1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Yeni Anayasa Arayışları Konferansı
Yeni Anayasa Arayışları Konferansı

Yeni Anayasa Arayışları Konferansı

Diyarbakır Barosu tarafından organize edilen ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Salonu'nda iki gün sürecek Yeni Anayasa Arayışları Konferansı başladı.

A+A-
Seçimler yaklaştıkça siyasi partilerin de propaganda malzemesi haline gelen yeni ve sivil anayasa, Diyarbakır'da çok sayıda akademisyen ve hukukçunun katıldığı bir konferansta ele alındı.
 
Konferansın açılışını yapan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, mevcut Anayasa'da yer alan, "Atatürk ilkeleri ve inkılapları" ile "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" gibi, bugüne kadar toplumun farklı kesimlerinin hak ve özgürlük taleplerini bastırmada ve sınırlamada referans norm olarak kullanılan kavramların, değiştirilemez hükümler arasında yer aldığına dikkat çeken Elçi, yapılacak yeni anayasanın başlangıç bölümünün, yaşanan tarihi haksızlık ve adaletsizliklere vurgu yapması gerektiğini belirtti. Elçi “Yeni anayasa her türlü etnik, dini, ideolojik ve kültürel referanstan arındırılmalıdır. Yeni anayasadaki 'vatandaşlık' düzenlemesi de; etnik atıf ve kavramlar içermemelidir. Türkiye'de etnik kimliğini 'Kürt' olarak tanımlayarak ifade eden 15 milyona yakın bir halk bulunmaktadır” dedi.
 
Diyarbakır Barosu tarafından organize edilen ve Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Salonu'nda iki gün sürecek Yeni Anayasa Arayışları Konferansı başladı.
 
Konferansa, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, İstanbul Şehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Ergun Özbudun, Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Doç. Levent Korkut, Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Prof. Sevtap Yokuş konuşmacı olarak yer alırken, ayrıca avukatlar, bölge kentlerinin baro başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri ve akademisyenler de katıldı.
 
Konferansın açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, etkinliği 5 Nisan Avukatlar Günü etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirdiklerini belirterek “Bu vesileyle tüm meslektaşlarımın Avukatlar Gününü de şimdiden kutluyorum. Böyle bir günümüzde başta hukukçular olmak üzere tüm toplumu derinden etkileyen bir hukukçu-savcı meslektaşımızı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Bir kez daha cinayeti kınıyor, hukuk camiasına ve Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın yakınlarına baş sağlığı diliyorum” dedi.
 
Avukatların hukuk devletinin en temel unsurları olan hak arama özgürlüğünün, savunma ve adil yargılama hakkının güvencesi olduğunu vurgulayan Elçi “Avukatlar gününde mesleki sorunlarımızı konuşmak yerine, toplumun çok temel ve demokratik geleceği bakımından hayati bir sorununu; yeni anayasa konusunu masaya yatırmak ve tartışmak istedik. Birey ve toplumun hak ve özgürlükleri bakımından bu kadar önemli bir mesleğin mensupları olarak bir dizi sorunla boğuşuyor ve neredeyse her yıl bu gün dolayısıyla sorunlarımıza dikkat çekiyoruz” dedi.
 
'Yeni anayasa çalışması tamamlanamadan akamete uğramıştır'
 
Yeni, sivil ve demokratik bir Anayasa'nın ertelenemez toplumsal bir ihtiyaç olduğunu dile getiren Elçi, toplumun neredeyse tüm kesimlerinin talebi olarak yeni Anayasa'nın hep tartışıldığını söyledi. Yeni Anayasa'nın yapılması konusunda ilerlemelerin olduğuna; ancak çalışmaların devamının getirilmediğine işaret eden Elçi, "Tarihi toplumsal haksızlık ve adaletsizliklerin yarattığı tahribat ve kırılmaları onarmanın, yeni bir başlangıç yapmanın ve toplumun birlikte yoluna devam etmesinin esaslı araçlarından biri de bir toplumsal mutabakat belgesi olan Anayasa'dır.
 
Bu tür toplumsal mutabakat belgeleri genellikle tarihsel dönemeç noktalarında gündeme gelmektedir. Bu çerçevede, yaklaşık 100 yıllık bir tarihsel derinliği olan ve son 30 yıldır silahlı çatışma içerisinde varlığını devam ettiren Kürt meselesine kalıcı bir barışçıl çözüm arayışı ile yeni anayasanın yapım sürecinin paralel bir şekilde gelişmesi toplumumuza tarihi bir fırsat da sunmaktadır" diye konuştu.
 
'Toplum tek dil, tek kültür ve inanca göre şekillendirilmeye çalışıldı'
 
Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, Türkiye toplumunun etnik, inanç, dil ve kültürel çeşitliliğinin yadsındığını ve toplumun tek dil, tek kültür ve tek inanca göre şekillendirilmeye çalışıldığını hatırlatan Elçi, Kürt sorunu başta olmak üzere yaşanan toplumsal sorunların söz konusu anlayış ve politikalardan bağımsız olmadığına işaret etti. Elçi, "Başta Kürt meselesi olmak üzere, bugüne kadar yaşanan toplumsal sorun ve ihtilaflar, bu anlayış ve politikalardan kaynaklanmıştır.
 
Halen yürürlükte olan anayasanın başlangıç bölümünden son hükümlerine kadar Türkiye toplumunun sosyal gerçeklerine ve günümüz demokrasi anlayışına aykırı düzenlemeler içermektedir" dedi.
 
Türkiye toplumunun bir parçasını oluşturan Kürtler başta olmak üzere, bugüne kadar dışlanan ve ötekileştirilen toplumsal kesimlerin Anayasa'ya ve anayasal düzene karşı derin bir güvensizlik duyduğuna vurgu yapan Elçi, "Bu nedenle yeni anayasanın başlangıç bölümü, yaşanan tarihi haksızlık ve adaletsizliklere vurgu yapmanın yanı sıra, her türlü etnik, dini, ideolojik ve kültürel referanstan da arındırılmalıdır.
 
Türkiye, farklı dil, din, inanç ve kültürlere sahip bir toplumsal yapıya sahiptir. Son olarak yapılan bir araştırmaya göre, Türkiye'de etnik kimliğini 'Kürt' olarak tanımlayarak ifade eden 15 milyona yakın bir halk bulunmaktadır" dedi.
 
Elçi, yeni Anayasa'da, devletin "Cumhuriyet" olan şekli ile "Demokratik hukuk devleti, laik ve insan haklarına dayanan" niteliği dışında değiştirilemeyecek hükümlere yer verilmemesi gerektiğini belirtti.
 
Ülkede, farklı etnik özelliklere sahip ve farklı diller konuşan toplulukların ve vatandaşların varlığına işaret eden Elçi, söz konusu konuşulan dillerin de anayasal güvence alınması gerektiğine de dikkat çekti. Elçi, "Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dili Türkçe olmakla birlikte, diğer diller de anayasal güvenceye kavuşturulmalı, toplumun ihtiyaçları gözetilerek bu dillerle de kamu hizmetlerinin sunulmasını mümkün kılacak bir anayasal düzenleme yapılmalıdır" dedi.
 
'Egemenliğin yegâne kaynağı halkın iradesi ve hukukun üstünlüğü olmalıdır'
 
Mevcut Anayasa'da yer alan, "Atatürk ilkeleri ve inkılapları" ile "Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü" gibi, bugüne kadar toplumun farklı kesimlerinin hak ve özgürlük taleplerini bastırmada ve sınırlamada referans norm olarak kullanılan kavramların, değiştirilemez hükümler arasında yer aldığına dikkat çeken Elçi, "Mevcut anayasada yer alan ve egemenliği, isim anılarak, tek bir etnik unsura ait kılan düzenleme, yeni anayasanın herkesin anayasası olması gerektiğine ilişkin yaklaşımla bağdaşmadığı gibi, eşitlik ilkesi ve kardeşlik hukukuyla da bağdaşmamaktadır” diye konuştu.
 
Egemenliğin yegâne kaynağının halkın iradesi ve hukukun üstünlüğü olması gerektiğini belirten Elçi, "Yeni anayasadaki 'vatandaşlık' düzenlemesi de; etnik atıf ve kavramlar içermemelidir. Nüfusun daha büyük bir bölümünü de oluştursa, vatandaşlık, herhangi bir etnik kümenin ismiyle tanımlanmamalı; vatandaşlık tanımı, devletin toplumun belirli bir kesimine ait olduğu anlayışına yol açacak bir nitelikte olmamalıdır. Vatandaşlık tanımı, Türkiye Cumhuriyeti'nin bütün vatandaşlarını kapsamalıdır. Tek bir etnik-kültürel kesime atıfla yapılacak bir düzenleme, dışlayıcı ve eşitliğe aykırı olduğu gibi, toplumsal barışa da hizmet etmeyecektir" diye konuştu.
 
Başta Kürtler olmak üzere Türkiye'de yaşayan bütün kesimlerin anadillerinin güvence altına alınması yönündeki talebi yineleyen Elçi, "Anadilleri Türkçe olmayan toplumsal kesimlere yapılan yüz yıllık bir haksızlığın, anayasal düzenleme dışındaki bir formülle kesin çözümü sağlanamaz anadilinde eğitim gibi temel bir insani hak, anayasal hükümlerin altında bir norma bırakılarak geçiştirilemez. Yeni anayasada, ana dilinde eğitimin temel bir hak olduğu, devletin vatandaşlarının ihtiyaç ve taleplerini gözeterek anadilinde eğitim için gerekli düzenlemeleri yapacağı biçiminde açık bir hüküm yer almalıdır" dedi.
 
'Ademi merkeziyetçi sisteme geçilmelidir'
 
Türkiye'de var olan devletin siyasi ve idari yapılanmasının, dünyada örneği kalmayan ölçüde katı merkeziyetçi bir nitelik taşıdığını dile getiren Elçi "Türkiye'nin sosyal, kültürel ve ekonomik gerçeklerine aykırı bir biçimde salt ideolojik tercihler nedeniyle oluşturulan bu katı merkeziyetçi yapı, çağımızın demokrasi anlayışına aykırı olduğu gibi, Türkiye'nin gelişim dinamiklerine ve çağdaş yönetim tarzına da aykırılık arz etmektedir.
 
Bu nedenle; ülkenin coğrafik ve bölgesel sosyo-kültürel yapısı da dikkate alınarak, bölgesel yönetimlerin oluşturulmasını ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesini öngören bir âdemi merkeziyetçi sisteme geçilmelidir. Bir an önce Avrupa Yerel Özerklik Şartına konulan çekinceler kaldırılmalı, bu Şartta yazılı olan ilkelere uygun bir düzenlemeye yeni anayasada yer verilmelidir" diye konuştu.
 
'Sivil demokratik anayasa yapma başarısı gösterilmelidir'
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın her defasında dile getirdiği başkanlık sistemine de değinen Elçi, "Türkiye'nin tarihi, toplumsal ve yönetim geçmişi bağlamında böyle bir sistemin uygulaması mümkün mü? Dahası Türkiye koşullarında başkanlık sistemi sürdürülebilir bir demokrasi ile paralel gidebilir mi?" diye sordu.
 
Türkiye'nin bir yol ayrımında ve tarihi bir karar verme noktasında olduğuna işaret eden Elçi, "Başta Kürt sorunu olmak üzere diğer tüm tarihi ve toplumsal sorunları eşitlik ve adalet temelinde çözen, barış içinde bir arada yaşayacağımız demokratik bir toplum ve demokratik bir cumhuriyet mi? Yoksa tarihi, toplumsal, hukuki, idari ve güncel koşullarının olup olmadığı yeterince tartışılmadan ve anlaşılmadan, çoğulcu ve demokratik dengeler üzerinde oturmayan, toplum ve devlet yapısının tek bir siyasi ve ideolojik anlayışa göre şekillendiği oldubittiye getirilen bir başkanlık sitemi yoluyla demokratik olmayan bir rejim mi kuracağız?" diye konuştu.
 
Türkiye'nin bu gün 2 toplum ve devlet tasavvuru arasında bir tercih yapmak ve buna göre yeni bir anayasa oluşturma sorumluluğuyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Elçi, "Türkiye toplumu, eşitlik ve adalet temelinde toplumsal barışını temin eden yeni, sivil bir ve demokratik anayasa yapma başarısını göstermelidir" görüşlerini dile getirdi.
 
Elçinin konuşmasının ardından Konferans, "Geçmişten Bugüne Türkiye'de Yeni Anayasa Arayışları" konulu tartışma ile devam etti. Konferans, "Yeni Bir Anayasa'da Erkler Dengesi", "Çözüm Süreci Bağlamında Yeni Anayasa" ve "Demokratik Bir Anayasa'ya Dönük Yasal Değişim" konu başlıkları ile bugün de devam edecek.
 
(Özgür Haber)

HABERE YORUM KAT