1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. “Yargıtay’ın tutumu sadece Ergenekon dosyasıyla sınırlı kalmamalı”
“Yargıtay’ın tutumu sadece Ergenekon dosyasıyla sınırlı kalmamalı”

“Yargıtay’ın tutumu sadece Ergenekon dosyasıyla sınırlı kalmamalı”

Yargıtay’ın, Ergenekon Davası’nı bozmasını değerlendiren hukukçular, hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğine söyleyerek dindar kesime yapılan hukuksuzlara dikkat çekti.

A+A-

Aralarında Eski Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ'un da bulunduğu 274 sanıklı Ergenekon davasında Yargıtay, yerel mahkemenin kararını, usulden ve esastan bozdu.  Yargıtay’ın, Ergenekon Davası’nı bozmasını değerlendiren Avukat Mirhan Özbekli, hukukun herkese eşit uygulanması gerektiğini söyledi.

Yargıtay’ın tutumunun sadece Ergenekon dosyasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini dile getiren Özbekli, 12 Eylül 1980 tarihinden sonraki bütün dosyaların ele alınıp tartışılması için zemin oluşturulması gerektiğine dikkat çekti.

Ergenekon Dosyası’nın soruşturma kapsamının kamuoyu tarafından ciddi destek aldığını ifade eden Özbekli, “Bu dosyanın kamuoyundan destek almasının sebebi geçmişte askerin uygulamalar dışına çıktığıydı. Dosya daha sonra siyasiler, aydınlar ve siyasi iktidardan olumlu yönde destek aldı.  Soruşturmanın sağlıklı oluşabilmesi açısından olumlu gelişmeler yaşandı. Fakat ne olduysa 2 yıl önce gelişen hadiselerden sonra dosya ve buna benzer dosyalardaki delilerin ortaya konulması, tartışılması,  yargılama aşaması ile ilgili kamuoyunda tartışmalar oldu. Bugün Yargıtay da böyle bir karara ulaştı.” dedi.

“Niye bu hukuk herkese aynı uygulamayı yapmıyor?’ diye sorma hakkımız vardır”

Hukuka bütün kesimlere objektif karar vermesi durumunda saygı duyulması gerektiğini kaydeden Özbekli devamla, “Yargıçlar hukuk içerisinde kalarak ve bütün kesimi aynı mesafede kalarak objektif karar verecekse yargıya saygı duyması lazım. Ama benim bir bütün olarak yargıya saygı duyabilmem ve özellikle bu karara saygı duyabilmem için aynı şartlar, delilerde oluşturulan dosyaların bir bütün olarak ele alınması gerekir. Dosyada hukuk dışına çıkışmışsa 1992, 1993, 2005, 2010, 2015 yıllarında oluşturulan dosyalarda neden ‘Hukuk dışına çıktı’ denilmiyor. Bunun ciddi anlamda tartışılması lazım. Biz karşı çıkıyoruz ama eğer Kürdistan’da dindar biri aynı gerekçelerle hiç kale alınmayacak delilerle yargılanıyor ve bunlarla 20, 30 yıl cezaevinde kalıyorsa, 5-10 bin insan örgüt üyeliğinden ceza alıyor ve bunlar 5 yılını cezaevinde geçiriyorsa ailelerinin mağduriyetleri dikkate alınmıyorsa burada haliyle ‘Peki, neden objektif olamıyorsunuz? Neden herkese eşit davranmıyorsunuz? Niye bu hukuk herkese aynı uygulamayı yapmıyor?’ diye sorma hakkımız vardır.” ifadelerini kullandı.

“Hizbullah Ana Davası’nın 200 klasörlük dosyanın bir günde nasıl karara çıkarıldığını sorgulamak lazım”

“Bu dosyada eğer Yargıtay kararında belirtilen kısaslar yoksa bunlar tartışılmalı, sadece bu dosya ile sınırları kalmamalı” diyen Özbekli şöyle devam etti:

“Özellikle Fırat’ın doğusunda 80’den sonra oluşturulan dosyaların ne şekilde oluşturduğu, yargıçların bu delilleri nasıl değerlendirdiği, kendisine giden dosyanın ne şekilde incelendiği, gerçekten inceleyip incelemediği veya Hizbullah Ana Davası’nın 200 klasörlük dosyanın bir günde nasıl karara çıkarıldığını sorgulamak lazım. Bütün kamuoyu bunları biliyor.  O hassasiyet neden bu dosyalarda uygulanmıyor?  

 

Ben o süreçte çok yoğun şekilde bu dosyaları takip ettim. Özellikle Hizbullahi diye adlandırılan gruba yönelik operasyonlarda ve bu operasyonlar sonucu oluşturulan dosyaların hiçbirinde bu hassasiyeti görmedik. Yetkililere ve yargıçlara bu konuyla ilgili sesleniyoruz; Bütün vatandaşları bir görün. Bir an önce 12 Eylül’den sonraki dosyaları bir bütün olarak ele alınması, delilerin bir bütün olarak tartışılma zemininin oluşturması talep ediyoruz. Son paralel yapı diye adlandırılan yapıya yönelik yapılan operasyonlarda özellikle Hizbullah dosyalarında delil olarak dosyalara konulan delillerin sivil ve hiçbir şekilde emniyette adalet bakanlığıyla ilişki olmayan bir şahsın eline geçtiği söyleniyor. Bu konuyla ilgili bugüne kadar bir soruşturma yürütülmedi. Yargıtay, Adalet Bakanlığı bunları görmüyor mu? Biz mi sadece görüyoruz? Bir an önce bu konuda adım atılması gerekmektedir.” 

HABERE YORUM KAT