1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Zorunlu göç ve barış özlemi
Zorunlu göç ve barış özlemi

Zorunlu göç ve barış özlemi

Bölgede Kürt sorunundan kaynaklı çatışmalı süreç birçok aileyi yerinden yurdundan etti. Göç ettikleri illerden tarihi Newroz dolayısı ile Diyarbakır'a gelme şansı yakalayan birçok yurttaş hasret giderdi.

A+A-
Barış rüzgârlarının kuvvetli bir şekilde estiği bugünlerde göç edişin sebeplerini yaşadıkları sıkıntıları göç edenlerle yüz yüze görüştük.
 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaklaşık 40 yıldır yaşanan çatışmalı süreç milyonlarca kişiyi evinden etti. Yüz binlerce insanı etkileyen çatışmalı süreç ve beraberinde yaşanan köy boşaltmalar, işsizlik ve yoksulluğu da had safhaya ulaştırdı. Bu nedenle bölgeden birçok aile, “yeni bir yaşam” umuduyla batı illerinin yolunu tuttu. Ancak aradıklarını ilk başta bulamadı. Kürt kimlikleri nedeniyle aileler birçok zorluklarla karşı karşıya kaldı. Bu süreçte bazı ailelere Kürt oldukları için iş verilmezken, bazı aileler ise, kiralık bir ev dahi bulmakta zorlandı.
 
Kardeşlik tohumları yeşerdi…
 
Uzun yıllar zor şartlar altında hayatlarını idame etmek zorunda kalan Kürt aileler, zamanla kendilerine “ön yargı” ile yaklaşanlarla kaynaşmaya başladı. Kürt sorunun çözümü konusunda Türkiye'de her geçen yıl demokrasi ve özgürlükler adına atılan her adım halklar arası kaynaşmayı da beraberinde getirdi. 2013 yılında AK Parti hükümetinin girişimleri ve Diyarbakır Newroz'unda Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla başlayan “çözüm süreci” halklar arasında barış ve kardeşlik tohumlarının yeşermesine de neden oldu.
Kobanê'de IŞİD saldırıları ile hassaslaşan ve 6-7-8 Ekim olayları ile kopma noktasına gelen müzakere süreci, keskin bir geri dönüşten yeniden müzakereye evirildi. Tam bu noktada 2015 Newroz'u da önem tarihi bir ilgiye mazhar oldu.
 
2013 ve 2014 Newroz'unda olduğu gibi Türkiye halkları için tarihi bir önemi olan Abdullah Öcalan'ın “silahlara veda” ve “Ortak Yaşam” çağrısı yaptığı bu yılki Newroz kutlamalarına Türkiye'nin birçok ilinin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden binlerce kişi Diyarbakır'a akın ederek o ana şahitlik etti.
 
Tarihi Ulu Cami önünde “kaçak çay” keyfi
 
Yaşanan tarihi anı yaşamak için kente gelen binlerce kişiden biri olan Murat Kaplaner, 1999 yılında Diyarbakır'da yaşanan işsizlik ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle ailesi ile birlikte İstanbul'un yolunu tutmuş.
 
16 yıl aradan sonra kendi topraklarına gelerek hasret gideren Kaplaner'e tarihi Ulu Cami önünde “kaçak çay”ını yudumlarken rastladık. Murat Kaplaner'den Diyarbakır'dan nasıl göç ettiğini, göç ettiği yıllarda İstanbul'da ne gibi zorluklar çektiğini dinledik.
 
“Birbirimizi anlamaya başladık”
 
Diyarbakır'ın özellikle 90'lı yıllarda büyük acılar yaşadığını anlatan Kaplaner, yaşanan acının yanında Diyarbakır halkının büyük ekonomik sıkıntılar çektiğini de söyledi. Bu nedenle insanların batı illerine yöneldiğini belirten Kaplaner, “90'lı yıllarda yaşananlar nedeniyle Diyarbakır halkı batı illerine dağıldı. Ancak insanlarımız şehirlerindeki sıkıntılardan kaçarken batı illerinde bu kez kimlik sorunu yaşadı. Kürt oldukları için birçok kişi iş bulmakta kiralık ev bulmakta zorluklar çekti.
 
O dönemlerde medyanın kullandığı dil ve bölgededeki çatışmalar Kürt halkına ön yargı ile yaklaşıma neden oldu. Bu da doğal olarak batıya göç eden ailelerin zorluklar yaşamasına sebep oldu. İlk İstanbul' gittiğimde 3-4 ay boyunca kiralık ev aradım ve ancak inşaat halindeki bir ev bulabildim. Kürt sorunundan kaynaklı önyargılar yüzünden ailece oldukça sıkıntılı dönemler geçirdik. Zaman içerisinde yaşanan gelişmelerle birlikte bir kaynaşma yaşandı. Türk kardeşlerimizle birbirimizi daha iyi anlamaya başladık. Onlarda bizim bu yaramızı ve bu sorunumuzu gördü ve bizlere hak vermeye başladı” dedi.
 
“Herkes barışa susamış durumda”
 
Zamanla yaralarımızı sarmak için bize gönlünü açan birçok Türk arkadaşlarının olduğuna vurgu yapan Kaplaner, “Çünkü batıdaki insanlar da bizim kadar barışa susamış durumda. Çünkü onlarında hayatları da kararmış durumda. Bu sorun nedeniyle Türkiye'nin ekonomisi de dibe vurdu. Sağlık, adalet ve eğitimde geride kaldı. Para savaşa harcandığı için eğitime ve kalkınmaya yatırım yapılmadı.
 
Tüm bu sorunlar yaşam standartlarımızı geriletti. İnşallah bundan sonra o hatalara düşülmez. Yaşanan huzur ortamı ve barış ortamı bugün Diyarbakır'a gelmemize ve Tarihi Newroz'a şahitlik etmemize vesile oldu” diye konuştu.
 
'Kürtler barış istediğini dünyaya gösterdi'
 
Abdullah Öcalan'ın kaleme aldığı mektubuna ilişkinde konuşan Murat Kaplaner, “Abdullah Öcalan'ın mesajıyla ve PKK'nin yaptıklarıyla Kürtler bir kez daha barışa hazır olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Tek temennim ve isteğim hükümetin ve siyasetçilerin Öcalan'ın ve bu halkın mesajını iyi okuması. Yaşananlardan mutluyuz güzel şeyler bekliyoruz. Her ne kadar ortada 30 -40 yıllık bir savaş olsa da bu sorun 100 yıllık bir sorundur. Artık çözümün kendini dayattığı bir süreçtreyiz. Halklar barışa huzura ve kardeşliğe hazırdır. İnşallah hükümet de buna hazırdır. Olmasa da hazır olmasını talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
 
'Huzurlu ve barış dolu günler yakın'
 
Kaplaner, yaşanan bu olumlu gelişmelerle bölgenin daha da çok kalkınacağına inandığını dile getirerek, başta Kürt kökenli iş insanları olmak üzere tüm iş çevrelerine yatırım yapması gerektiğini de belirtti. İş insanlarının çözüm sürecini, yakından takip ettiğine inandığını belirten Kaplaner, sürecin iyi gitmesi halinde bölgeye yapılacak olan yatırımlarında hız kazanacağını kaydetti. İş insanlarının yatırım yapması için ilk önce kendilerini güvende hissetmesi gerektiğine dikkat çeken Kaplaner, güvenli, huzurlu ve barış dolu günlerin çok yakın olduğuna inandığını dile getirdi.
 
'O günleri hatırlamak istemiyorum'
 
1997 yılında İzmir'e göç etmek zorunda kalan ve tarihi Newroz için Diyarbakır'a gelen Süleyman Aksak isimli yurttaş ise, göç ettiği zaman yaşadığı sıkıntılar nedeniyle o günleri hatırlamak bile istemediğini söyledi. İnsanın kendi toprağından koparılmasının anlatılmaz bir acı olduğunu belirten Aksak, kalben mücadele verenin hiçbir zaman kaybetmeyeceğine inandığını kaydetti. Aksak, “Çok şükür ben her zaman zorlu günlerin bir gün geride kalacağına inanan ve bunun için elinden gelen mücadeleyi veren biriyim. Hamdolsun ki alın terimizle verdiğimiz mücadeleyi kazandık ve çok şükür kötü günleri de geride bıraktık. Yaşadığım zorlukları Allah kimselere yaşatmasın” dedi.
 
'10 madde hızlı bir şekilde somutlaştırılmalı'
 
Newroz kutlamaları için Diyarbakır'a geldiğini anlatan Aksak, Öcalan tarafından verilen mesajın ise son yılların en önemli ve en büyük mesajı olduğunu söyledi. Ortada 40 yıla yakındır verilen bir mücadelenin olduğunu belirten Aksak, “Bu mücadelenin geldiği noktada artık tarafların, insanların, tabiatın, doğanın, ekonominin, çalışma hayatının kısacası hayatın her yönünün sekteye uğradığı yanlışların olduğu ve büyük zararların olduğu bir noktadayız. Artık bu noktadan ötesi savaş olur. Savaşın bir daha yaşanmaması için de yapılan çağrının son derece olumlu ve değerli olduğunu düşünüyorum. Tabiî ki bundan öncesi var. Dolmabahçe'de kabul edilen ve imza altına alınan 10 maddenin de artık tarafların kontrolü altında hızlı bir şekilde somutlaştırılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.
 
'Öcalan ortak yaşamı dillendirdi'
 
Abdullah Öcalan'ın mesajın da “Demokratik Cumhuriyet, Ortak Yaşam, Birlik-Beraberlik ve Kardeşlik” vurgusu yaptığına dikkat çeken Aksak, “Abdullah Öcalan ortak yaşamı dillendirdi. Silahsızlanmayı dillendirdi. Eğer Ortadoğu'da bir silahlanma olacaksa demokrasi karşıtı kişilere karşı bu yapılmalıydı. Bu silahlanma coğrafyamızda kanlı katliamlarda bulunan DAİŞ'e karşı olmalıydı. Bunu herkes gördü. Artık bu saatten sonra yapılması gereken tek şey demokratik çerçeve içerisinde ortak yaşamda buluşmaktır” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT