1. YAZARLAR

  2. Tanzer Polat YILMAZ

  3. 15 Temmuz Sonrası Kürt Meselesi
Tanzer Polat YILMAZ

Tanzer Polat YILMAZ

Güneydoğu GİAD Başkanı
Yazarın Tüm Yazıları >

15 Temmuz Sonrası Kürt Meselesi

A+A-

“Yahu bu Kürtler de kendilerini hatırlatmak için fırsat kolluyor” demeyin. Konuya bir de şu açıdan bakın. Son yıllarda ülkenin yaşadığı en büyük badirelerde safını hep ülkesinden taraf seçen bir halktan söz ediyoruz. Gezi hadiselerinde itidali elden bırakmayan, şiddetin tırmandığı dönemde iç çatışmayla sonuçlanabilecek provokasyonlardan özenle kaçınan ve son olarak Cumhuriyet tarihimizin en kara gecesi ve sonrası biz Kürt'üz, onlar Türk demeden,  ülkenin doğusuyla batısıyla tüm şehirlerinin meydanlarını doldurarak demokrasi adına kardeşleriyle omuz omuza mücadele veren bir halktan.

Herkes gider, çürükler temizlenir, biz bize kalırız , biz bize lazımız diyoruz ya. Gün bunu cümle aleme göstermenin, pürüzleri giderip, kılçıkları ayıklamanın günü değil mi sizce de ?

Enerjimizi, bize 15 Temmuz'u yaşatan sebepleri ortadan kaldırmaya, bir daha kendi halkına silah doğrultmayacak, görev bilinci yüksek, vatansever, liyakat sahibi, genç ve dinamik bir silahlı kuvvetler teşkilatını sil baştan kurmaya, kamu kurumlarına çöreklenmiş örgüt kadrolarını temizleyerek, bu ülkeye hizmet etmeye layık pırıl pırıl vatan evlatlarını bulmaya, geleceğinden endişeli yurttaşların, ülkeye dair umutlarını yeniden yeşertmeye harcamak varken sonu gelmeyecek bir çatışma girdabında boğulmak niye?

Saydığım tüm bu işleri hakkıyla yapabilmek için zamana ihtiyacımız var. Sakin kafayla çalışıp iğne ucu kadar bile açık bırakmayacak kararları alarak, uygulamaya koyacağımız rahat bir zamana. Bu zamanı kazanabileceğimiz en önemli alan, doğuda çatışmasızlığın sağlanarak ülkenin bu kronik sorundan bir an önce kurtulmasıyla elde edeceğimiz hareket alanı. Bunun için aslında koşullar her zamankinden çok daha müsait. Güçlü bir siyasal otoriteye, bir araya gelip (ciddi bir eksikle de olsa),  tartışabilen, yeni anayasa çalışmalarına kapı aralayabilen siyasi liderlere ve belki de en önemlisi toplumsal bütünlüğe sahibiz. Eksik olan tek şey istemek, kendine azıcık dert edinmek…

Anayasal çerçeve içinde, zenginleştirilmiş temel hak ve özgürlükleri sağlayarak, şiddetin elinden en önemli argümanlarını almak, bu işin sonunu kendiliğinden getirecektir. Hele hele 15 Temmuz gecesi daha açık şekilde anlaşıldığı üzere, Kürt sorununun  kangren hale gelmesine sebep olduğu besbelli bir yapılanmaya karşı topyekun mücadele halindeyken, çözüme karşı olan menfaat gruplarının direncini kırmak çok daha kolay.  Aslında atla deve bir işimiz yok yani. Çektiğimiz yanımıza kar kalıyor sadece .

 

15 Temmuz sonrası restorasyon sürecinin en önemli, en anlamlı adımı olmaz mı Doğu'da sona eren çatışma?  Kabaran birliktelik ve kardeşlik duygularımızı taçlandırmaz mı? Böyle bir musibetten doğacak en hayırlı şey  değil mi bir daha tanık olmayacağımız şehit cenazeleri?

Olur mu olur . Hem de ne güzel olur…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT