1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Yüreğimiz Kürtlerle
Yüreğimiz Kürtlerle

Yüreğimiz Kürtlerle

Önceki gün Diyarbakır’a gelerek, yaşanan çatışmalı ortamın son bulması için müzakere masasının yeniden kurulmasını talep eden aydın, gazeteci, yazar, sanatçı ve aktivistlerden oluşan “Barış Grubu”, Kürtlerin yalnız olmadığını onlara söylemek için burada olduklarını söylediler.

A+A-

Barış Grubu üyeleri, açıkladıkları deklarasyonun ardından Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Fırat Anlı ile Gültan Kışanak’ı da ziyaret ettiler.

Diyarbakır’a gelen heyet içinde yer alan aydın, yazar, gazeteci ve sanatçılar, gazetemize bölgedeki durumla ilgili şöyle değerlendirmeler yaptılar:

Sanatçı Ferhat Tunç: “Eski bir filmi yeniden izliyor ve yaşıyoruz. Bu yaşadıklarımız bize kötü zamanları, 1990’lı yılları hatırlatıyor. Ben o yılların da tanıklarından oldum, o zaman da böyle heyetlerle köy boşaltmaları için, faili meçhul cinayetler için, baskılar için toplanıp gelirdik. Hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. Bu bir çılgınlık hali, akıl dışı bir durum. Dolayısıyla Türkiye’de yaşayan hiçbir insanın kabul edemeyeceği bir durum var bölgede. Ortaya çıkan bu durumla ilgili OHAL’i kaldırdık diyen hükümet, OHAL’i katbekat aşan bir ortam, gerçek yarattı. Bu akıldışı duruma bir dur demek lazım. Devletin bu uygulamalara son vermesi lazım. Onun için geldik. Burada bu baskıları yaşayan insanlarla birlikte ülkenin diğer tarafına bir çağrı yapacağız. Akıl dışılığa sürüklenmiş bu iktidarın kendisini toplamasını ve üç yıl boyunca devam edip bir kanara attığı çözüm sürecine, müzakerelere yeniden dönmesini arzu ediyoruz”

Gazeteci yazar Celal Başlangıç: “Buraya gelişimizdeki amaç, müzakare sürecine dönülüp, çatışmaların sona erdirmek. Son yıllarda Türkiye’nin aydınları, sanatçıları bölgeyle ilgili bir uzak kalmışlık durumundaydı. Bunda AKP’nin propaganda aygıtlarının da büyük rolü oldu. Ama hendek gerçeğini görmek, yaşananları anlamak için buraya gelmek ve insanlara dokunmak gerekiyordu. Artık buradaki insanlar duygusal olarak kopuş yaşayıp bize soruyorlardı ‘En azından Gezi’deki bir ağaç kadar değerimiz yom mu’ diye. Bugün bu eksiği kapatmak açısından önemli bir girişim yapmış olduk”

78’liler Vakfı Sözcüsü Celalettin Can: “Kürt halkı, buradaki olayları yaşayan insanlar kendilerini yalnız hissediyorlar ve aslında yalnızlar. Ağır baskı altındalar. Biz bu saldırı altında olan Kürtlerin yanında olduğumuzu göstermek için, onlarla dayanışma kurmak için, Türkiye’de de hala yüreği kendileriyle beraber atan insanların olduğunu söylemek için geldik. Hala bu ülkede halkların kardeşliğini savunanlar olduğunu göstermek için buradayız. Umudunu kesmesinler insanlar. Yeni yılın daha az baskı, daha az daraltılmış ortam, daha çok siyaset, özgürlük temennimi dile getiriyorum. Ama göründüğü kadarıyla acıyla başlayacağız umarım bunu en kısa zamanda aşarız”

Sanatçı Şanar Yurdatapan: “Bu bölgede olup biten, herkesi yaralıyor. Ama daha çok yaralayan ise burada olup bitenlerin yansıtılmasında, gerçekle yayınlanan haberler arasındaki uçurum gibi fark. İşte bu nedenle birkaç kişi idik önce toplandık, bir de baktık ki bir anda 100 kişiyi çoktan geçmişiz. Buraya kimseye nutuk atmak için falan da gelmedik. Sadece ve sadece gerçek nedir, bunu birinci ağızdan dinlemek, yaşananları yerinde görmek. Bunların sonucu olarak da İstanbul’da gittiğimizde ne gördü isek, iyi ise iyi, kötü ise kötü ne gördüysek onu bir basın toplantısında anlatarak, gerçekle yansıtma arasındaki o büyük boşluğu biraz da olsa kapatmak istiyoruz. Yeni yıl için de 2016, 2015’den beter olmasın umudumu dile getiriyorum”

Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler Danışmanı Sema Kılıçer: “Burada umut veren bir tablo var. Büyük bir sinerji var. Barış için insanlar bir araya geldiler. Diyarbakır’da ise çok medyaya yansıyanlardan korkutucu bir tablo var olduğunu görüyoruz. Bunlar çok üzücü tablolar”

Gazeteci Mehveş Evin: “Bu kentte görebildiğimiz kadarıyla, tabii yanlı olmayanlardan anladığımız bilgiye göre bir şehrin ortasında savaş yaşanıyor ve içler acısı bir durum. Kimse de hiçbir şey yapamıyor. Silahların konuştuğu bir ortamda da doğal olarak talepleri dile getirmek, düşüncelerini ifade etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla da bir an önce her iki tarafın da çünkü tek taraflı olmaz, silahları susturması lazım. Eğer Türkiye’nin geleceği için birazcık düşüncesi, birazcık fikirleri olanlar varsa, bunun için harekete geçmesi lazım. Batı kamuoyunun harekete geçmesi için bunun gibi girişimlerin devamı gelebilir. Artık böyle ufak ufak adımlar yerine büyük adımlar atmalı çünkü vakit daraldı”

CHP Parti Meclisi Üyesi Gülseren Onanç: “Aylardır gördüğümüz tablo hiç kabul etmek istemediğimiz bir tablo. Çatışmalar her iki tarafa da, bütün Türkiye’ye ve toplumsal barışımıza çok büyük zarar veriyor. Bizim bir an önce artık oturup müzakere masasına geçip, barışı ne zaman ve nasıl tesis edeceğimizi konuşmamızın zamanı geldi de geçti bile. Artık iki tarafın, barışı konuşmak üzere, sivil baskı olmadan gelemeyeceğini gözlemledik. Böyle devam edecekmiş gibi görünüyor çünkü her iki taraf da birbirine karşılıklı pozisyonunu daha da sertleştirip yükselterek koruyacakmış gibi görünüyor. Bu nedenle hemen şimdi silahların susmasını talep etmek için geldik. Buradaki grup yıllardır yüreği barış için atan bir grup ve Kürt sorunu için fikir üretmiş insanlar. Umut ederiz ki bu topluluğun sesini her iki taraf da duyar. Silahların bir an önce susmasına da karar verilir ve bir barış ve müzakere süreci de bir an önce başlar. CHP’nin de bu konuda üzerine çok şey düştüğü doğrudur. CHP çok önemli bir rol oynayabilir. Hem burada çatışmaya neden olan konuların TBMM bünyesinde konuşulup tartışılmasına alan açabilir ki aslında uzun süredir CHP, TBMM’nin de bir komisyon kurularak konuya dahlini istiyordu. CHP iki parti daha doğrusu iki eksen arasında devam eden süreci hep bu yönüyle eleştiriyordu. Biz üçüncü bir yol olarak başka bir yol olduğunu hep söylüyoruz”

Fotoğraf Sanatçısı Atilla Duray: “Tamamen insani bir saikle, gelmeden edemedim, bu saçmalığın bu rezaletin ne olduğunu kendi gözümle de görmek istedim. Daha tok televizyonlardan, gazetelerden anlatılanların ötesini görmek için buradayım”

Gazeteci yazar Levent Gültekin: “Asıl olan hayattır diyoruz, yaşam olsun, konuşarak halledin sorunları diyoruz. Bırakın,  insan öldürerek, şehirleri yıkarak zafer elde edemezsiniz diyoruz. İnsanın hayatının değerinin olmadığı bir kazanımın kimseye faydası yok. Şehirler yıkıldıktan sonra, insanlar öldükten sonra özerklik alsan ne olur, devlet kursan ne olur diyoruz. Asıl maharet barışçıl yolla hak elde etmektir, Yani hem kendine, hem çocuklarına, hem şehirlerine, evlerine zarar vermeyecek ve hakkını da alacaksın asıl maharet oradadır. Onun yolunu zekayla üretmektir maharettir. Konuşup, devleti masaya çekecek marifettir asıl gereken. Bunu gösteremiyorsan en çok senin halkın, en çok senin çocukların, en çok senin şehirlerin zarar görüyor. Çünkü devletin vicdanı yok, devletin canı yok, ölenler devletin canını yakmaz. Ölenler devletin çocukları değil buranın halkının, bu ülkenin halkının çocukları. Kavgayla silahla alınacak bir özyönetimden de kimseye fayda gelmez”

Prof. Dr. Baskın Oran: “Biz buraya iki şey için geldik. Şehirleri topa tutulan Kürt kardeşlerimiz ile dayanışmaya geldik. Simge budur. İkincisi de buraya kangren olmaya doğru giden bu meselenin ancak ve ancak müzakere masasında çözülebileceğini söylemeye geldik. Bunu tekrarlamaya geldik. Umut var mı dersek; bir kere farenin sidiği denize fayda imiş. Pragmatik yöntemlere dayanarak, benim yapacağım iş işe yarayacakmış diye hareket edersen zaten işe yaramaz. Sen yapılması gerekeni bir aklının, ikinci olarak da vicdanının dediğini yaparsın, en azından tarihe not düşülür. Ama çok büyük bir olasılıkla da onun bir faydası vardır. Zaten bizim gelmemiz, bu kadar kötü bir ortam olmaz ise ne anlam taşır ki. Ben buraya turist olarak da geldim onun bu kadar anlamı yoktu. Ben bugün buraya ikisi de çıkmaz sokağa girmiş olan tarafları, ayrıca da çatışmayı durduramayan tarafları bir üçüncü tarafın ortaya çıkmasıyla, düşünceyi yeniden öne çıkarmaları umuduyla geldim”

Sanatçı Lale Mansur: “Dünyanın hiçbir yerinde bu işler masaya oturulmadan çözülmez. Tek bir örneği yok bunun. Bunun birçok örneğinde de aracılar vardır. Biz her iki tarafa da silahların susturulması çağrısı yapmak için geldik. Ayrıca kendi gözümüzle görmeye ve tanıkları dinlemeye geldik ki yaşananları en yalın haliyle aktarabilelim. Bir an önce bu savaşın durmasını istiyoruz çünkü artık kopuşa gidiyor. Batıda birçok insan yaşananlara karşı çaresiz, ne yapacağını nasıl itiraz edeceğini bilmiyor. Belki daha iyi anlatarak onları harekete geçirebiliriz, dile getirecekleri kanallar açabiliriz”

barış savunucusu, Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanları Gültan Kışanak ile Fırat Anlı’yı ziyaret etti.

 

Eş Başkan Kışanak ile Anlı, aralarında Prof. Dr. Baskın Oran, Müzisyen Ferhat Tunç, Oyuncu Lale Mansur, Yazar Oya Baydar, Gazeteci-Yazar Levent Gültekin, Rakel Dink, Mazlum-Der eski Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun da bulunduğu 106 sanatçı, siyasetçi ve akademisyeni Meclis Salonu kapısında karşıladı.

 

Kışanak: Ortak akıl  ve çözüm için seferber olmalıyız

 

Eş Başkan Kışanak, karşılama sırasında yaptığı konuşmada grubun Diyarbakır’da olmasının son derece önemli ve anlamlı olduğunu belirtti. Geçmişte yaşananların yarattığı travmayı aşmak için çabaladıklarını, ancak bugün daha ağır bir travmayla karşı karşıya kaldıklarını vurgulayan Kışanak, müzakere sürecini anlattı. Daha fazla ölüm, savaş ve çatışmayla sorunu çözmenin mümkün olmadığının anlaşılmasıyla müzakerelerin başladığına işaret eden Kışanak, şöyle konuştu: “Hepimiz çok umutlanmıştık. Ne yazık ki bugün gelinen noktada, ortak aklın, çözüm imkanının ortadan kalktığı bir duruma döndük. Şimdi hepimizin gayretiyle yeniden ortak aklın ve çözüm yolunun inşa edilmesi için seferber olmamız gereken bir süreçteyiz. “

 

İnsanların kendilerine, “Benim evim yıkıldıktan sonra mı barış, benim çocuğum öldükten sonra mı barış, neden benim çocuğum öldürülmeden barış gelmiyor?” sorularını sorduğunu söyleyen Kışanak, süreç böyle devam ederse hendeklerin yüreklerde açılacağının altını çizdi.

 

Anlı: Üçüncü bir alternatifin olduğunu her zaman gördük

 

“Coğrafya kaderdir” sözüne atıfta bulunarak konuşmasına başlayan, yakın tarihte yaşanan katliamlara  dikkat çeken Eş Başkan Fırat Anlı ise bu coğrafyadaki insanların değerinin, bir başka coğrafyadaki insanların değerinden daha az olmadığını vurguladı. Zulme karşı gösterdikleri tepkinin daha ağızlarından çıkmadan bastırılmaya çalışıldığını ifade eden Anlı, “Sesimiz kulaklara ulaşılmadan başka anlamlar ve başka manalar yüklenmeye çalışılıyor. Peki, biz çığlımızı da atamayacaksak ne yapalım? Hep birlikte bu coğrafyada vicdanımızdaki yaraları onarmaya, yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Birbirimizin elini tutarak, yüreğine dokunarak, bunu yapmaya çalışıyoruz. Bugün sizler çok kıymetli bir iş yaptınız. 30 Aralık’ta aslında bu ülkenin iki önemli siyasi partisi görüşecekti; ama olmadı. Bugün siz o buluşmanın çok daha önemlisini bu coğrafyaya gelerek, yüreğimize dokunarak gerçekleştirdiniz.” diye konuştu.

 

‘90’lardan farklı bir sürecin yaşandığının altını çizen Anlı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yürekler soğuyor, birbirimizden son bağlarımızı yitiriyoruz, diye hep söylendi; ama buna izin vermeyeceğiz. Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın üçüncü bir yolun olduğunu, üçüncü bir alternatifin olduğunu her zaman gördük.”

 

Gergerlioğlu: Duruma müdahil olmak istedik

 

Mazlum-Der eski Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, uzun süredir yapmaları gereken bir çalışmayı gecikmeli olarak hayata geçirdiklerini belirtti. Siyasetin tıkandığı noktada sivil toplumun rolünün önemli olduğunu söyleyen Gergerlioğlu, bu duruma müdahil olmak istediklerini, onun için Diyarbakır’a gelerek kentin ruh halini gördüklerini kaydetti. Gergerlioğlu, “Sur içinde tanıkları dinledik. Korkunç bir durum var. Sokağa çıkma yasağı var. Sayın Vali ile görüştük. Bu durumun çözüm olmadığını anlattık. İlçede yaşanan sorunlar ve çözümleri Vali’ye ilettik. Buraya gelişimizin önemli bir ses getireceğini düşünüyorum. Burada herkes kırgın. Tarihi bir ilçe ablukada. Tarihi eserlerin yok edildiği, parçalandığı bir yer haline geldi Sur ilçesi. Herkesin buna karşı çıkması gerekiyor.” diye konuştu.

 

Baydar: İki tarafın da silahları susturması gerekiyor

 

Yazar Oya Baydar ise, buluşmanın çok geç kalmış bir başlangıç olduğunu ifade etti. Fırat Başkanın çığlıktan bahsettiğini söyleyen Baydar, çığlığı birlikte ve yapıcı geleceğe doğru atmak gerektiğini dile getirdi. Taraflara, “silahlar sussun, operasyonlar dursun” diye seslerini duyurmaları gerektiğini kaydeden Baydar, “Tarafları zorlayalım. Silahlar susmadan çözüm konuşulmuyor. İki tarafın da silahları susturması gerekiyor. Ondan sonra çığlıklarımızı birleştirelim, yapıcı bir şeyler yapalım.” dedi.

 

Kimler vardı?

 

Abdullah Erdoğmuş (Eski milletvekili ve müftü), Ahmet Dindar (Avukat), Alev Er (Gazeteci), Ali Arif Cangı (Avukat), Ali Gürlek (Diş Hekimi), Ali Nesin (Prof. Matematik- Bilgi Üni.), Aşkın Cebeci (Psikolog), Atilla Dirim, Attila Durak, Ayça Atikoğlu                (Gazeteci), Aynur Doğan (Müzisyen), Ayşe Betül Çelik (Akademisyen), Ayşe Erzan (Prof. Dr. Siyasal B.), Ayşegül Devecioğlu (Yazar), Baskın Oran (Prof. Dr. Siyasal B.), Bayram Bahri Belen (Avukat), Berat Günçıkan (Gazeteci), Betül Cinmen Sümer (Avukat) Bilge Selçuk Yağmurlu (Akademisyen), Bülent Atamer (Mühendis), Bülent Müftüoğlu, Büşra Ersanlı (Prof. Dr. Siyasal B.), Celal Başlangıç (Gazeteci), Celal Yıldırım, Cengiz Güngör (Avukat), Ceyda Karan (Gazeteci), Çağatay Anadol (Yayıncı), Derya Koptekin (Psikolog), Dilek Gökçin (Yönetmen), Duygu Öz (Psikolog), Ercan İpekçi (Gazeteci), Erdoğan Emir (Müzisyen), Ergin Cinmen (Avukat), Erol Önderoğlu (Gazeteci), Ertuğrul Günay (Kültür eski Bak.), Esra Salmanlı (Avukat), Fatin Kanat, Fatma Karakaya (Avukat), Ferhat Tunç (Müzisyen), Feyhan Oran, Fuat Keyman (Prof. Dr. Siyasal B.), Gülseren Onanç (İş insanı, eski Mv.), Günizi Kartal, Gürhan Ertür, Haluk İnanıcı (Avukat), Haluk Tekeli (Mali müşavir), Hanife Yüksel, Hidayet Şefkatli Tuksal, Hüseyin Ayrılmaz (Araştırmacı, yazar), Lale Dilligil, Lale Mansur (Oyuncu), Levent Gültekin (Gazeteci/yazar), Mahmut Alınak (Avukat, eski milletvekili),MebuseTekay (Avukat), Mehveş Evin (Gazeteci), Melek Göregenli (Prof. Dr. Psikolog),  Melek Özmen, Melek Taylan Ulagay,    Melis Alphan (Gazeteci yazar), Meral Çaldır, Mest Med (Müzisyen) Metin Boran   (Yönetmen), Mevlut Ülgen (Psikolog), Murat Çelikkan (Gazeteci), Musa Baki (Müzisyen), Müge İplikçi (Yazar), Nesrin Nas, Neşe Yaşın (Şair), Nil Mutluer (Sosyolog), Nilgün Doğançay (Hekim), Nilgün Özşahin  (Diş hekimi), Oktay Etiman, Orhan Doğançay (Kimya mühendisi), Oya Baydar (Sosyolog, yazar), Öktem Kalaycıoğlu, Ömer F. Gergerlioğlu (Diş Hekimi, Mazlum-Der, eski G.Bşk.), Özgür Çelik (Akademisyen Boğaziçi Üni.), Özlem Dalkıran, Pınar Aydınlar (Müzisyen),Rakel Dink, RojbinTugan (Avukat), Rojda (Müzisyen), Rugeş Kırıcı (Oyuncu), Sema Kılıçer, Semra Somersan (Yazar), Serhat Kural, Seyhun Dalgıç, Sinem Aslan (Akademisyen), Suavi (Müzisyen), Süleyman Özkaplan, Şanar Yurdatapan (Müzisyen), Şengül Çavuşoğlu, Şengün Kılıç,      Tatyos Bebek (Diş hekimi), Taylan Yıldız (Müzisyen), Temel Demirer (Araştırmacı, yazar), Türkcan Baykal (Klinik psikolog), Ümit Otan (Gazeteci/yazar), Ünal Çeviköz  (Eski Büyükelçi), Vecdi Sayar (Sinema eleştirmeni), VivetKanetti (Gazeteci), Yahşi Karamollaoğlu, Yalçın Ergündoğan (Gazeteci/yazar), Yasemin Bektaş, Yücel Tunca (Fotoğrafçı), Zeynep Tanbay (Balerin)

Etiketler : ,

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler