1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Yaşadığı dehşet anlarını anlattı
Yaşadığı dehşet anlarını anlattı

Yaşadığı dehşet anlarını anlattı

DİYARBAKIR- Diyarbakır'daki Kobani olayları sırasında kurban eti dağıtırken saldırıya uğrayan 5 kişilik grup arasından kurtulan tek kişi olan Yusuf Er, dehşet anlarını anlattı.

A+A-
Er, göstericilerin kendilerine saldırması üzerine girdikleri apartmandaki bir eve sığındıklarını belirterek, göstericilerden birinin eve üst kattaki evin balkonundan ip sarkıtarak girdiğini vurguladı.
 
Er, "Olayda 4 arkadaşımla birlikte beni de öldüreceklerdi. Ancak grup içerisindeki birinin 'ibret olsun diye bırakalım' demesi üzerine bıraktılar" dedi. 
 
IŞİD'in Kobani'ye saldırıları gerekçe gösterilerek, Diyarbakır'da Kurban Bayramı'nın 3'üncü gününde başlayan olaylar, giderek şiddetlenmişti. Bayramın 4'üncü gününde kurban eti dağıtan 5 kişilik grup, göstericilerin saldırısına uğramış, gruptan, Yasin Börü (16), Hasan Gökgöz (26), Hüseyin Dakak (19) ve adı öğrenilemeyen bir kişi öldürüldü. Olayda yaralı olarak kurtulan Yusuf Er (18), yaşadıkları dehşet anlarını İHA'ya anlattı.
 
"APARTMANDAKİ EVLERİ ARADILAR"
 
Saldırıya uğramalarının ardından kaçarak bir apartmana sığındıklarını kaydeden Er, binaya girince kapıyı arkadan kapatıp üst katlara doğru çıktıklarını ifade etti. Bir iki kat çıktıktan sonra bir kadının kendilerine, "Gelin evimde saklanın" dediğini anlatan Er, "O esnada binanın kapısı tekmelenmeye başladı. Bizi içeriye alan bayanın evine girdik. Su getirdi ve sessiz olmamızı istedi. Dışarıdan görünmeyelim diye de ışıkları kapatıp, perdeleri çekti. Bu sırada seslerden binanın kapısının kırıldığını anladık. Çeteler içeriye üşüşmeye başladı. Direk çatıyı aramaya başladılar. Üst kattan başlayarak kapıları çaldılar. Sonra da evlere girip arama yaptılar. Bizim bulunduğumuz dairesinin kapısını da 3-4 kez çaldılar ancak açmadık" diye konuştu.
 
"ÜST KATTAN İPLE BALKONA İNDİ"
 
Bu sıralarda ev sahibinin eşinin eve geldiğini de aktaran Er, şunları kaydetti:
"Odanın kapısını açar açmaz bize dönüp, 'IŞİD'çi misiniz?' diye sordu. Biz de IŞİD'çi olmadığımızı kurban eti dağıttığımızı söyledik. Tabi bizi dinlemedi. Evin kapısına yöneldi. Sonra biz biraz daha anlatmaya başladık. İslam'dan bahsettik ve bizi kapıdakilere verirse öldürüleceğimizi, işkence göreceğimizi söyledik. Bunun üzerine biraz geri çekildi. Sonra polise telefon açtık. Polis, ortalığın çok karışık olduğunu ve gelemeyeceğini söyledi. Bu sırada bir kişi üst kattan bulunduğumuz evin balkonuna indi. İner inmez direk içeriye girdi. Girer girmez de kimsiniz deyip ateş etmesi bir oldu. Ateş etmesiyle Hasan arkadaşımız vuruldu.”
 
"İBRET OLSUN DİYE BIRAKALIM"
 
Daha sonra eline geçirdiği bir deterjan kutusunu silahlı kişiye fırlattığını ileri süren Er, bunun üzerine şahsın elindeki silahın düştüğünü ancak belinden ikinci bir silahı daha çektiğini iddia etti. Ardından da kendisine ateş edildiğini ve bacağından yaralanarak, yere düştüğünü öne süren Er, özetle şunları söyledi:
"Sonra da ev sahibi anahtarı bu şahsa fırlattı. Bunun kapıyı açması ile birlikte bekleyen de içeriye girerek, diğer arkadaşlarımıza saldırdı.
 
Silahla ve bıçakla vurduktan sonra aşağıya atıyorlar ve üzerlerinden arabayla geçiyorlar 4 arkadaşımızın. Sesleri duyuyordum. Sonra beni de aşağıya atmaya çalıştılar ancak ben bir kez daha kaçtım. Sonra gelip vurdular bana. Ardından bir boşluk buldum ve merdivenlerden aşağıya kaçtım. Zemin kata inmemle birlikte apartmanın önünün boş olduğunu ve diğer tarafta aşağıya satılan arkadaşlarımla uğraştıklarını gördüm. Hasan'ı gördüğümde yüzüstü yere uzanık durumdaydı. Tekrar kendimi içeriye attım ve gelip yine darp ettiler beni. Sonra ben yarı baygın haldeyken birileri kendi aralarında konuşuyorlardı.
 
Birinin, 'Bunu ibret olsun diye bırakalım gidip, anlasın', diğerinin ise 'Bunu da öldürelim' dediğini duydum. Sonra iki kişi koluma girdi. Beni binadan epeyi uzaklaştırdılar. Biri uzun namlulu diğeri tabanca doğrulmuştu bana. Sonra bıraktılar ve bunlardan uzaklaştıktan sonra 3-4 el ateş etti. Bir sokağa girdim ve arkamdan gelirler diye koştum. Sonra da nefessizlikten ve kan kaybından koşamaz hale geldim."
 
(MP-YRT-AŞ-Y)
Bu haber toplam 5636 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT