1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Zorla ,getirme, felaket ,olur
Zorla ,getirme, felaket ,olur

Zorla ,getirme, felaket ,olur

Bugüne ertelenen 'KCK ana davası' 2′nci oturumu öncesi değerlendirmelerde bulunan dava avukatlarından Erhan Ürküt, Pazartesi günkü oturumda 'meşruiyet' krizi yaşandığını hatırlatarak müvekkillerinin tutumlarının bugün de aynı olacağını kaydetti.

A+A-
Ürküt, müvekkillerinin zorla cezaevinden getirilerek asker zoruyla mahkeme salonunda bekletilmesini ummadıklarını ama böyle bir şeyin olmasının yargılama açısından felaket bir durum olacağını vurguladı.
 
Pazartesi Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve 94′ü tutuklu 180 Kürt siyasetçinin yargılandığı “KCK ana davası”nın 60′ıncı duruşmasının 1′inci oturumu, mahkemenin “Meşruiyet” krizi ile başlamıştı. Duruşmada söz alan müdafi avukatlar ve müvekkilleri, mahkemenin asli bir yargılama yapamayacağı, tarafsızlığını yitirdiği ve meşrutiyetini yitirdiğinden kaynaklı mahkemenin davadan çekilmesini talep ederken, duruşma salonunda bulunan 84 tutsak mahkemenin tutumuna karşı mahkeme salonunu terk etmişti. Ardından duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, verdiği ara kararında, avukat ve müvekkillerinin taleplerini “ciddi” olmadığı ve mahkemenin tarafsız bir yargılama yaptığı gerekçesi ile ret ederek duruşmanın 2′inci oturumunu bugüne ertelemişti.
 
Dava bugün devam edecek
 
Bugün Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek olan duruşmanın 2′nci oturumunda avukatların ve müvekkillerini tavrının ne olacağı merak konusu olmuştu. Bugünkü duruşmaya ilişkin konuşan dava avukatların Erhan Ürküt, “KCK” davası kapsamında ilk operasyonların yapıldığı 14 Nisan ve 24 Aralık 2011 tarihlerini hatırlatarak, müvekkillerinin görüntülerinin, savcılık tarafından kimlerin tutuklamaya sevk edildiğine ilişkin bilgilerin kendilerinden önce basına servis edildiğini hatırlattı.
 
Ürküt, “24 Aralık operasyonunda bizler savcının odasının kapısında beklerken bir anda basında kimlerin tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edildiğini öğrendik. Savcıya sorduğumuzda 'kesinlikle böyle bir şey yok' dedi. Ancak basında çıkan isimlerle sonradan savcının tutuklama istemiyle mahkemeye sevk ettiği isimler bire bir tuttu” dedi.
 
15 gün içerisinde 7 bin 500 sayfalık bir iddianame ve 400 klasörlük bir iddianameyi okuyan mahkemenin yargılaması ile karşı karşıya olduklarını dile getiren Ürküt, “15 günde insanoğlunun olağan üstü bir çabası ile okunan bir dosya olarak gözümüze çarptı. Biz bu kadar şeyin okunmadığını düşünüyoruz” ifadesinde bulundu.
 
'Bu tavır almaktır'
 
17 Aralık operasyonu sonrası özel yetkili mahkemelerin durumunun tartışılması ile ilgili kendilerinin daha önce bu konuda tartışmalar yaptıklarını dile getiren Ürküt, “Bu gündemi biz daha önceden tartışıyorduk. Bugün siz yargılamayı başka bir mahkemeye verseniz bile yargılama adil değilse, yargılamanın isminin, cisminin ne olacağı önemli değildir. Biz bugün tamamıyla adil yargılama olmayan bir yargılama ile karşı karşıyayız. Duruşmada neler olduğunu hepimiz gördük. Müvekkiller ve bizler şunu tartıştık: Siz AYM'nin milletvekilleri için verdiği kararı dinlemediniz. Bu ne demektir. Türkiye'nin en üst mahkemesine karşı tavır almaktır” dedi.
 
'Türkiye'de paralel yargı var'
 
Türkiye'de sadece paralel bir devlet yapısının olmadığını aynı şekilde paralel bir yargının da olduğunu ifade eden Ürküt, “Bugün paralel devlet var denildiği gibi paralel yargı da var. Ankara'da farklı yargılama, Diyarbakır'da farklı yargılama. Biz bunları hepsini söylememize rağmen mahkeme tavrını ve tutumunu sürdürdü. Ancak AYM dört saat içinde verdiği bir karar ile bu mahkemenin kararının yanlış olduğunu belirtti. Ardından Diyarbakır mahkemeleri bu kararın ardından Cumartesi günü milletvekillerini tahliye etmek zorunda kaldı” şeklinde konuştu.
 
'Tavrımız aynı olacak'
 
Pazartesi günü avukatlar ve müvekkiller olarak mahkeme heyetine karşı oldukları tutumu bugün de sürdüreceklerini belirten Ürküt, “Bugün mahkeme tüm müvekkillerimizi tahliye etmek zorunda. Mahkeme bugün yargılama yapmıyor. Mahkeme müvekkillerle uğraşıyor. Bugün biz yine gideceğiz. Bugün bizim açımızdan pek bir şey değişmiyor. Biz dün nasıl mahkemenin çekilmesini düşündüysek, bugünde düşünüyoruz, yarında düşüneceğiz. Çünkü artık bu mahkemenin meşruiyeti tartışılır duruma geldi. Mahkemenin bunu kendiliğinden düşünmesi lazım. Ama biliyoruz ki mahkeme kendisinin meşrutiyetinin tartışılmadığını, adil bir yargılama yaptığını düşünerek duruşmayı Perşembe gününe bıraktı. Perşembe günü de bizim aynı taleplerimiz olacak. Mahkemenin bu taleplerimiz sonunda ne karar verecek bilmiyoruz. Biz yine aynı taleplerimizi dile getireceğiz” dedi.
 
'Taleplerimiz ret edilirse …'
 
Müvekkillerinin mahkemede savunma yapmak istemedikleri ve duruşmaya katılmak istemediklerini ifade eden Ürküt, “Mahkeme Perşembe günü yine taleplerimizi ret ederse, artık mahkemenin yargılama yapması da imkansız hale geliyor. Artık müvekkillerimiz bu mahkemede ne savunma yapmak istiyor nede mahkemeye çıkmak istiyor. Böyle bir durumda büyük ihtimalle mahkeme Adalet Bakanlığı'ndan görüş isteyecek.
 
Duruşmayı da kanaatimce birkaç ay ileri bir tarihe erteleyecek. Bu şartlarda yargılamayı yapacağını düşünerek görüş isteyecek ya da duruşmayı 3 ay sonraya bırakıp yargılamayı bitirecektir. Umarız mahkeme inatlaşma yoluna gitmeyecektir. Biz böyle bir felaket yaşanacağını düşünmüyoruz. Açıkçası biz müvekkillerimizin zorla cezaevinden getirilerek asker zoruyla mahkeme salonunda bekletilmesini beklemiyoruz. Bu Türkiye'de yargılama açısından çok felaket bir durum olur” şeklinde konuştu. 

HABERE YORUM KAT