Zerzevan Kalesi

Zerzevan Kalesi

Evliya Çelebi’nin tehlikeli ve korkulu dar ve karanlık emniyetsiz bir boğaz diyerek tanımladığı coğrafyanın zirvesindeki kale.

A+A-

Tarih boyunca kendisine yakıştırılan birçok isimden sonra Diyarbakır adıyla nam salan kentimiz, bir belirlemeye göre, dünya üzerinde yüzeye düşen tarihi ve kültürel varlıklar bakımından en önde gelen kentlerden biridir.

 

Binlerce yıldır yaşamın hiç aksamadan sürdüğü bu kadim kentin, gözümüzden ırak olan, bu nedenle de pek çoğumuzun da farkında olmadığı müthiş tarihi varlıkları bulunmaktadır.


Bunlardan biri de Mardin yolu üzerinde, sağ kolda bulunan Zerzevan Kalesi’dir. Mardin’e doğru giderken, karayolunun hemen doğusunda, Çınar ilçesini geçtikten sonra 15 kilometre kadar ileride Aşağıkonak köyünün ise 2 kilometre kadar sonradır.


Bu kalenin uzun süre keşfedilmemiş olması biraz da güvenlik politikaları ile ilgilidir. Çünkü uzun yıllar bu kale korucuların nöbet kulübesi olarak kullanılmış, bu yüzden de sivillerin ziyaretinden uzak kalmıştır. Gelin bu kale ile ilgili yazılanlara şöyle kısaca bir göz atalım:


“Aşağıkonak’ın güneydoğusunda, Demirölçek (Kale-i Zerzevan) köyü sınırları içerisinde, denizden 900 m, hemen yanındaki karayoluna göre ise 100 m yükseklikteki bir tepe üzerinde yer almaktadır.

 

Kale’nin üzerinde bulunduğu tepenin doğu, batı ve kuzeyinde derin vadiler görülürken, güneyden karşısındaki bir tepeyle bağlantısı bulunmaktadır. Kale’nin ilk olarak kimler tarafından ve ne zaman yaptırıldığı belli değildir. Kale hakkında yapılan araştırmaların çoğunluğu yabancılar tarafından gerçekleştirilmiştir.

 

Asur kralları tarafından Mezopotamya’nın kuzeyine gerçekleştirilen seferler hakkında bilgi veren yazılı tabletlerde Diyarbakır-Mardin çevresindeki kaleler zikredilmiştir. A.T. Olmstead bu kalelerden ”Kinabu”nun Zerzevan Kalesi’ne denk geldiğini belirtirken; bir başka Batılı araştırmacı ise “Sarduri” kalesinin Zerevan Kalesi olduğunu iddia etmektedir”


“Kale hakkındaki en erken bilgiler o dönemde yaşamış olan ve Iustinianus Dönemi savaşlarını, binalarını ve tarihî olaylarını anlatan Tarihçi Procopisu’tur (500-565).

 

Porcopius, kaleme aldığı De Aedificiis- Iustinianus’un Binaları isimli eserinde, Pers tehlikesine karşın Doğu Roma (Bizans) İmparatoru I. Iustinianus (527-565), Dara-Amida arasındaki birçok kaleyi yeniden yaptırdığı veya tahkim ettirdiği ve İmparator tarafından inşa ettirilmeleri nedeniyle de bu kalelere “Basileon” kaleleri denildiğini belirtmektedir”


“Procopius’un bahsettiği bu kaleler ise: Daras (Δάρας) Dara, Ciphas (Κιφὰς) Hasankeyf, Sauras (Σαυρὰς) Savur, Margdis (Μάργδις) Mardin, Lournês (Λούρνης), Idriphthon (Ἰδριφθὸν), Atachas (Ἀταχὰς), Siphriŭs (Σίφριός), Rhipalthas (Ῥιπαλθὰς), Banasymeôn (Βανασυμέων), Sinas (Σινὰς), Rhasios (Ῥάσιος), Dabanas (Δαβανάς)’dır. Ancak bu kalelerden hangisinin Zerzevan Kalesi olduğu belli değildir.

 

Roma/Bizans dönemi yol ağını gösteren Tabula Peutinger’de, Tigranocerta (Erzen)-Nusaybin arasında ve Sardebar’da kesişen iki güzergâh üzerindeki yerleşim birimleri zikredilmiştir. Bu yerler ise:
1. Güzergâh: Tigranocarten (Erzen), Thalbasaris, Sitae, Adipte, Sardebar, Arcaiapais, Sammachi, Aque Frigide, Arcamo, Thamaude, Nisibi (Nusaybin)


2. Güzergâh: Tigranocarten (Erzen), Colchana, Hararra, Ad Tygrem (Amid), Sardebar,  Arcaiapais, Sammachi, Aque Frigide, Arcamo, Thamaude, Nisibi (Nusaybin)
Bu güzergâh üzerinde zikredilen yerlerden bazılarının günümüzde hangi yerlere denk geldiği noktasında tartışmalar bulunmaktadır.

 

Tartışmalı yerlerden ikisi de Sardebar ve Sammachi’dir. Bu iki yerleşimden hangisinin Zerzevan Kalesi’ne denk geldiği üzerinde farklı görüşler bulunmaktadır. B. Henderson, Sardebar’ın Kale-i Zerzevan olduğunu iddia eden araştırmacılardandır”


“M. Marciak ve M. Comfort  Zerzevan Kalesi’ni Samachi olabileceğini yazmaktadır. Sammachi’nin Zerzevan Kalesi’ne denk geldiğini iddia edenlerin en önemli mesnedi ise Kale ile Kerk (Göksu) arasındaki çayın isminin I. Dünya Savaşı öncesinde, İngiltere Savaş Ofisi tarafından hazırlatılan raporda “Shammerkh Chai” olduğudur.9 Ancak bu iddianın rapordaki bilgilerin daha dikkatlice incelendiğinde tutarlı olmadığı açıkça görülmektedir. Zira İngiltere Savaş Ofisi tarafından hazırlanan ve 1917 yılında yayımlanan raporda “Mardin-Diyarbakır” güzergâhı ve bu güzergâh üzerindeki köyler ve çevresindeki önemli noktalar hakkında bilgiler verilmiştir. Bu köylerden birisi “Khaneki Yuqari” şeklinde tesmiye edilen Yukarı Konak köyüdür. Bu köy anlatılırken yolun “Shammerkh Chai” tarafından oluşturulan dar bir vadiye indiği belirtilmektedir.
“Khaneki Ashaghi” ismiyle zikredilen köy günümüzde de aynı isimle “Aşağı Konak” şeklinde adlandırılmaktadır.

 

 

Raporda günümüze “Karasu” olarak adlandırılan ve köyün 2 km. batısındaki suyun isminin “Göksu” olduğu yazılıdır.
Yukarıdaki bilgiler göz önüne alındığında Yukarı Konak köyü, Zerzevan Kalesi’nin yaklaşık olarak 5 km. güneydoğusundadır. Aşağı Konak köyü ise kalenin yaklaşık olarak 2 km. kuzeyindedir.

 

Yukarı Konak köyünün yakınındaki derenin isminin “Shammerkh Chai” şeklinde olması araştırmacıları Tabula Peutinger’de zikredilen “Sammachi” yerleşimini anımsatmış ve Kale ile Sammachi’i birleştirmişlerdir. Ancak kelimelerin eşsesli olmasından hareketle bir konumlandırma yapılması doğru değildir. Benzer şekilde hareket edilecek ise Mazıdağı ilçesinin eski ismi de “Şamrah”  olup ilçenin batısında “Şamrah Kalesi”nin kalıntıları mevcuttur. İsimlerin birbirine benzemesi ya da eşsesli olması hareket noktası olacak ise “Sammachi” yi Mazıdağı’nda aramak gerekir.


XVII. yüzyılda yöreyi ziyaret eden Evliya Çelebi tehlikeli ve korkulu dar ve karanlık emniyetsiz bir boğaz diyerek   “Menzil-i Zırzıva Boğazı”nı tarif etmiştir. Kale hakkında bilgi yoktur. Sadece, Kale’nin denetimindeki yolun geçtiği vadiyi anlatmıştır.
 
Kale hakkında bilgi veren ilk Batılı araştırmacı C. Niebuhr’dur.  Mayıs 1766 yılında Kale’yi inceleyen Niebuhr, burada harap binaların olduğunu, kayalardan yontularak mekânların elde edildiğini ve bazı binaların yüksek üçgen çatılarının olduğunu ayrıca bu mekânda herhangi bir kitabeye rastlamadığını belirtmektedir. Sonrasında Carl Ritter, E. Sachau’da Kale hakkında az da olsa bilgi veren Batılı araştırmacılardandır.

 

1910 yılında Kale’yi ziyaret eden Conrad Preusser buradaki kalıntılar hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra kilisenin çizimini yapmıştır. Kale hakkındaki en kapsamlı ilk çalışma ise Samuel Guyer tarafından gerçekleştirilmiştir. Kilisenin planını çizmiştir. Sonrasında ise Guyer’in kız kardeşi Hanna Schatti-Guyer, Kale ve üzerindeki köy hakkında bilgiler vermiştir.


Kale ile ilgili en kapsamlı yayını F. W. Deichmann-U. Peschlow kaleme almıştır. Esere göre Kale askerî bir sınır karakolundan ziyade hemen yanından geçen yolu korumak, emniyetini sağlamak, ilerisinde ve gerisindeki diğer kalelerle haberleşmeyi sağlamak için inşa edilmiş bir yapıdır.


 Anadolu’nun Samsun-Hatay hattının doğusundaki kültür varlıkları hakkında geniş ve kapsamlı bir aştırma yapan T. Sinclair, Kale’nin doğu surunun içerisindeki küçük köy yerleşiminin XVIII. yüzyıl sonu XIX. yüzyılda ıssızlaşmaya başladığını ve savaşların sonunda tamamen başlarında terk edildiğini belirterek Kale’nin Orta Çağ sonrasında da kullanıldığını açıkça göstermektedir.


Cumhuriyetin ilk yıllarında Dâhiliye Vekâleti (İçişleri Bakanlığı) tarafından 1928 yılında yayımlanan köylerin listesinde “Kale-i Zerzevan” ismi açıkça okunmaktadır.17  Günümüzde Çınar’a bağlı olan Demirölçek köyünün eski ismi Kale-i Zerzevan olarak geçmektedir. 


Kale düzgün olmayan bir oval plana sahiptir. 330 m uzunluğunda ve en geniş yerinden ise 130 m genişliğindedir. Kale, üzerine kurulduğu tepedeki kayalık alanın taş ocağı olarak kullanılmasıyla inşa edilmiştir.

 

Tamamen kayalık zemin üzerinde yükselmektedir.  Kale içinde çeşitli ebatlarda mekânlar, zeminde, ana kayanın oyulmasıyla inşa edilmiş onlarca sarnıç, kare ve yarım daire formunda burçlar ve bunları birbirine bağlayan sur kalıntıları yer almaktadır.

 

Kalın surlar ve burçlar savunmanın zayıf olduğu güney kesimde yoğunlaşmaktadır. Kale, kuzeyden güneye doğru yükselen bir eğime sahiptir. İki uç arasında yaklaşık 30 m kot farkı vardır .
1982 yılına kadar iskân görmüş olması gerek surların gerekse burçların tahrip olmasının en yüksek nedenidir.

 

1977 yılında kalede inceleme yapan Peschlow-Deichmann yapıda 10 adet burç tespit etmiştir.18 Burçlar, Kale’nin doğusunda yoğunlaşmıştır. Batı surlarında ise bir burç bulunmaktadır.


Kilise


Kale’nin en önemli yapısı olup tam ortada yükselmektedir. Kim tarafından ve ne zaman yaptırıldığı belli değildir.

 

Üzerinde de bilgi verecek herhangi bir kitabe bulunmamaktadır. Mevcut kalıntılardan kilise olduğu bile tam anlaşılamayan yapının mahiyeti 1912 yılında burayı inceleyen Samuel Guyer’den öğrenilmektedir .

 

Doğu-batı yönünde uzanan kilise dikdörtgen formdadır.Yapının narteksi alışılagelmişin dışında kilisenin güneyinde yer almaktadır.  Nartekse güney cephedeki düz lentolu iki kapı açıklığıyla girilmektedir. Kapıların lento ve söveleri profilli sade bordürlerle hareketlendirilmiştir .


Narteks, doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen bir plana sahip olup 12,30 × 3,30 m ölçülerindedir. Beden duvarları temel seviyesine kadar yıkılmış durumdadır. Narteksin güney duvarındaki düz lentolu bir kapı ile apsisin güneyindeki mekâna geçilmektedir. Narteksin kuzey duvarındaki iki kapı açıklığıyla naosa geçilmektedir.

 

Kapılardan doğudaki sağlam olup düz lentoludur. Yarım daire formundaki alınlığı pencere şeklinde değerlendirilmiştir. Kapı ve pencerenin güney cepheleri profilli silmelerle hareketlendirilmiştir. Diğer pencerenin ise sadece söveleri ayakta kalmıştır.

 

Doğudaki kapının alınlığının üst kısmında yan yana sıralanmış dikdörtgen oyuklar dikkati çekmektedir. Duvarın en üst kısmında naosla bağlantılı dikdörtgen şeklinde bir pencere vardır .


Naosun sadece güney beden duvarı kısmen sağlam iken diğer duvarlar temel seviyesine kadar yıkılmıştır.

 

S. Guyer tarafından çizilen plan ve Deichmann-Peschlow tarafından yapılan rekonstrüksiyon çizimine göre naos doğu-batı yönünde uzanan dikdörtgen planlı olup tek neflidir.

 

Naosun doğusundaki apsis, içten yarım yuvarlak formda iken dıştan düz duvar şeklinde belirtilerek apsisin çıkıntısı dışarı yansıtılmamıştır.


Yapının en ilginç özelliği ise apsisin güneyindeki mekândır. Mekân, kuzey-güney yönünde dikdörtgen planlı olup 4,70 × 3,35 m ebatlarındadır. Oda, batısındaki düz lentolu bir kapı ile nartekse, kuzeydeki düz lentolu kapıyla apsise22, güney duvarındaki üçüncü kapı ile de güneydeki diğer bir mekâna bağlanmaktadır. Bu kapılardan apsisle bağlantılı olan günümüzde mevcut değildir.


Büyük Sarnıç


Kale’nin kuzeyindeki büyük sarnıç kaya oyma+kâgir tekniğinde inşa edilmiştir. Kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan sarnıcın ana gövdesi, tamamen ana kayanın oyulmasıyla elde edilmiş olmasına karşın üst örtüleri kâgir beşik tonozla örtülüdür.

 

22 × 12 m ölçülerindeki sarnıç, birbirine paralel iki mekândan oluşmaktadır. Her iki mekân ana kayanın oyulması ile meydana getirilmiş olup beşik tonoz örtüleri de iri blok taşlardan oluşturulmuşlardır.

 

Tonoz örtünün sadece güney kısmı ayakta kalabilmiştir. Bu kalıntılarında üstünde kare formda birer açıklık daha bulunmaktadır. Her iki mekânında güney duvarında güneyden gelen suların iç mekâna akmasını sağlayan birer su oluğu yer almaktadır .

 

Bu haber toplam 1414 defa okunmuştur
Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler