesa’ ve Zülkifil, adı Kuran da geçen,
Peygamber ikisi de, Yaradan sevgilisi.
Zennun, Hallâk ve Danyal, Harun, Hürmüz nebiler,
Eğil ilçemizdedir, hem mübarek hepisi.
Tanrısıyla barışık, hem veli kullarından,
Sarı Saltık, Hintbaba, Zincirkıran türbesi.
Vatanını bırakmış, Halit oğlu Süleyman,
Manevî fatihimiz, Peygamber sahabesi.
Camilerle iç içe, ezan ve çan sesleri.
Şemsiler tapınağı, Küçük ve Meryemana.
Başka dinleri temsil, anılan bu mekânlar,
İbadethane olmuş, gayrimüslim insana.
İnsanlık tarihiyle önem bulmuş nezafet.
Vahabağa, Çardaklı, Paşa, Devâ hamamı.
Kim yakmış külhanını, acep kimler yıkanmış, 
İzleri tarih olmuş, hayal olmuş tamamı.
Arbedaş ve Hançepek, namı yürümüş muhit,
Özü doğru, sözü söz, mert olanların yeri.
Küpeli, Dıngılhava serinleme noktası.
Bedenden atlayanlar, delikanlının seri.
Sanırım benzeri yok, Allah’ın bir rahmeti 
Diyarbekir’le özdeş, adı Hamravat suyu.
Hatun kastalı yıkık, Anzele çok derinde,
Dibinden kaynar gibi, Yusuf’u alan kuyu.
Cahit Sıtkı, yanılmış yolun yarısı derken,
Kırk altıda kapanmış, bu Dünyaya gözleri.
Süleyman Nazif, Ziya Gökalp, Ali Emiri,
İlim, irfan ehlinin, dışa vuran yüzleri.
Diyarbekir evinin, genişçedir eyvanı.
Bazalt taştan avluda, havuzla, tulumbası.
İpekten şal dokuyan, değerli ustaları,
Altından hasır örer, bakırı ayran tası.
Saklarsın yüreğinde, her türlü güzelliği.
Şehirlerin sultanı, en onulmaz kalemsin.
Kalamam senden ayrı, özlerim her şeyini
Sen benim korunağım, evimsin, ailemsin.
A.N.G

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT