1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Uzmanlardan, anne ve babalara uyarı
Uzmanlardan, anne ve babalara uyarı

Uzmanlardan, anne ve babalara uyarı

DİYARBAKIR- Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nde (TUBİM) görevli uzmanlar, anne ve babaların çocuklarını uyuşturucudan korunmaları konusunda önemli önerilerde bulundu.

A+A-
Madde kullanımı ve bağımlılığı ile ilgili çalışan kurum ve kuruluşların arasındaki koordinasyonu sağlayan TUBİM uzmanları, özellikle uyuşturucu kullanan gençler için hazırladığı raporda ailelere önemli bilgiler sunuyor.
 
Raporda, anne babaların çoğu uyuşturucu maddeler hakkında bilgi sahibi olmadığı vurgularken, değişik kaynaklardan, özellikle medya yoluyla, değişik ve bazen de doğru olmayan bilgiler edindikleri belirtildi. Uzmanlar, uyuşturucu madde doğal ya da yapay bir kimyasal madde olup, sinir sistemi üzerinde gevşetici veya keyif verici bir etki bırakır tanımlarken, raporda, uyuşturucuların etkisi büyük ölçüde kullanan kişinin durumuna ve kullanılan ortama bağlı olarak değiştiği için, uyuşturucu maddelerin en yaygın olarak bilinen etkilerine değinildi.
 
Raporda, “Güvenilir bilgilere sahip olduğunuz zaman çocuğunuzla bu konuda daha rahat ve kendinize güvenli konuşabilirsiniz. Ancak uyuşturucular hakkında her şeyi bilmiyor olmaktan da endişe duymanıza gerek yok. Bilmediğiniz şeyler olursa bunu çocuğunuzla birlikte araştırabilirsiniz. Aile ilişkilerinin sağlamlığı uyuşturucular hakkında eksiksiz ve doğru bilgileriniz olmasından daha önemlidir" denildi. 
 
Raporda, gençlerin uyuşturucuya nasıl başladıklarını konusuna da yer verilerek, şu ifadeler kullanıldı:
 
"Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadırlar. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir. Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır.
 
Bir de buna merak eklenirse kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, hayır diyebilmesi çok önemlidir. Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önemli bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bir sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.Bu maddeleri kullanmak gencin kendini kanıtlamasının bir yolu olarak algılanmalıdır. Farklı ve değişik gözükmek, bir tür beğeni toplamak amaçlanmaktadır. Maddenin bulunabilirliği bir başka etkendir. Uyuşturucu maddenin kolayca elde edilebilir olması, onun kullanılma oranını arttıracaktır.”
 
"UYUŞTURUCU MADDE KULLANAN KİŞİLERİN FARKINA VARMAK KOLAY DEĞİLDİR"
 
Uyuşturucu madde kullanan kişilerin farkına varmak kolay olmadığını anlatan uzmanlar, uzun yıllar kimse tarafından fark edilmeden yaşayan uyuşturucu bağımlılarının olduğuna dikkat çekti. Uyuşturucu madde kullandıklarından kuşkulanılan kişilerde gözlenen davranışlar doğru yorumlanması gerektiğini belirtilen raporda, gözlenen değişikliklerin başka nedenlerden kaynaklanıp, kaynaklanmadığı araştırılmalıdır ve ergenlik dönemi de bazı çalkantıların yaşandığı bir dönem olduğu ifade edildi. Kullanmadığı halde, sadece bazı belirtiler benziyor diye çocuğu suçlamaması uyarısına bulunan uzmanlar, böyle bir durum ilişkinizdeki kopuklukları daha da derinleştirebilir yorumunda bulundu.
 
Uzmanlar hazırladıkları raporda uyuşturucu kullanan davranış biçimlerine de değindi. Uzmanlar, "Uyuşturucu madde kullanan gençte gözlenen ilk değişiklik çevrelerinde yaptıkları değişikliktir, Yeni arkadaşlar edinirler. Eski arkadaşlıkları biter. Kişi iki nedenle çevresini değiştirmek zorundadır. Birincisi, yeni arkadaş çevresinde daha rahat madde bulabilecektir.
 
İkincisi, bulabildiği maddeyi bu çevre içinde rahat kullanabilecektir. Genelde okul içinde bu tür maddeleri kullandığı düşünülen kişiler ile arkadaşlık etmeye başlamıştır. Kullandığı maddenin etkisine bağlı olarak ruhsal değişimler gösterir. Kimi zaman neşeli, sakin, kimi zaman öfkeli, saldırgan davranışlar gözlenebilir. Madde etkisi bitince davranışları farklılık gösterir. Daha önce okul başarısı iyi olan öğrencinin giderek okul başarısı düşmeye başlar. Okul başarısı düşmesine rağmen, bu başarısızlık onun için ciddi bir sorun olarak algılanmamaktadır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli nokta, bu başarısızlığın altında yatabilecek diğer etkenlerin araştırılmasının gerekliliğidir.
 
Aile içi sorunlar, ruhsal rahatsızlıklar, toplumsal sorunlar, olumsuz yaşam olayları da bu başarısızlıkta etken olabilir. Bu etkenlerden iyi ayırt edilmelidir. Okula devam azalır. Okul devamsızlığından ailenin haberi yoktur. Genelde arkadaşları ile birlikte okul dışında zaman geçirmeye başlamıştır.Evde bulunduğu zamanlarda odasında tek başına kalmayı tercih edebilir. Odasından dışarı çıkmamaya özen gösterir. Kendine olan öz bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine para harcamaz. Çünkü para, kullandığı madde için gereklidir. Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir. Yaşamında değer verdiği tek şey maddedir" ifadelerine yer verildi.
 
Raporda, uyuşturucu bağımlıların sergiledikleri değişiklerine de yer verilerek, “Sınıf içinde dalgınlık, dikkat eksikliği göze çarpar. Derse konsantre olamaz. Hafif uykulu bir hali vardır. Bu durumdan genelde rahatsızlık duymaz. Belirgin bir halsizlik, yorgunluk gözlenebilir. Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa süre sonra okulu terk edebilir. Genel bir isteksizlik olabilir.Bedensel olarak dikkat edildiğinde ise gözlerde kanlanma saptanabilir. Daralmış ya da büyümüş göz bebekleri dikkat çeker. Konuşmasında güçlük fark edilebilir. Peltek ya da mırıltılı bir biçimde konuşmaktadır. Ağızda kuruluk saptanabilir. Aşırı terleme, bulantı, kusma, yürümede güçlük ortaya çıkar. Uyku bozukluğundan söz edilebilir.
 
Eroin ve benzeri maddeler almadığı zaman şiddetli uykusuzluk ortaya çıkar. Diğer bazı maddeler ile sürekli uyuma isteği belirgindir. Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu nedenle kilo kaybeder. Madde yoksunluğunda eklemlerde ağrılar kramplar, esneme, kaşıntı, tüylerin ürpermesi gözlenir. Bu amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı artmıştır.Vücudunda yara izleri, ciltte renk değişildiği, iltihaplı yara ya da enjektör izleri bulunabilir. Bu belirtilerin büyük kısmının madde kullanımına özgü belirtiler olmadığı unutulmamalıdır” denildi.
 
TEDAVİ İLKELERİNİ YERİNE GETİRENLER UYUŞTURUCUYU BIRAKABİLİR 
 
Uyuşturucu kullananların tedavisinin mümkün olduğunu dile getiren uzmanlar, tedavi ilkelerini yerine getirenlerin uyuşturucuyu bırakma oranının çok yüksek olduğunu vurgu yaparak, "Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir. Kullanıcılar arasında bu hastalığın tedavisi olmadığı yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır. Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi bu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman tekrar kullanmamalıdır. Bir kez kullanması, onun eski günlerine dönmesine neden olabilir. Tedavi İlkeleri ise, bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir. Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
 
Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapılabilecek fazla bir şey yoktur. Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi uzun süreli olmak zorunda olup, daha güçtür. Uyuşturucu madde kullanımının öncesinde de olabilecek, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının yeniden kurulması için anne babanın da tedaviye katılması gerekir.
 
Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan, doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar” ifadelerini kullanıldı.
 
"ÇOCUKLAR KENDİ ANNE BABALARININ DAVRANIŞLARINI TAKLİT EDERLER"
 
Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentilerinin var olduğunu anlatan uzmanlar, sosyal, ailesel ve dini değerler gence madde veya alkole hayır demeleri için nedenler bulmasını ve bu kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağladığını kaydetti. Raporda, ailelere şu önerilerde bulunuldu:
 
"Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için, izin için önemli olan değerleri açık bir şekilde konuşun. Dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenmenin neden önemli olduğunu ve bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.Kendi davranışların izin çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini unutmayın. Çocuklar kendi anne babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne babaların çocuklarının sigara içme olasılığı yüksektir.
 
Kendi sigara, alkol içme ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddelere karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya, karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığımız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmemektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde ve kendisine ve ailesine zarar verecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler. Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin.
 
Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.Kendi söz ve davranışlarınız arasındaki tutarsızlıklara dikkat edin. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayın. Bu nedenle çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olun. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz. Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olun. Aileler bazen çocukların nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar örneğin aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.
 
Birçok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocukların böyle maddelerle karşılaşmayacağım düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğunun kafasına sokmak istemediği için konuşmaz. Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programına giren birçok genç ailelerinin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla alkol ve madde hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun. İyi bir dinleyici olun.
 
Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin. Eğer gerekirse sakinleşmek için beş dakika mola verin. Çocuğunuzun 'ne söylemediğine' de dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsetmiyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun. Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler kendileri için önemli olan konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine güvenmek isterler.”
 
(ÜN-YRT-AŞ-Y)
 

HABERE YORUM KAT