1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Yedi ayrı coğrafya, ortak acı'
Yedi ayrı coğrafya, ortak acı'

Yedi ayrı coğrafya, ortak acı'

Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde, çocukları devlet tarafında katledilmiş, acıları ortak yedi farklı annenin hikayesini "Onsuz" adlı belgesel film ile kayıt altına alan Ufuk Erdem ve arkadaşları, çekecekleri belgeseli bütün Türkiye'ye göstermeye kararlı olduklarını belirterek, "Gerekirse bisikletle tek tek köyleri dolaşıp bu belgesi göstereceğiz" dedi.

A+A-

Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde, dilleri, kimlikleri, kültürleri, inançları farklı, ama acıları aynı olan, çocukları devlet tarafından gözaltında, polis kurşunuyla, madenlerde veya Roboski'de olduğu gibi uçakların bombalaması sonucu katledilen annelerin hikayesi belgesele konu oldu.

 

Daha önce 11 kısa film çeken, Dersim nüfusuna kayıtlı İstanbul doğumlu olan Ufuk Erdem (33), ilk kısa film çalışmasına 2008 yılında kapitalist sisteminin insanı sürüklediği yalnızlığı konu alan "Teklik" ile başladı. Erdem, bu kez annelerin gözyaşlarının rengini kameraya almaya başladı. Özellikle her biri farklı bir kültürde farklı coğrafyalarda yaşayan, değişik gerekçelerle yüreği yanmış anneleri seçen Erdem, dilleri, dinleri ve kimlikleri farklı olsa da yaşadıkları acının ortaklığını göstermeye çalışıyor.
 
Erdem, önceki çekim denemelerinde de toplumsal olaylara değindiğini, özellikle dokunulmamış konulara dokunmak istediğini ifade etti. Erdem, yeni başladığı projesi içinde, "Şimdi 'onsuz' isimli yeni bir proje üzerinde çalışıyoruz. Türkiye'nin yedi bölgesinde yedi farklı kültür ve kökende evladını devletin sorumsuzluğu yüzünden kaybetmiş yedi annenin hikayesini işliyoruz. Annelerin bir günlük hikayesini ele alıyoruz" dedi. Çalışmaya İstanbul'dan başladıklarını hatırlatan ve Batman'da askerlik yaparken öldürülen Sevag Şahin Balıkçı'ın annesi Ani Balıkçı'nın hikayesini ele aldıklarını ifade eden Erdem, "Gamp Ermen'i de konu edindik"lerini söyledi.
 
İstanbul çekimlerinden sonra Hataya giderek Eskişehir'de Gezi olayları sırasında polisler tarafında öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın annesi Emel Korkmaz'ın hikayesini işlediklerini ifade eden Erdem,"Şimdi Ankara'dayız buradaki çekimleri de bitirdik. Buradaki çekimlerin konusu ise Sivas katliamında iki kızını kaybeden Yeter Sivri annedir. Yirmi iki yıldır mücadelesini sürdürüyor" diye konuştu.
 
'Devlet yaptığı katliamları unutmamızı istiyor'
 
Üç annenin belgesel çekim çalışmalarının bittiğini ve Diyarbakır'da 23 yıl önce kızını gözaltında kaybeden Zaza bir anne, Roboski'deki katliamda çocuklarını kaybeden anneler, Soma'da maden cinayetinde iki oğlunu kaybeden bir anne ve son olarak Hoppa'da Çernobil faciasından sonra kanserden hayatını kaybeden Kazım Koyuncu'nun annesinin hikayesini ele alacaklarını ifade eden Erdem, "Bunu yapmadaki amacım, annelerin çektiği acıları insanlara duyurmaktır. Çünkü biz balık hafızalı bir halkız. Yaşananları üç-beş gün sonra unutup hayatımıza dönüyoruz. Sistemde bunu istiyor. Ancak biz hatırlatmak istiyoruz.

 

Bunu hatırlatmayı görev addettik" dedi. Ayrıca bu projeyi başlatmak ve hayata geçirmek için daha önce çalıştığı işinden ayrıldığını belirten Erdem, özel bir şirkette satış destek biriminde çalıştığını, projeyi birçok yapımcıyla paylaştığını ancak, kimseden destek göremediğini, bu nedenle işinden ayrılıp, aldığı tazminatla bu projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Erdem, destek taleplerinin de birçok kurumda, "bu hassas bir konu destek veremeyiz" cevabını aldıklarını ifade etti.
 
Ayrıca giriştikleri işin duygusal zorluğuna da dikkat çeken Erdem, "Çünkü karşınızda acılı anneler ve aileler var, çok hassas bir konu, evlatlarının odalarına giriyorsunuz. Onlar için çok özel olan yerlerdir. Size güveniyorlar, orayı size açıyorlar ve sizi üç dört gün evlatları yerine koyuyorlar. Ayrıldığımız zamanda çok etkilendik" dedi.
 
'İzleyen her anne kendisinde bir şeyler hissetsin'
 
Belgesel tekniği olarak hikayenin akışına müdahale etmediklerini, sadece ailenin yaşadıklarını göstermeye çalıştıklarını belirten Erdem,"Doğal sesle yansıtmaya çalıştık. Doğal ses dışında ses kullanmadık. farklı bir proje olsun istiyordum. Bunun nedeni de bu filmi Afrika'daki bir anne de bunu izlediğinde devletin sorumsuzluğu yüzünde evladını kaybetmiş bir anne kendisinde bir şeyler hissetsin. Amaç izleyen annelere ve ailelere empati yapmasını sağlamaktır" diye ifade etti.
 
Erdem, annelerin çekimler esnasında yaşadıkları acılara rağmen ağlamadıklarını da dile getirerek, "Çünkü bu anneler evlatlarını onurlu bir şekilde kaybettiler" dedi ve "Dik durmaları onurlu bir mücadeledir. Biz bu onurlu mücadeleyi çekiyoruz" sözleriyle dile getirdi.
 
'Bu acıyı bütün annelerin görmesini sağlayacağım'
 
Film bittikten sonra kültür merkezlerini tek tek dolaşacağını ifade eden Erdem, "Annelerin bu acısını göstermeye çalışacağım. Eğer destek bulmazsak ben ve arkadaşlarım İstanbul'dan bisikletle yola çıkarak bu filmi köylerde, beldelerde halka göstereceğiz" şeklinde konuştu.

 

Erdem belgesi bitirmesindeki ısrarını da, "ben annelere söz verdim bu acıyı bütün annelerin görmesini sağlayacağım" sözleriyle dile getirdi.

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler