1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Ülkedeki yangını yalnızca iki aktör söndürebilir
Ülkedeki yangını yalnızca iki aktör söndürebilir

Ülkedeki yangını yalnızca iki aktör söndürebilir

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın Başkanı Ahmet Sayar, bölgeyi, Türkiye’yi bu durumdan kurtarabilecek yalnızca iki aktörün bulunduğunu belirterek,

A+A-

“Geçmiş dönem de bize gösteriyor ki bu iki isimden birisi bu ülke için çözüm için gerekirse ‘Baldıran zehri içeriz’ diyen Sayın Cumhurbaşkanıdır. Diğeri ise elinde silah olan örgüt üyelerinin dinledikleri tek kişi olan Öcalan’dır” dedi.

Diyarbakır iş çevreleri heyeti, bölgedeki çatışma ve ölümlerin yarattığı can yakıcı boyutun tespitini ve çözüm önerilerini raporlaştırıp hükümete, ana muhalefet partisi CHP ve HDP’ye sundu. ‘Bu gemi hepimizin batarsak hep birlikte batarız’ diyerek MHP’nin de elini taşın altına koymasını istiyorlar. Şimdi randevu talep ettikleri Başbakan ile görüşmeyi bekliyorlar. Görüşmeden umutlu olan heyet, sorunun artık felakete sürüklenme eğiliminde olduğu görüşünde. Heyete öncülük eden Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın Başkanı Ahmet Sayar,  Başbakan ile görüşmenin önemli olduğunu söylüyor.

Sayar, heyet olarak şimdiye kadar, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, İç İşleri Bakanı Efkan Ala, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile görüşmeler yaptıklarını ve başta Diyarbakır olmak üzere bölgedeki gelişmeleri çatışma ve ölümlerin yarattığı tahribatlar ve tespitleri ile çözüm önerileriyle hazırladıkları raporları sunduklarını dile getirdi.

“Pratikler bunun sürdürülebilir olmadığını söylüyor”

Bölgede artık çatışmanın ötesinde iç savaş manzaraları oluşmaya başladığını anlatan Sayar, olağanüstü sürecin sürdürülebilir olmadığını herkese anlatmak istediklerini söylüyor:

“Aslında geçmiş dönem pratikleri bunun zaten sürdürülebilir olmadığını iyi biliyor ve diyaloga dönmenin an mantıklı yol olduğunu biliyorlar. Biz heyet olarak görüşmelerimizde, ekonomik kaygılardan çok diyalog yönünde çağrılarda bulunduk. Heyetteki her arkadaşımız bu çatışmalı ortamın kimseye faydası olmadığı, güvenlik tedbirlerinin anlamsızlığını ve çözüm getirmeyeceğini ayrı ayrı anlattı. Büyük göçler ve ekonomik durumun can yakıcı boyutla ulaştığını söyledik. Vatandaşın, esnafın, sanatkârın sorun ve sıkıntılarını ilettik. En önemlisi can kayıplarını dile getirdik.

“Önceliğimiz barıştır”

Görüştüğümüz bütün herkese mevcut oluşan durumun, bölgeyi ne kadar nasıl etkilediği, sokağa çıkma yasağıyla birlikte sosyal yaşantıyı ne kadar etki ettiği, esnafın ne kadar zarar ettiğini aktardık. Halkın büyük bir zarar ve mağduriyet yaşadığını aktardık. Sürdürülebilir olmadığını ve 7 Haziran öncesine geçilmesi diyalog kanallarının açılmasını istedik.Genel olarak buradaki birçok sıkıntı sorunu aktardık. Sorun için siyasetçilerin inisiyatif alması gerektiğini söyledik. Yaşanan sosyal, ekonomik sorunlar, insanların ruhsal, psikolojik durumlarının bozulduğunu, esnaf ve kredilerinin ödeyemediği iflasın eşeğine geldiği ve bunun da çatışmalar nedeniyle yaşandığını söyledik. Önceliğimiz barıştır. Yarın ekonomik olarak insanların idame ettirmek için bir şeyler yapılabilir ancak can kayıpları geri gelmeyecektir.

 

Hükümet, CHP ve HDP

Hükümet yetkilileri, bu çatışmalı sürecin kimseye yarar getirmediğini, ülkenin bütününe zarar verdiğini ifade ediyordu. Hükümet, hendeklerin kazılmasını operasyon sebebi olarak değerlendiriyor. İçişleri Bakanı Efkan Ala, Efkan bey, Diyarbakır’ı iyi biliyor. Efkan Ala’nın hafızalarda kalmasını sağlayan ‘Cama gelsin cana gelmesin’ yaklaşımını hatırlattık kendisine, genel olarak Ortadoğu’daki olayların bölgedeki durumdan etkisinin olduğunu düşünüyordu. 2013’teki geri çekilme ve sonrasındaki yavaşlamayı Suriye’deki gelişmelere bağlıyordu görüşlerinde. CHP’ye bomba ve silah sesleri arasında bilgilendirme yaptık. Sezgin bey zaten duruma hakim.  HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a görüşlerimizi aktırdık, rapor sunduk. Demirtaş ta, Türkiye’nin güvenlik politikasıyla bunu çözemeyeceğini ve diyalogdan yana olduklarını sık tekrarladı. Bunun için çalıştıklarını, çabalarının olduğunu, diyalog çağrılarını sık sık yapacaklarını ifade etti ki yaptıklarını görüyoruz. Demirtaş, Kürtlerin temel hak ve özgürlük çabalarının mecliste konuşulacak konular olduğunu ancak hükümetin buna bariyer koyduğunu, bunun neticesinin de hendeğin bir sonuç olarak ortaya çıktığını ifade ediyor.

Adımlar tatmin etmedi

Hükümet, görüşmelerle alakalı somut ve bizi tatmin eden, bölgeyi tatmin eden bir adım atılmış değildir. Ekonomik tedbirler çare olmadı. Bizim verdiğimiz 8 maddenin 1 maddenin sadece bir kısmını oluşturuyor. Birincisi burada olağanüstü bir durum yaşanıyor. Ekonomi olmazsa olmazımızdır. Temsil ettiğimiz öğelerimizin ekonomik kayıpları için çaba yürütüyoruz ama ekonomiden önce bu can kayıplarının olmaması gerektiği yönünde çaba sarf ediyoruz. Somut bir geri dönüş yok ama biç görüşmelerimize devam edeceğiz. Başbakandan da randevu talebimiz var ve girişimlerimizi devam ettireceğiz. Ana muhalefet CHP tarafından atılan adım sanırım bizim raporumuzu meclise gensoru olarak verdiler. Bunun için çalıştıklarını, çabalarının olduğunu, diyalog çağrılarını sık sık yapacaklarını ifade etti ki yaptıklarını görüyoruz. HDP’de diyalog çağrılarını arttırdığını görüyoruz”

 

“Bölge halkı artık yediği lokmadan tat alamıyor”

 

Çok kaygılı olduklarını aktaran Sayar, hizmet verdikleri odalarının Sur’un yanı başında olduğunu, hizmet binamızın yolu da kapalı olduğunu belirterek şöyle diyor: 

 

“Bomba silah sesleri altında hem çalışanlarımız mesai yapmaya çalışıyor hem misafirlerimizi ağırlamaya çalışıyoruz. Çok anormal, kaotik bir durum söz konusu bir ayı geçen bir sokağa çıkma yasağı var. Binlerce esnaf işyerlerini açamamış durumdadır. İnsanlar göç ediyor. Ekonomiyi konuşamayacak duruma gelmişiz çünkü her gün ölüm haberi alıyoruz. Hem polis, asker, hem YDG-H’lılar, hem sivil. En son bir kadın çocuklarıyla sofradayken öldü. Deyim yerindeyse bölge halkı artık yediği yemekten tat alamaz duruma gelmiş. Böyle bir ortamın sürdürülebilir değil. Can kaybının olduğu yerde başka bir şey söyleyemez duruma geliyorsunuz. Bizim olmazsa olmaz bir an önce yeniden müzakerelere dönülmesi, diyalogların başlaması ellerin tetikten çekilmesidir.

 

“10 bine yakın insan etkilendi”

 

Tam net rakamları ifade edemiyoruz çünkü tam tespit için hayatın normalleşmesi lazım. Ama şunu söyleyebilirim Sur’dan diğer ilçelere ciddi taşınma söz konusu insanlar Sur’un ne kadar süreceğin tahmin edemediği için insanlar taşınıyor. Birçoğu ya orada çıkmak ya da mağazasının taşınabilir mallarını çıkarma amaçlı verilen bir yasak kaldırma kararı var. Sur birçok sektörün ana merkezidir. Aynı zamanda hizmet sektörünün önemli merkezi sur içindedir. Bir ciğercide, bir cafede bir otelde ciddi sayılabilecek insanla çalışıyor. Yevmiye ile çalışan birlerce insan var. Düşünün bunlar günlük yevmi yelerini alamayacak durumdalar. Ulu cami üzerinde esnaflar yani aşağı yukarı 10 bine yakın insanı etkilemiş durumdadır. Çoluk çocuk ve evine ekmek götüremeyen insanları üzerinde yarattığı durumu da düşünürsek bu aynı zamanda sosyal patlamayı da tetikleyebilir. Onun için bir an önce akli selimlik oluşmalı ve meseleye akli selim yaklaşıp silah ve silah ve güvenlik eksenli yaklaşımın çözüm olmadığını geçmiş 30-40 yıllık tecrübelere deneyimlere bakarak görmeli ve diyalog kanallarını açması gerekiyor.

Ekonomik kayıp 1 Milyar TL’nin üzerinde

 

İstatistiksel bir takım verileri zaman zaman paylaştıklarını ancak hem göç eden insan sayısı hem de ekonomik kaybın bugün için tam tespit edilme şansının bulunmadığını ifade eden Sayar:

“Bir takım verilerli görüştüğümüz hükümet, CHP ve HDP yetkilileriyle de paylaştık. Ancak bu tam rakamlar değil, bu ancak tam olarak yerinde tespitlerle ortaya çıkar. Sur içindeki kapatan esnaf, göç eden insan sayıları ile verileri paylaşıyoruz zaman zaman. Bizim talep ettiğimiz bu ekonomik sıkıntıları sorunları çözme konusunda esnafın derdine derman olacak adımlar atılmış değil. Üç aylık SSK vergi desteği sağlandı. Basit usulde ki esnafa 3 bin TL hibe geldi. Ancak bu rakamlar öyle küçük rakamlar. Yani şu anda biz rakam araştırması yapıyoruz. İstatistiksel olarak ortalama bir rakam ifade edebileriz ama rakam çok büyüktür. Bir Milyar TL’nin üzerinde bir rakam tahmin ediyoruz. Daha net rakamlar önümüzdeki gönlerde ortaya çıkacak ve çok daha üzerinde olmasını da bekliyoruz. Çünkü Sur esnafı yalnız değil, Sur’a ürün satan, alan ta üreticiye kadar bu durumdan etkilenmiş durumda. Habur Sınır Kapısının kapalı olması bile ticarete verdiği etki ortadadır, en basit örneği Almanya’dan sonra en fazla ihraç yaptığı ülke Irak iken şu anda görülüyor ki belki 4 milyar dolar seviyesinde bir kayıp söz konusu ve bu kayıp bölge illerinden olmuştur”

 

“Dönüp dolaşıp yönümüzü çevireceğimiz yer hükümettir”

Bütün bu gelişmeler ve yaptıkları görüşmelerin ardından Başbakan ile görüşmelerinin çok önemli olacağını anlatan Sayar, “Bizim Başbakan’dan öncelikle talebimiz kim ne yaptı ne etti değil, sonuca bakarak iş yaparız ve dönüp dolaşıp yönümüzü çevireceğimiz yer hükümettir. Biz hükümetten 8 ay öncesinde nasıl bir çözüm süreci oluşmuş ise yeniden oraya dönülmesini istiyoruz. Güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini, bu işin ancak diyalog kanallarının açılmasıyla çözüleceğini istiyoruz”

 

“MHP’de elini taşın altına koymalı”

 

MHP’nin de duyarlı davranarak elini taşın altına koymasını isteyen Ticaret Odası Başkanı Ahmet Sayar, “Bilsek ki MHP bu işe duyarlı davranıp elini taşın altına koyacak hemen kapılarına gideceğiz. Ancak onların da bu duruma duyarlı davranması gerekiyor. Bu bir bölge değil, ülke meselesidir. Burada sadece AK Parti ve HDP’nin meselesi olarak da görmemek lazım, bu bir ülke meselesidir. Hepimiz aynı gemideyiz ve 4 partinin de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz. Eğer ki batarsak hepimiz birlikte batarız bunu herkes iyi bilmeli” diyor.

 

“Ülkeyi kurtaracak iki aktör var”

 

Sayar sözlerinin sonunda ise bölgeyi, Türkiye’yi bu durumdan kurtarabilecek sadece iki aktörün bulunduğunu belirtiyor. Sayar; “Geçmiş dönem de bize gösteriyor ki bu iki isimden birisi bu ülke için çözüm için gerekirse ‘Baldıran zehri içeriz’ diyen Sayın Cumhurbaşkanıdır. Diğeri ise elinde silah olan örgüt üyelerinin dinledikleri tek kişi olan Öcalan’dır” diyor ve ekliyor:

 

“Bu Türkiye’de şu anda özellikle hükümette ve çözüm sürecindeki en belirleyici kişi Sayın Cumhurbaşkanıdır. Buzdolabında süreci durduran odur ve inanıyoruz ki ‘Buzdolabından çıkarıyorum’ dediğinde buzdolabında da çıkacaktır. Bu meselenin iki aktörü var. Bu çatışmayı ve durumu kurtaracak iki aktör var. Geçmiş dönem de bize gösteriyor ki bu iki isimden birisi; bu ülke için çözüm için gerekirse ‘Baldıran zehri içeriz’ diyen Sayın Cumhurbaşkanıdır. Diğeri ise elinde silah olan örgüt üyelerinin dinledikleri tek kişi olan Öcalan’dır. Öcalan’dan çağrı gelmesi durumunda çatışmanın duracağına inanıyoruz.

 

“İkisi devreye girerse bu kaotik ortam iki günde normale döner”

 

İkisinden birinin inisiyatif alması durumunda bu çatışmalar, kavga anında biter ve biz ikisinden birinin inisiyatif almasını da talep ediyoruz, istiyoruz. Bu durumda ülkedeki olayların bıçak gibi kesileceğine de inanıyoruz. Ölümlerin bitmesi içinde bu inisiyatifin alınması lazım. İkisi devreye girerse bu kaotik ortam iki gün içinde normalleşebilir. Hepimiz aynı gemideyiz ve bu geni burada su almaya bağlamışsa eğer, yarın hepimizin de batma olasılığı vardır.

 

“Kürt sorununa akli selim bakılmalı”

Hem örgüte hem devlet yetkililerine; Kürt sorununa akli selim bakılması gerektiğini ve mecliste konuşulması gerektiğini ve silahlı çatışmanın sona ermesi gerektiğini söylüyoruz. Sosyal, ekonomik ve siyasal durumlar, kayıplar toparlanamaz duruma gelir ve duygudaşlık, çatışma uzadıkça bu mesele daha da derinleşecek. Önünün alınamayacağı bir duruma gelmesi fazlasıyla etkileyecektir”

 

Bu haber toplam 1761 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler