1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Utanç duvarı' Kürtleri bölme projesidir
'Utanç duvarı' Kürtleri bölme projesidir

'Utanç duvarı' Kürtleri bölme projesidir

Rojava sınırında yükselen Nusaybin-Qamışlo, Ceylanpınar-Serêkaniyê, Şenyurt-Tirbêsiyê ve son olarak Kilis-Afrin "Utanç duvarı" yapımım kamuoyunun tepkisine rağmen devam ediyor.

A+A-

Rojava sınırında yükselen Nusaybin-Qamışlo, Ceylanpınar-Serêkaniyê, Şenyurt-Tirbêsiyê ve son olarak Kilis-Afrin "Utanç duvarı" yapımım kamuoyunun tepkisine rağmen devam ediyor. Konuya ilişkin geçtiğimiz aylarda inceleme yaparak rapor yayınlayan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Türkiye-Rojava sınırına örülen duvarların halkları birbirinden ayırmaya yönelik olduğunu belirterek, "Örülen duvarlar ile sadece fiziki bir bölünme ve ayrışma oldu. Bu pratikte, Kürdistan sınırını boydan boya tekrar ayırma, bölme projesidir" dedi.

Nusaybin-Qamışlo, Ceylanpınar-Serêkaniyê, Şenyurt-Tirbêsiyê, Kilis-Afrin kentleri arasında örülen "utanç duvarı" ile ilgili incelemelerde bulunan İHD heyeti, Ekim 2013'te rapor yayınladı. Rapora göre, yapılmak istenilen duvarın, savaş koşullarının yaşandığı Suriye ve Rojava'daki durum da dikkate alındığında, uluslar arası alanda meşruiyeti yok. Söz konusu duvarın, Türkiye'de halen devam eden Demokratik Çözüm Süreci'ne de ciddi anlamda zarar verileceği uyarısında bulunan rapor, inşa edilmek istenen bu duvarın daha önce dikta rejimler tarafından yönetilen bazı ülkelerde yapılan ve halkları birbirinden ayırmayı amaçlayan bir yapı olduğuna işaret ediyor. "Güvenlik" gerekçesinin insani gerekçelerden üstün tutulmaması gerektiği kaydedilen raporda, "Türkiye'nin saldırıların pençesindeki Rojava halkına sıkı bir ambargo uygulaması ve Kürtlere karşı çetelere destek vermesinin çok yoğun bir kamuoyu tepkisine yol açtığı bir dönemde, bu girişimlerine bir de güvenlik duvarı gibi insanlık tarafından mahkum edilmiş bir olayı eklemesi anlaşılır bir durum değildir. Bu girişim Türkiye hükümetine yönelik tepkilerin daha da artmasına neden olmuştur" deniliyor. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Rojava sınır hattında "utanç duvarı"nın örülmeye devam edilmesini değerlendirdi.

'Kürtler asla kabul etmeyecekler'

Hazırladıkları raporda kaygı verici sonuçlar ortaya çıktığını belirten Bilici, örülen duvarların Kürtlerin asla kabul etmeyeceği sınırlar olduğunu ifade etti. Bölge halkı ile yapılan görüşmelerde durup dururken böyle bir duvarın örülmesine bir anlam veremediklerini dile getiren Bilici, "Kürdistan coğrafyası dört parçaya bölünmüş bir durumda. Bu parçalardan biri Rojava'da kalmış. Dolayısı ile bölge halkı orada yapmış olduğumuz incelemelerde görüştüğümüz insanlar durup dururken böyle bir duvarın yapılmasını asla kabul etmeyeceklerini ve farklı amaçlar ile bu duvarı ördüklerini belirttiler. Amacın farklı olduğu söylendi bizde onu araştırıp sorgulamak istedik" dedi.

'Hükümet duvarla yansımanın önüne geçmek istedi'

Türkiye-Suriye arasında zaten mevcut sınırın var olduğunu belirten Bilici, "Bu sınırlarda kalın duvarlar örerek sınırları çekilmez hale getirerek, oradaki halkı ayırmak istiyor. Aynı kültür, aynı dil, aynı dinden olan bu halkları devlet öteden beri uygulamış olduğu sınır politikaları ile birbirinden koparmaya çalışıyor. Rojava'da Kürtler ciddi bir hak kazandı. Kendi kendini yönetme noktasına geldi. Bir statü elde etme noktasındadır. Hükümet bunun Türkiye'ye yansımasından korktu ve önüne geçmek istedi. Çünkü bu iki halkta aynı düşünceden besleniyor ve başarıya da ulaşma yolundadır" diye ifade etti.

'Duvarlar bizleri kaygılandırıyor'

İsrail ile Filistin arasına örülmek istenen duvarın amacı neyse burada örülen duvarında aynı zihniyetle örüldüğünü belirten Bilici, "Bizim hiçbir şekilde kabul edemeyeceğimiz bir politikadır. Çünkü serxet ve binxet dedikleri Kürtlerin hemen 100 metre ileride bir köyün veya ilçenin ayıran akrabalar var. İlk önce sınır kapılarını kapattılar, daha sonra duvarlar örmeye başlayarak tümden halkın arasındaki bağlantıyı kesmeye çalışıyorlar. Biz sınırların kaldırılmasını, bu anlamsız sınırların, bölge halkının iradesi dışında zorla çizilen sınırların kaldırılması ve yok olmasını beklerken devlet, utanç duvarının örmeye başlaması bizleri ve bölge halkını kaygılandırıyor" dedi.

Demokratik sürecin başladığı, belirli görüşme ve diyalogların yapıldığını belirten Bilici, duvarların Kürt sorunun çözümü önünde büyük bir engel teşkil ettiği ve bu politikaların sonuç vermediğini söyledi.

'Sadece fiziki bir bölünme ve ayrışma oldu'

Yıllardır mayınlarda binlerce insanın yaşamını yitirdiğini ve tel örgüler çizdiğini, ancak yine de bu halkı birbirinden koparamadıklarını belirten Bilici, "Sadece fiziki bir bölünme ve ayrışma oldu. Onun dışında ideolojisiyle, kültürüyle, yaklaşımıyla, kimliğiyle her şeyi ile birbirlerine sahip çıktılar. Birbirlerini hissettiler. Dayanışma duyguları içerisine girdiler ve bunu sürekli yaptılar. Dolayısıyla engellenemedi" şeklinde konuştu.

'Hükümet umarım kapıları açar ve bu halkı olduğu gibi kabul eder'

Gereksiz, sonuç alınamayacak, sürece zarar verecek, halklar arasındaki güveni zedeleyecek uygulamalardan vazgeçilmesi gerektiğini ifade eden Bilici, "Hükümet umarım bu aşamadan sonra Rojava'ya karşı yaklaşımını gözden geçirir. Kürt meselesine, başlamış olduğu demokratik çözüm sürecinde yasal zeminler hazırlayarak Sayın Öcalan'la görüşmelerini sağlıklı bir şekilde yürütme koşullarını oluşturur. Bu duvarlarında yapımından vazgeçer. Kapıları açar bu halkı olduğu gibi kabul eder ve en azından geleceğe dair Türkiye'de yaşayan tüm halklara bir güven verir" dedi.

'Bölme projesi olduğu ortaya çıktı'

Suriye'de Rojava'da başlayan savaşla birlikte sınırda sürekli denetimlerde, incelemelerde bulunduklarını belirten Bilici, "İnsani yardımların düzenli bir şeklide gitmesini zorladık. Sınır kapıları kapandı ve engellemeler vardı. Duvar örülmeye başlandı, bu duvarlar örülmeye başlandığı anda tekrar bir incelemede bulunduk ve ortaya çıkan Kürdistan sınırını boydan boya tekrar ayırma, bölme projesi olduğu ortaya çıktı. Pratikte budur. Önce yerleşim yerlerini birbirine ayırmayı hedeflediler. Qamışlo ile Nusaybin'i birbirinden ayırma projesiyle 7 kilometreye yakın bir duvar yapımı başladı. Buda zaten Qamışlo'yla Nusaybin'i birbiriyle tamamıyla ayırabiliyor. Oradaki insanlar birbirini görmez durumda, 3 metreye yakın duvar yükseltilecek. Daha sonra sadece bu duvarla mı diye düşündük. Sonra Serêkaniye-Ceylanpınar'da da aynı şey olduğunu gördük. Dolayısıyla öncelikle devletin önüne koyduğu hedef şu yerleşim yerlerini birbiriyle tamamıyla koparmak. Etkileşimini kesmek. Diyalogu kesmektir" dedi.

'Hiç bir zaman bu yapay sınırlar başarıya ulaşmamıştır'

Örülen duvarların parçalama politikaların ürünü olduğunu belirten Bilici, "Cumhuriyet'in kurulmasıyla Kürdistan'ın dört parçaya bölünmesindeki politika ile örülen duvarlardaki yaklaşım aynı zihniyettedir. Biz artık geçmişten ders alındığını geleceğe dair politikaların üretileceği ve bunların da insan hakları çerçevesinde temel haklara saygı, bireysel ve kolektif hakların öne çıkarılacağını düşünürken, böyle bir yaklaşım son derece rahatsız etti bizi. Hiç bir zaman bu yapay sınırlar başarıya ulaşmamıştır. Bizim çağrımız şudur, daha fazla Türkiye halkına acı çektirmeden var olan yanlış politikalarından vazgeçip temel hak ve hukuka saygılı şeklide hareket etmesini sağlamaktır" diye ifade etti.

Kaynak: Haberfx 

Bu haber toplam 6125 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT