1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Yargıtay'dan tartışılacak karar
Yargıtay'dan tartışılacak karar

Yargıtay'dan tartışılacak karar

Yargıtay: Çift doğumda evli ise çocuk babanın soyadını alır, Yargıtay, kocasından boşandıktan sonra çocuğuna kendi soyadını vermek isteyen annenin talebini kabul eden yerel mahkemenin kararını bozdu.

A+A-

Yüksek Mahkeme, çocuğun doğum gününde, baba ile annenin evli olması durumunda babanın soyadını alacağını vurgulayarak, "Çocuk reşit oluncaya kadar veya baba Türk Medeni Kanunu'nun 27.maddesindeki koşulları kanıtlayarak soyadını değiştirmedikçe, soyadının değiştirilmesi mümkün değildi" dedi. B.A. ile Ş.G.'nin 2003 yılında A. adında bir kız çocukları dünyaya geldi. Çift 2007 yılında boşandı. Boşanma kararını veren Diyarbakır Aile Mahkemesi çiftin çocuğunun velayetini anneye verdi. Anne Ş.G. 2012 yılında çocuğuna soyadını vermek için dava açtı. Mahkeme çocuğun soyadının değiştirilmesine karar verdi. Diyarbakır Nüfus Müdürlüğü kararıtemyiz etti. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu.

'Ayrımcılık yapıyorlar'
Avukat Sedat VURAL:

Bizim öncelikle Anayasa'nın 90.maddesine göre hareket etmemiz gerekiyor ama bizim mahkemelerimiz 'yasa'ya sarılıyor. "Yasayı uygularız" diyor. Sen önce Anayasa'nın 90.maddesine göre uluslararası sözleşmelere, uluslararası mahkemelerin kararlarına göre karar vereceksin. Sonra dönüp kendi iç hukukuna bakacaksın. İç hukukun çelişiyorsa iç hukuku değil, AİHM kararını uygulayacaksınız. Bu olay AİHM'ye gitti. AİHM de anneye "Kızlık soyadını alabilir" dedi. Çocuğun velayeti anneye veriliyor, soyadını alamıyor. Olurmu ya. Çocuğun velayeti anneye verilmiş, bir karar veriyorsunuz niye ayrımcılık yapıyorsunuz? Kadın haklarının güvencesi nerede? AİHM, sen pozitif olarak kadın haklarını koruyacaksın diyor. Bu kararlar ise AİHM'ye göre ayrımcılık yapıyor.

'Türkiye'de kadının adı yok'
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan GÜLLÜ:

Ülkemizde son yıllarda bu soyadı üzerinde aşırı polemikler yaşanıyor. AİHM, kadının babasının soyadını almaktan ve çocuğa kendi soyadını vermesinden kaynaklanan sıkıntıya işaret etti. Türkiye'de kadının adı yok diyebileceğim bir tünelin içine girdik. Yargıtay'dan da kadına yönelik, kadının yanında olacak bir karar verebileceğini beklemiyorum. Bu, geleneksel yapı, kadını ikincilleştiren, aile kurumunun mütemmim cüzü kabul eden zihniyetin sonucudur. Yargının içtihat oluşturacak karara imza atmasını bekleriz. Önümüze çıkan konular ciddi olarak tartışılmalı, iç hukuk yollarını buna göre açmalıyız.

'Çocukta sorun oluşturuyor'
Ankara Barosu Gelincik Projesi Başkanı Avukat Hilal AKDENİZ:

Aile hukuku bunu gerektiriyor. Yargıtay'ın kararı hukuken yerinde ama insani açıdan farklı değerlendirilebilir. Boşanmış kadınlarda sık sık yaşanan sorunlar var. Çocuklar küçük yaşta anneyle farklı soyadını taşımanın sıkıntısını yaşıyor. Çocuklar çok sorun ediyor bunu. Çocuk dünyası farklı. Belki de babayla uzlaşılıp yapılabilir. Babanın onayı gerekiyor çünkü. Amaç, çocuğun en doğru ve sağlıklı şekilde büyümesini sağlamak.

'Soy kütüğü erkeğe göre'
TBMM Adalet Komisyonu Üyesi-AK Parti Kırıkkale Milletvekili Ramazan CAN:

Nesil silsilesi babayı takip eder. Bu hem mevzuat, hem geleneklerimiza çısından yerleşmiş birşey. Baba soyadında aslolan, neslin devamıdır. Neslin devamını sağlamak, hem kargaşalara son vermek, hem de nesebin sağlıklı devamı açısından elzem bir yoldur. Çocuk, reşit olursa başka soyadı alabilir. Buradaki hadise, silsile arasında kopukluk olmaması yönündendir. Nesep, çizgi, soykütüğü erkeğe göre dizayn edilmiştir. Bu, erkeğin kadına üstün tutulduğu anlamına gelmiyor. Bir çocuğun anasının kim olduğu tespit edilir de babasının kim olduğu tespit edilemez. Nesepsiz çocuklarda ana "Bu çocuk benim" der.Ama baba belli değil.

'Yargıtay kanundakikuralı uygulamış'
Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Genel Bşk. Nazan MOROĞLU:

Evlilik içi doğan çocuğun soyadı, babanın soyadıdır. Yargıtay bu konudaki kuralı uygulamıştır. Kadının soyadı kuralında değişiklik yapılmadıkça çocuğa annenin soyadını vermek mümkün olmuyor. Oysa uluslararası sözleşmeler, kadının soyadı kuralındaki ayrımcılığın kaldırılmasını gerektiriyor. AİHM de kadının evlendikten sonra kendi soyadını taşıyamamasının bir ayrımcılık olduğuna karar verdi. Medeni Kanun'da değişiklik yapılmadı. Buna rağmen mahkemeler Anayasa'nın 90. maddesini dikkate alarak uluslararası sözleşmelerde yer alan kadın-erkek eşitliği ilkesini uygulayabilirler.

HABERE YORUM KAT