1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Yıldırım: Sporu barış metaforu olarak kullanmak mümkün
Yıldırım: Sporu barış metaforu olarak kullanmak mümkün

Yıldırım: Sporu barış metaforu olarak kullanmak mümkün

“Sporda Skorlar Barışa“ sloganıyla yapılan 4. Spor Konferansında “Barış ve Demokratikleşme Sürecinde Sporun Rolü“ tartışıldı.

A+A-
RTÜK Üyesi Doç Dr Ahmet Yıldırım Mandela`nın sporu politik ikna gücü olarak kullandığını hatırlatarak, “Spor tüm dünyada barış için kullanılacak bir metafor olarak kullanılması gerek“ dedi.
 
Diyarbakır Yerel Gündem21 Kent Konseyi Spor Meclisi ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyespor'un organize ettiği Spor Konferans Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu'nda devam etti. Toplantının ilk oturumunda "Barış ve Demokratikleşme Sürecinde Sporun Rolü" tartışıldı.
 
Moderatörlüğünü RTÜK Üyesi Doç Dr Ahmet Yıldırım'ın yaptığı oturumda Prof Dr Atilla Erdemli, Prof Dr Serdar Mustafa Değirmencioğlu ve Çarşı Grubu Üyesi Tiyatro Sanatçısı Özgür Özgülgün birer sunum yaptı. Yıldırım, Güney Afrika'da beyazların adeta bir din olarak gördüğü ragbi sporunun Mandela tarafından bir barış aracına dönüştürüldüğü örneğini verdi. Yıldırım, Mandela'nın sporun dünyayı değiştirme gücünün ve ırksal bariyerleri yıkma konusunda iktidardan daha güçlü olduğunun farkında olduğunu belirtti. 1995'te Güney Afrika'daki ragbi turnuvasının bir barış şölenine dönüştürüldüğünü aktaran Yıldırım, "Mandela ragbiyi politik ikna aracı olarak kullandı. Spor tüm dünyada barış için kullanılacak bir metafor olarak kullanılması gerek" dedi. 
 
Prof Dr Atilla Erdemli demokrasinin tanımını yaptığı sunumunda herkesin demokrasi istediğini, demokrasinin nimetlerinden faydalanmak istediğini ancak bunun için birşey yapmadıklarını belirterek, "Demokrasi paketlenmiş biçimde raflarda hazır duran birşey değil. Demokrasi insanlar tarafından yaratılır. Demokrasi isteyen herkesin demokrasiye hizmet etmesi gerek. Demokrasi ona hizmet ettikçe var olur" dedi. Demokrasinin bir yüksek yaşama olduğunu ve herkesin bunu var edebilmek için taşın altına elini koyması gerektiğini bildiren Erdemli, "Demokratik insan yerden bitmez, gökten düşmez. Bu bir eğitim sorunudur. Beden, ruh ve toplumsal bakımdan insanlar eğitilmeli" dedi.
 
Fair Play'in sporun kendisi olduğunu söyleyen Erdemli, "Rakip beni geliştiren, hedef veren kişidir. Benim dostumdur. İnsanların rakibini düşman olarak gördüğü yerde savaş vardır. Barış demokrasinin doğası içindedir. Toplumda bu dinamizmin en önemli kaynaklarının başında spor gelir" diye konuştu. 
 
Özellikle kız çocuklarının hayatındaki 25 yılı sporla geçirmelerinin sağlık açısından gerekli olduğunu söyleyen Erdemli, spor yapan kadınlarda osteoporoz (kemik erimesi) riskinin yüzde 70 oranında azalma görüldüğünü söyledi.
 
Çocukların oyun hakkı engellenemez
 
Prof Dr Serdar Mustafa Değirmencioğlu ise fair play örnekleri verdiği sunumunda sporun barışla ilişkisini anlattı. Çocukların dışarıdan motivasyona ihtiyacı olmadığını her çocuk için sporun  bir oyun olduğunu söyleyen Değirmencioğlu, bunu engelleemenin Çocuk Hakları Sözleşmesine aykırı olduğunu söyledi. Sözleşmede yer alan yaşama, korunma ve barınma hakkının yanısıra gelişim (oyun-eğitim) hakkının bulunduğunu ve bu hakkın sürekli ihlal edildiğini ifade eden Değirmencioğlu, "Çocuklara oyun alanı bırakılmayarak hakları ihlal ediliyor. Okul bahçeleri otopark olarak kullanılıyor. Çocuk Hakları Sözleşmesi Anayasa'yı bağlayan bir sözleşme. Herhangi bir yanlışı düzeltmede dayanak olarak kullanılması mümkün." diye konuştu.
 
Tesisleşme sorununa da değinen Değirmencioğlu, sporun yaygın olarak yapılabilmesi ve barışla ilişkilendirilmesi için herkes tarafından yapılması bunun için de erişilebilir olması gerektiğini vurguladı. Bunun için büyük paralara gerek olmadığını söyleyen Değirmencioğlu,  okul spor salonlarının dersten sonra mahalleliye açılması, yine pazar alanlarının spor için kullanışlı olduğu örneğini verdi.  Bunun aynı zamanda bir kent politikası olduğunu söyleyen Değirmencioğlu Diyarbakır'daki halk ve belediye ilişkisinin çok güçlü olduğunu belirterek "Yaptığım araştırmalarda halk belediye için 'benim belediyem' diyerek söz ediyor" dedi.
 
Diyarbakır'da kent politikasının ulaşılabilir spor üzerine kurulması gerektiğini söyleyen Değirmencioğlu, şöyle bir öneride bulundu: "Herhangi bir alanın kullanıma açılması çok daha anlamlı. Madem alanımız yok turnuvalar düzenlenebilir. Örneğin ana caddenin bir tarafını kapatarak bir günlüğüne farkındalık yaratılabilir. Belki esnaf bu durumdan hoşnut olmayacak ama madem herkesi için spor diyoruz, neden esnaf turnuvası olmasın."
 
Çarşı her zaman mazlumun yanında
 
Çarşı Grubu üyesi Özgür Özgülgün ise konuşmasında Çarşı grubunun bir taraf olduğunu ama her zaman mazlumun yanında olduklarını söyledi. Sporu destekleyen en büyük grup olduklarını söyleyen Özgülgün, önce kendimizi eğlendirir, sonra bizi izleyenleri eğlendirmeye çalışırız. En büyük destekçimiz kendimizdir" dedi. "Stadımız yıkılsa da asfaltta oynarız" diyen Özgülgün," Asfaltta oynayan takımı kaldırımda destekleriz" diye konuştu. Değirmencioğlu'yu desteklediğini belirten Özgülgün,  "Diyarbakır'ı  spor yapmak için sokağa dökün. Biz Çarşı grubu olarak gelip kaldırımda onları destekleriz" dedi. Politik duruşları olduğunu söyleyen Özgülgün, Diyarbakırspor birinci ligdeyken İstanbul takımları arasından "Diyarbakır" diye bağıran tek grup olduklarını ifade etti. Özellikle deplasmanlarda en büyük zulmü polislerden gördüklerini ve maçlara en son alındıklarını  belirterek, taraftar grubu olarak birbirine yakın olduklarını söyledi.
 
"Gezi Parkında genç arkadaşlar  ağaçlar kesilmesin diye bedenini siper ederken Beşiktaş Çarşı grubu olarak martılara simit atamazdık. Gittik ve Gezi Parkını o arkadaşlarla birlikte savunduk" diye konuşan Özgülgün, orada yaptıkları mücadelede BDP'lilerin her zaman yanlarında olduklarını söyledi. "Spor bir ülkede devrimin bile yapılabileceğini ve devrimin en büyük desteğinin de mizah olduğunu bize göstermiş oldu" diye konuştu.

HABERE YORUM KAT