1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Yargı belirlenen düzeni koruyor'
'Yargı belirlenen düzeni koruyor'

'Yargı belirlenen düzeni koruyor'

Diyarbakır eski Baro Başkanı ve “KCK” ana davası avukatlarından Mehmet Emin Aktar, yargının “KCK” ana davası için tek başına bir şey yapmayacağını belirterek, “Çünkü yargı Kürt siyaseti açısından siyaset yapmanın, sınırlarını çizen bir organa dönüşmüş. Egemen olanın, hukukunu uygulayan, bunu gözeten, egemen olana sahip çıkan bir anlayışa sahip. Yargı, siyasal iktidarın belirlediği sınırlarla bir düzeni korumaya çalışıyor” dedi

A+A-

Diyarbakır eski Baro Başkanı ve “KCK” ana davası avukatlarından Mehmet Emin Aktar, 17 Haziran'da ara kararı açıklanan ve 2 kişinin tahliye edildiği karara ilişkin görüş belirtti. Kürt siyasetçilerin tutuklanmasının üzerinden 4 yıl 2 ay geçtiğini belirten Aktar, 14 Nisan 2009 tarihinde gerçekleşen operasyon sonrasında operasyonların dalgalar şeklinde genişletilerek ana dava olarak bilinen “KCK” ana davasıyla birleştirildiğini söyledi. Tutuklu Kürt siyasetçilerin tutukluluk süresini belirten Aktar, “Birleşen dosyayı saymazsak, KCK ana davasında ilk yakalananların en kısa tutuklu süresi olanlar 3 yıl 5 ay gibi bir süre. İlk tutuklananlardan 50'yi aşkın kişinin tutukluluk süresi 4 yılı aşıyor” dedi.

'Tahliye olmaları lazım'

İlk dosyada 80, birleşen dosyada 17, toplam 97 tutuklu olduğunu kaydeden Aktar, 80 kişiden 45'nin örgüt üyeliğinden yargılandığını belirtti. “Ceza kanununa göre ceza miktarı, TMK'ya da bakarsak 7 buçuk yıl ve alt sınırdan verilmesi gereken ceza 6 yıl yıl 3 aydır. Bu ceza verildiğinde bunun infazını yatması 4 buçuk yıldır. 4 buçuk yılı yattıktan sonra cezanın infazı tamamlanıp tahliye olmaları lazım” diyen Aktar, tutuklu siyasetçilerin tutukluluk sürelerinin 4 yıl iki ayını tamamladığını, Eylül ayıyla beraber 4 buçuk yılın tamamlanmış olacağına dikkat çekti. Aktar, şöyle devam etti:

“Böylelikle mahkeme aslında karar vermeden verilebilecek bir örgüt üyeliği cezasını infaz etmiş olacak. Bu şu demektir aslında, peşinen hüküm vererek, cezalandırmaktır. Yargılama yapmadan bir cezayı infaz etmektir.” Bunun diğer bir anlamının, bundan sonra mahkeme heyeti değişse dahi gelecek heyetler üzerinde de bir cezalandırma baskısı uyandıracağını ifade eden Aktar, “Çünkü bu kadar süre tutuklu tuttuğunuz bir insanı bu saatten sonra beraat etseniz de bu durumu açıklayamazsınız. Bu tutuklama infaza dönmüş oldu” diye belirtti.

'Belirlenen düzeni koruyor'

Aktar, mahkemenin uzun tutukluluk süresine rağmen tutuklu Kürt siyasetçileri tahliye etmemesindeki nedenini ise şöyle değerlendirdi:

“Mahkemenin peşinen cezalandırma yönünde bir kanaati var. Delilleri okumadan, savunmaları almadan, tutukluluk halleri ile bir cezalandırma niyeti var. Bu görülüyor.” Aktar, mahkemenin uzun tutukluluktaki ısrarı hakkında ise “Bu da alt sınırdan bir ceza yapılandırmasına gitmeyecekleri anlamına geliyor. Bunu göstermeye çalışıyorlar. Yani biz yasanın öngördüğü cezanın alt sınırından değil, bundan uzaklaşarak daha fazla ceza verebiliriz düşüncesi hakim. Bunu çok açık bir şekilde söylememiş olsalar da biz bunu tecrübelerimizden, gördüğümüz davalardan çıkarabiliyoruz” dedi.

Yargının “KCK” ana davası için tek başına bir şey yapmayacağının altını çizen Aktar, “Çünkü yargı Kürt siyaseti açısından siyaset yapmanın, sınırlarını çizen bir organa dönüşmüş. Sadece siyasallaşması değil mesele. Egemen olanın, hukukunu uygulayan, bunu gözeten, egemen olana sahip çıkan bir anlayışa sahip. Yargı, siyasal iktidarın belirlediği sınırlarla bir düzeni korumaya çalışıyor. Ve bu düzene muhalif olan herkesi cezalandırmaya çalışarak bu tutumu alıyor” diye belirtti. Yeni başlatılan süreçle birlikte “KCK” tutuklularının tahliye edilmemesi arasındaki ilişkinin yargının tutumundan kaynaklandığına dikkat çeken Aktar, “Yargının bu tutumundan kaynaklı hükümet parlamentoya yasal tasarı, düzenleme sevk ederek, ifade ettikleri düşünceler ile siyaset yapanların, eylemlerinden kaynaklı suçlanamayacağını ve bundan dolayı yargılanmayacakları çok açık bir yasal düzenleme getirmelidir” dedi.

'Sürece uygun değil'

Aktar, yargılamanın niteliğini “egemen olanın hukukunu uygulamak” şeklinde değerlendirerek, “Yargı, bundan biraz daha ileri giderek, siyasal iktidarın sınırlarını belirleyen, bizim siyaset yapma haklarımızın sınırlarını belirleyen bir tutumla karşımıza çıkıyor” dedi. Yargı kararının yeni sürece uygun bir ruh taşımadığına vurgu yapan Aktar, “Kürtler özgürce siyaset yapamayacaklarsa, örgütlenemeyeceklerse o zaman çözümden değil bir teslim almaktan bahsetmek gerekiyor” dedi.

Bir yandan çözümden bahsedildiğini, diğer yandan Kürt siyasetinin temsilcilerinin cezaevinde tutulduğunu söyleyen Aktar, “Böylesi bir süreçte, ikili ilişkinin dengede durması, karşılıklı adımların birbirine denk olması gerekiyor. Burada atılan bir adım yok. Bu sadece kendini bu işin üzerinden ayrı bir iktidar odağı haline koymaktır. Bu böyle gitmez. Bir süre sonra toplumsal dinamikler, ülkenin içinde bulunduğu durum, Kürtlerin içinde bulunduğu durum Kürt siyasal hareketi yargının bu gücünü aşacak ve Eylül ayına kalmadan da müvekkillerimizin tümü de özgürlüğüne kavuşacak” diye konuştu.

HABERE YORUM KAT