23 Mayıs 2012 Çarşamba
  • Diyarbakır17 °C
  • Ankara16 °C
  • İstanbul18 °C
  • Antalya21 °C
  • İzmir21 °C
  • IMKB
    55.734
    %-2.36
  • Altın
    615,82
    %-1.16
  • Dolar
    1,8555
    %1.70
  • Euro
    2,3350
    %0.24
SON DAKİKA:
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Yeni Yıla Girerken (Bayram Özkal)

Yeni Yıla Girerken (Bayram Özkal)28 Aralık 2011 Çarşamba 13:36

Bugünden yarına geçiyormuşcasına bu yıl da akıp gitti su gibi. Günlerden değil, ama yıllardan beklentiler olur genelde.

Bugünden yarına  geçiyormuşcasına bu yıl da akıp gitti su gibi. Günlerden değil, ama yıllardan beklentiler olur genelde. Yeni yılın bolluk, bereket, sağlık ve huzur getirmesinden söz edilir. Yılları yaşadıkça da çok fazla bir şeyin değişmediğini fark eder, insan.
Hayatımızda hep olumlu değişiklikler olması, iş, aş, sağlık ve mutluluk beklentileri yanında, yeni yılda yüklü miktarda para çıkması ve daha iyi şartlarda yaşamak için şans bileti alır bazı insanlar. Bilet zengin eder mi?
Pek az kişiyi. Ama ümitle yaşamak da güzel bir duygu, belki de hepsinden önemlisi.
Ama bir gerçek daha vardır ki o da içinde bulunduğumuz garip çelişki. Hem ömrümüzün uzun olmasına dua eder, hem de koca bir yıl yani 365 günü alıp götüren yeni seneye seviniriz. Yine de olması gereken oluyor, ömrümüz taleple çoğalıyor veya azalmıyor. O zaman en iyisi sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç beklenen  gün ve senelerin tadını çıkarmak ve herşeyin güzel olacağı umuduyla yaşamak.
 Yıllar tükendikçe geriye baktığımızda kazandıklarımız, aklaşan veya dökülen saçlar, bükülen beden, çekilen çile, biraz neşe, tatlı gülüşler ve sona doğru koşuş, derin bir yılın sonlanması ve yeni yılın başlaması. Beklentiler gerçekleşmeyince de yine öncekilerde olduğu gibi sessiz, mutlu, mutsuz, sağlıklı veya sağlıksız tükenir gider yıllar. Ekonomik sorunu olmayanlar belki biraz daha diri veya az yıpranıyor olabilir, ama zengin olana daha fazla ömür biçilmediği de bir gerçek. Öyle olsaydı bugün nice zenginler hayatta olurdu.
Kısaca yeni yıla ümitle girmek yani bazı beklentilerin gerçekleşmesi güzel bir şey, ama olacağı varsa oluyor. Yoksa da hayat devam ediyor. Kimi varlık, kimileri yoklukla sürdürüyor yaşamını. Gönül arzu eder ki dünyada herkese yetecek olan bu nimetlerden tüm insanların azami ölçüde yararlanması. Ne var ki bazı insanlar diğer canlılarda olduğunun aksine yetinmiyor azla. İnsan dışında her canlı bırakın ileriye dönük birikimi, karnı doyunca hasmını bile buyur edebiliyor sofrasına ve oradan uzaklaşıyor. Ama insan vazgeçemiyor biriktirmekten veya, "bana bu kadar yeter başkaları da istifade etsin, nasıl olsa fazla kazanç ömrün uzamasına katkı sağlamıyor" demiyor. Alabildiğince zengin olmaya kasasını doldurmaya çalışıyor, "bunda her ihtiyaç sahibinin hakkı olabilir" diyemiyor.
 Daniel Defoe'nin 'Açlık ne dost, ne akraba, ne insanlık ve ne de hak tanır.' Bu söz dikkate alınırda nimetlerden herkesin faydalanması ilke edinilirse, gerçek insanlık bu olur işte. İslamın temel şartından olan kazancından ufak bir bölümünü durumu iyi olmayanlarla paylaşmakla (yani malın kırkta biri veya yüzde iki buçuğunu zekat olarak vermek) dünyada aç, açıkta kimsenin kalmayacağı muhakkaktır. Bu vazgeçilemeyecek bir ölçü değildir. Yüz lirada iki buçuk lira gibi küçük bir rakam. Malın çokluğuna göre verilen miktar çoğalsa da zaten mal bizim değil ki. Yunus Emre'nin 'Mal sahibi mülk sahibi, Hani bunun ilk sahibi, Güvenme malım var diye, Onun da var tek sahibi' şiirinde belirtildiği üzere.
Dünyanın geçmişteki en zengini KARUN, vasiyeti üzerine bütün malvarlığının kendisiyle mezara(TÜMÜLÜS) gömülmesini istemiş, ama bazıları onunla çürümüş, kıymetli eşya ve mücevherler ise tekrar başkalarının kullanımına sunulmak üzere dünyaya geri taşınmıştır. O nedenle zenginliği çok önemsememek yetinmek, şükretmek lazım, muhtaç olunmasın yeter.
Alfred de Vigny der ki; 'Hiçbir insana rastlamadım ki ondan öğrenilecek bir şey olmasın.' İşinde çok başarılı bir gençle sohbet ediyorduk. Varlık, tutumluluk ve her şeyi yeri, zamanında kullanma konusunu tartışırken bir anda ağzından dökülen şu sözlerden ; 'Sel her zaman kütük getirmez, getirdiğinde toplayacak, zamanı geldiğinde de kullanacaksın.' Alfred'i doğrularcasına  öğrenilecek çok şeyin olduğunu düşündüm. Genç arkadaşımızın da bu sözden çok dersler çıkardığı belli.
      Bu açıklamalar ışığında insanların iş, aş, sevgi, saygı, sağlıklı yaşam, hoşgörü, ana, baba, eş ve evlatlarının olmasının  onun en büyük zenginliği olduğunu kabul etmesi ve sözü edilen bu güzelliklerin tüm insanlarda var olması ve her yeni yılın herkese hayırlar getirmesi dileğiyle.
 

Okunma Sayısı : 4776


Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
  • Akşam
  • Birgün
  • Bugün
  • Cumhuriyet
  • Dünya
  • Fanatik
  • Fotomaç
  • Fotospor
  • Güneş
  • Haber Türk
  • Hürriyet
  • Milli Gazete
  • Milliyet
  • Posta
  • Radikal
  • Sabah
  • Sözcü
  • Star
  • Takvim
  • Taraf
  • Tercüman
  • Türkiye
  • Akit
  • Vatan
  • Yeni Asya
  • Yeni Şafak
  • Zaman
  • İstanbul Ticaret

SON HAFTANIN SKORU

3
1
Bugsaşspor
Diyarbakırspor
Copyright ©2007 Diyarın Sesi. Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yazılım: CM Bilişim - Görsel Tasarım: Capitol Medya