1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Zorla ben türk'üm dedirtiliyor
Zorla ben türk'üm dedirtiliyor

Zorla ben türk'üm dedirtiliyor

Okullarda okutulan "Andımız"ın kaldırılmasına ilişkin 5 yıl önce kampanya başlattıklarını kaydeden MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdurrahim Ay, Danıştay'da "Andımız"ın kaldırılması için dava açtıklarını, davanın Danıştay tarafından reddedildiğini kendilerinin ise önce temyize başvurduklarını sonuç çıkmazsa AİHM'e gideceklerini söyledi.

A+A-

Okullarda okutulan "Andımız"ın kaldırılmasına ilişkin 5 yıl önce kampanya başlattıklarını kaydeden MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi Başkanı Abdurrahim Ay, Danıştay'da "Andımız"ın kaldırılması için dava açtıklarını, davanın Danıştay tarafından reddedildiğini kendilerinin ise önce temyize başvurduklarını sonuç çıkmazsa AİHM'e gideceklerini söyledi. Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı Kasım Birtek ise, mevcut sistemin eğitim -öğretim sisteminin antidemokratik bir yapıya bürünmesine neden olduğunu söyleyerek, Türk olmayan çocuklara zorla "Ben Türküm" dedirtildiğini ifade etti.

2013-2014 eğitim öğretim yılının başlamasına sayılı günler kala anadilde eğitim ve "andımız" ile ilgili tartışmalar da her yıl olduğu gibi yine gündeme gelmeye başladı. Anadilde eğitim konusunda henüz yasal bir düzenleme yapılmazken, okullarda "Andımız"ın okutulmamasına ilişkin açılan davalar tek tek sonuçsuz kaldı.

ANDIMIZIN OKUNMASI
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başkanı Avukat Abddurrahim Ay, 5 yıl önce "Andımız" ın kaldırılması için kampanya başlattıklarını ve bu çerçevede milli eğitim müdürlüklerine dilekçeler verdiklerini söyledi. Öğrenci "andı"nın yıllardan beri özellikle bölgede tepkiyle karşılanan bir uygulama olduğunu kaydeden Ay, "Çocukluğumuzdan şimdiye kadar bunun sosyal ve psikolojik anlamda başta olmak üzere birçok sıkıntıya yol açtığını gördük" dedi. "Andımız"ın kaldırılması ile ilgili başlattıkları kampanya sonrasında 3 öğrenci velisinin kendilerine başvuruda bulunduğunu söyleyen Ay şunları aktardı: "Öğrenci andının tek tipleştirici, eğitim sisteminde olmaması gereken, çocukların ruhunu zenginleştirmeyen, tam tersine iyice körelten ırkçı bir uygulama olduğu gerekçesiyle kaldırılması talebiyle milli eğitim müdürlüklerine müracaat ettik." Ay, yaptıkları başvuruların ardından, müdürlükler tarafından kendilerine konunun Bakanlık ile alakalı olduğu bu nedenle başvurunun reddedildiği yönünde cevaplar aktarıldığını söyledi.

HAK İHLAL EDİLİYOR
Yaptıkları başvurunun ardından 3 başvurucu veli adına Danıştay'da "Andımız"ın dayanağı maddenin kaldırılması için dava açtıklarını belirten Ay, davanın Danıştay tarafından reddedildiğini söyledi. Ay, davanın Danıştay'da reddi sonrasında kararı temyiz ettiklerini ve dosyanın halen temyiz aşamasında olduğunu dile getirdi. Danıştay'ın davanın reddi kararı yönünde kendilerine gönderdiği kararın korumacı ve Kemalist değerlere sıkı atıflar yapan bir karar olduğunu kaydeden Ay, "Danıştay'ın temyizde de çok farklı bir karar vermesini beklemiyoruz açıkçası. Bu nedenle karar geldiği zaman, AİHM'e söz konusu maddenin hem Türkiye'nin taraf olduğu BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne hem de Türkiye'nin yine kendi 82 Anayasası'nın ilgili maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle başvurmayı düşünüyoruz" dedi. Ay, AİHM tarafından söz konusu maddenin birçok özgürlüğü ihlali, çocuğun bireysel, toplumsal gelişimini olumsuz yönde etkileyen bir uygulama olması ve farklı ırklara mensup kişilerin etnisitelerini yok sayan bir uygulama olduğu için iptaline veya tazminat ödenmesi yönünde karar verileceğini düşündüklerini belirtti.

TEK TİPÇİLİK ÜZERİNE
Eğitim Sen Diyarbakır Şube Başkanı Kasım Birtek ise, Türkiye'de devlet yapılanmasının tek tipçilik üzerine kurulu olduğunu belirtti. Tek tipçiliğin sadece eğitim kurumları ile sınırlı olmadığını, tüm alanlarda hakim olduğunu kaydeden Birtek, "Türkiye'de halkları inkar eden ve bir ırkı, ırkçılık temelinde öne çıkaran bir yapı var. Bu anlamda en önemli alan da eğitim alanıdır" dedi. Bir ülkenin şekillenmesinde eğitimin büyük rol ve öneme sahip olduğunu söyleyen Birtek, "Irkçı bir kafa ile yürütülen politikalar, verilen eğitimler nedeniyle daha ileri boyutlara taşınıyor. Bu da eğitim alanında daha büyük sorunlara neden oluyor" diye belirtti. Eğitimde kullanılan materyal ve programların tek tipçilik üzerine kurulduğunu ve hazırlandığını belirten Birtek, bunun farklı etnisitedeki çocukların kendilerine yabancılaşmalarını beraberinde getirdiğini ifade etti. Birtek, eğitim sisteminin bölgede Kürtlerin kendi köken, kültür ve varlıklarının inkarının çocuklarda kendine yabancılaşmayı hedeflediğini ve bununla beraber çocukların psikolojik olarak başarısız duruma düşmelerinin söz konusu olduğunu vurguladı.

ULUS DEVLET ZİHNİYETİ
Eğitim sisteminin özgür ve demokratik olması gerektiğini kaydeden Birtek, mevcut sistemle eğitim-öğretim sisteminin antidemokratik bir yapıya bürünmesine neden olduğunu söyledi. Tekçi zihniyetin sadece ders kitapları ve müfredatta mevcut olmadığını kaydeden Birtek şunları vurguladı: "Tekçi zihniyet okullarda okutulan antlarda da kendini gösteriyor. Türküm, doğruyum, çalışkanım, varlığım Türk varlığına armağan olsun diye bir ant koymuşlar." Okullarda okutulan "Andımız"ın özünde tek tipçiliği, hiyerarşiyi öne çıkaran bir durum olduğunu belirten Birtek, Türk olmayan çocuklara zorla "Ben Türküm" dedirtildiğini ifade etti.

Birtek, "Burada iki yönlü bir yanlışlık var; birincisi çocuk kendine, kendi kültürüne yabancılaşıyor. Burada bir başarısızlık başlıyor. İkincisi, zorla okutulması bir baskı oluşturuyor. Baskıdan dolayı da çocuklar başarısız olup, psikolojisi bozuluyor" dedi. "Andımız"ın kaldırılması gerektiğini belirten Birtek, "Andımız"ın okutulmasının ulus devlet zihniyetinden doğduğunu kaydetti.

HABERE YORUM KAT