1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Uludere Raporu devleti ve başındaki iradeyi akladı
Uludere Raporu devleti ve başındaki iradeyi akladı

Uludere Raporu devleti ve başındaki iradeyi akladı

Özgür-Der Diyarbakır Şubesi, Uludere Alt Komisyonu'nun yayımladığı rapora ilişkin bir açıklama yaptı. Şube Başkanı Serdar Bülent Yılmaz yaptığı yazılı açıklamada raporun devleti ve başındaki iradeyi akladığını söyledi.

A+A-

Uludere Alt Komisyonu'nun yayımladığı rapora ilişkin bir açıklama yapan Özgür-Der Diyarbakır Şube Başkanı Serdar Bülent Yılmaz, raporu "devletin ve başındaki iradenin aklandığı her yerinden belli olan rapor" ifadeleri ile değerlendirdi.

Raporun, katliamın failleri olan askeri kaynaklardan edinilen bilgilere dayandırıldığı ifade edilirken, "vicdandan, insan onuru ve haklarından, adaletten ve "özür"den yoksun bu raporu tanımıyor, silahların kalıcı olarak susmasının gündemde olduğu bu günlerde, hakkaniyete uygun bir "helalleşme" adımına Roboski'den başlanması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyoruz" denildi.

'Rapor tartışmalıdır'

Raporun tartışma yaratacak tespitlerle dolu olduğunu belirten Özgür Der Diyarbakır Şube Başkanı Yılmaz,Newroz'un ardındaki iyimserliğin hemen ardından raporun açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi.

'Katledilenler suçlu ilan edilmişlerdir'

Yılmaz daha sonra," 'Olayın kasten yapıldığına yönelik olarak herhangi bir delil elde edilemediği görüş ve kanaatine varılmıştır'' denilerek olayın üstü örtülmeye çalışılmış, bununla da yetinilmeyerek, ''Askeri yetkililer; topçu atışına rağmen grubun dağılmaması, yürüyüşüne devam etmesi, ilk bombalamadan sonra arkadaki grubun dağılmamış olması, gruptaki insan sayısı ile katır sayısının yakın olması gibi verilerin grubun terörist grup olduğu yönündeki kanaatlerini pekiştirdiğini beyan etti' gibi skandal ifadeleri ile de katledilenler adeta suçlu ilan edilmişlerdir" ifadelerine yer verdi.

'Raporda pervasızca ithamlar vardır'

Yılmaz daha sonra açıklamasını şöyle sürdürdü: "Dahası katledilenler sivil olmasına; çoğunun çocuk olduğunun bilinmesine rağmen, "Kaçakçı grubun içinde teröristlerin olduğu bilgisi var" şeklinde pervasızca bir ithamda bulunulmuş ve hazindir ki bu iftira 2. Ordu Komutanlığı'nın raporuna dayandırılarak yapılmıştır. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu ismiyle olaya bizzat taraf olan TSK'nın bünyesindeki bir raporu esas alması ve ona işaret etmesi raporun yanlılığını göstermeye yeter de artar bir nedendir.

Devletin ve başındaki iradenin aklandığı her yerinden belli olan raporda, sorumluluğun bir boyutu da TBMM'ye atılmış ve sözkonusu operasyon yetkisinin TSK tarafından TBMM'nin, 2011 tarihli 'Irak'ın kuzeyinden ülkemize yönelik terör tehdidinin ve saldırıların bertaraf edilmesi amacıyla Hükümete Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunması için verilen izin' kararına dayanılarak gerçekleştirildiği kaydedilmiştir. Burada bir itirafta da bulunmuş olan komisyon, Roboski katliamında kasıtın Meclis'in verdiği havadan insan vurma yetkisinin kendisi olduğunu da bir nevi itiraf etmiş olmaktadır. Bu durumda sözkonusu tezkereye evet diyenlerin olayın vebalına ortak olduklarını da komisyon raporundan öğrenmiş bulunmaktayız."

'Roboski katliamının üstü örtülmeye çalışılmıştır'

Hükümetin Roboski'ye yaklaşımı mesafeli olduğunu savunan Yılmaz, her seferinde olayı aydınlatılmak yerine, savunma psikolojisiyle hareket edildiğini açıkladı. Kastı bulunmasına rağmen faillerin gizlenme ve hatta aklanma yoluna gidildiği dile getiren Yılmaz son olarak, "Öyle ki yer yer en üst düzeyde katledilenler suçlanmış ve yakınları hakkında bir takım soruşturmalar bile açılmıştır. Hükümetin bu mesafeli duruşu sözde rapora da yansımış, olay üstü örtülmeye ve kapatılmaya çalışılmıştır" ifadelerini kullandı.

 

(Osman İçli-İLKHA)

HABERE YORUM KAT