1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Vicdanlarda mahkum oldu
Vicdanlarda mahkum oldu

Vicdanlarda mahkum oldu

12 Eylül'ün işkence merkezi olan şimdiki adıyla Diyarbakır E Tipi Cezaevi olan dönemin Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi'nde kalan tutuklular, Kenan Evren'in ölümüne insani açıdan yaklaşarak sevinmediklerini belirtiyorlar.

A+A-
Mağdurlar, buna karşın Evren ile Türkiye toplumunun hesaplaşmaması nedeniyle insanların vicdanlarında Evren'in diktatör olarak mahkum olduğunu dile getiriyorlar.
 
İnsanların doğup, yaşayıp, yaşlanarak ölmelerinin doğal bir süreç olduğunu belirten 78'liler Dayanışma ve Araştırma Derneği Başkanı Gani Alkan, Kenan Evren gibi bir diktatörün de doğal olarak öleceğini belirtti. Kendisi de 12 Eylül döneminde Mazlum Doğan, Hayri Durmuş, Ferhat Kutay, Ali Çiçek, Mahmut Zengin, Akif Yılmaz, Cemal Arat, Necmettin Büyükkaya gibi isimlerde Diyarbakır 5 nolu Askeri Cezaevi'nde tutuklu kalan, cezaevindeki insanlık dışı uygulamalar nedeniyle de başlatılan açlık grevine katılarak, o dönemde 38 gün açlık grevi eylemi gerçekleştiren Alkan şöyle devam etti:
 
“Kenan Evren de her insan gibi miadını doldurdu ve gitti. Bir insanın ölümüne sevinmek hiçbir insan için doğru değil. Bu insan Kenan Evren gibi bir cani olsa bile. Ama zalimler de sevinmeseniz de ölüyorlar. Kenan Evren bizim kuşağımızdan birçok kişiyi idam etti, işkenceden geçirdi, öldürdü, cezaevlerine tıktı. Ama bizim vicdanlarımızda asla aklanmadı. Biz onun insanların vicdanlarında mahkum olduğunu biliyoruz. Kenan Evren 12 Eylül davası nedeniyle belki mahkemede yargılandı ama o aslında yargılandığı mahkemeyi bile ciddiye almadı. Çünkü mahkemeye çıktığında heyete 'Siz beni benim yasalarımla yargılıyorsunuz' diyerek, yargılamayı aslında ciddiye alma aklanmadığını da göstermişti. Bugün ülkemizde belki Kenan Evren gibi yeni bir diktatöre yol açan yüzde 10'luk baraj onun eseridir.
 
 
Belki Kenan Evren ölmüş olabilir, fiziken ortadan kalkmış olabilir ama onun düşüncesi şu anda iktidardadır. Asıl mesele onun insanların vicdanlarında mahkum olmuş olmasıdır. Bu günden sonra Kenan Evren için AKP hükümetinin nasıl bir cenaze töreni düzenleyeceği de önemlidir. Çünkü mahkeme Kenan Evren'in bütün rütbelerini sökmüş, onu sıradan bir insan olarak tanımlamıştır. Her ne kadar dava Yargıtay'da olsa bile öldüğüne göre artık bu karar geçerlidir. Bizler onun nasıl gömüleceğini merak ediyoruz. Bir darbeci gibi mi yoksa bir muzaffer general gibi mi gömülecek, bu tutum AKP'nin 12 Eylül ile yüzleşme iradesini de gerçek anlamda ortaya koyacak.
 
 
Onun rütbeleri sökülmüş sıradan bir insan gibi gömülmesi gerekiyor ki bugün diktatör olma heveslilerine ders olsun. Keşke yaşarken mahkemeye gelip cinayetlerini, işkencelerini, yüzbinleri nasıl cezaevine tıktığını anlatıp, insanların karşısında pişmanlık getirseydi. Biz de evet pişman oldu ve öteki dünyaya rahat gitti derdik. Ama olmadı ve o kendi yarattığı hukukla vicdanlarda aklanmadan gitti” dedi.
 
12 Eylül dönemini izleyen günlerde Diyarbakır 5 Noli Askeri Cezaevi Kadınlar Koğuşu'nda kalanlardan olan, HDP'nin şu anda Sivas'dan üçüncü sıra milletvekili adayı olarak gösterdiği Mevlüde Acar ise PKK'nin Mardin Grubu Davası nedeniyle tutuklu kalıp işkence görenlerden. 12 Eylül'ün işkence merkezi olan Diyarbakır Cezaevi'nde 6 yıl kalan Acar, Evren'in ölümüne ilişkin şöyle dedi:
 
“Bir katilin ömrü bitti. O sadece benim değil, on binlerin, katili, yaşadığımız son 40 yılın bütün olumsuzluklarının sorumlusu idi. Aynı zamanda gelecek yüz yılımızın da sorumlusu kendisidir. Çünkü onun darbesinden sonra kuşaklar değişti. Kuşakların düşünceleriyle oynadı. Bugün Türkiye'de etkili olan dini cemaatler, tarikatlar, topluluklar hep onun yüzünden yaratıldı, gelişti ve bu denli etkili oldu. O öldüğü için belki bir of derim ama bunu onun ölümüne üzüldüğüm için değil devrimci ve demokratlar olarak onu yargılayamadığımız için derim. Cezaevinde yaşadığım, ve tabii ki diğer arkadaşlarımızın yaşadıkları insanlık dışı uygulamaları unutmak mümkün değil.
 
 
O günler ve yaşadıklarımız, hücrelerimize, kılcal damarlarımıza kadar işledi ve her an aklımızda. 40 yıl geçti, hala acılar, gözyaşları, işkenceler, tacizler ve tecavüzler aklımızda. Tecavüzler diyorum çünkü bunu sadece bir noktaya saldırı olarak görmüyorum. O dönemde insanların bedenlerine saldırılarak tecavüz edildiler. Maalesef bu acıların tek tanığı da ben değilim, binlerce arkadaşımız Evren'in işkence merkezlerinden geçirildi. Onun ölümü vesilesiyle o dönemde acı çeken herkesin acısını paylaşıyorum ve herkese sevgilerimi gönderiyorum. Çünkü sadece sevgiyle o günleri unutabiliriz”
 
12 Eylül'de Diyarbakır Cezaevi'nde geçliğinin ilk yıllarını geçiren, Hak ve Özgürlükler Partisi (Hak-Par) eski Genel Başkanı Bayram Bozyel ise Kenan Evren'in yaşamında işlediği suçların hesabını vermeden bu dünyadan gitmesinin, Bozyel'in kendisi açısından üzücü olduğunu belirterek “Çünkü bu ülkede binlerce insanın ölümünde, yüz binlerce insanın yaşamının karartılmasında ve Türkiye'nin bir yangın yerine dönmesinde onun günahı büyüktür. İlginç olan şu ki Kenan Evren, bu dünyadan gitti ama onun kurduğu 12 Eylül düzeni varlığını hala sürdürüyor. Bu da Türkiye toplumu ve siyaseti bakımından utanç kayağıdır. Elbette Kenan Evren hakkında açılmış bir dava var. Bu davada müebbet ceza ile yargılandı. Bu belki bundan sonra darbe girişimlerine yeltenenler için caydırıcı olabilir ama gerçekten Kenan Evren yaptıkları ve işlediği suçlar nedeniyle gerçek anlamda yargılanamadı.
 
 
 
12 Eylül rejiminin mağdurları gerçek anlamda Kenan Evren ile hesaplaşamadı. Bir bütün olarak sadece 12 Eylül'ün bizatihi mağdurlarına değil aslında Türkiye'ye hesaplaşma fırsatı tanınmadı bu davada. Böyle bir hesaplaşma yaşanmadığı için de bugün, Kenan Evren öldüğü halde onun kurduğu rejim etkisini sürdürüyor ve sürdürecek gibi de görünüyor. Bence Kenan Evren bireysel olarak hesap görülmese de önümüzdeki dönemde 12 Eylül ile ilgili bilinç düzeyinde köklü bir hesaplaşma gereği bir ihtiyaç olarak ortada duruyor. Kenan Evren yaptıklarının hesabını ödemeden gitti, bunu onun açısından kar diye düşünmek mümkün. Cenazesi ise dikkat çekici olacak.
 
 
Bir yanda bu ülkenin eski cumhurbaşkanı olma sıfatı var. Mahkemede bu sıfatı alınmadı ve duruyor ama yargılanıp müebbet hapse mahkum oldu müebbet hapse çarptırılmış bir suçlu olması söz konusu. AKP'nin bu konudaki tutumu, 12 Eylül'e karşı siyasi söylemleri ve iddia ettiği tutumu bakımından bence sembolik olarak önem taşıyor. Bir cenazeye karşı izlenecek insani görevler olabilir ama bu kişinin aynı zamanda bir darbe lideri olduğu ve binlerce insanın kanında eli olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.
 
 
(Özgür Haber)

HABERE YORUM KAT