1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Tutuklu yargılanan sanık yok!
Tutuklu yargılanan sanık yok!

Tutuklu yargılanan sanık yok!

Devletin özellikle 1990'lı yıllarda Kürtlere karşı işlediği suçlara ilişkin "kerhen" açılan birçok kritik dosya adeta aklama sürecine dönüştürüldü.

A+A-

9 aile ferdinin diri diri yakılarak katledildiği Vartinis davası ve bir çok "faili meçhul" cinayeti içeren Musa Anter, Çaldıran, Nezir Tekçi, Cizre JİTEM, Mete Sayar (Görümlü), Kızıltepe JİTEM, Kulp gibi kamuoyunda bilinen bir çok davada tüyler ürperten suçlamalara, cinayetlere rağmen davaların tamamına yakınında sanıklar tutusuz yargılanıyor. Aynı suça ilişkin kimi mahkemelerde onlarca kez ağırlaştırılmış cezalar istenirken, davalar başka bir mahkemeye nakledildiğinde sanıklar hakkında bu kez beraat talep edilmesi ise davaların akıbetini gösteriyor.
 
Türkiye'nin Kürt toplumuna karşı işlediği suçların sadece bir kısmına yönelik son yıllarda açılan davalar mevcut mahkeme pratikleriyle adeta aklanıyor. Çözüm sürecinin en önemli aşamalarından olan Hakikatlerle Yüzleşme sürecinde de önemli bir yer teşkil eden ve adeta yargı mekanizmasında çürümeye terk edilen davalar, avukatlarını ve ailelerini, "adil bir sonuç çıkmayacağı" yönünde kaygılandırıyor. Ayrıca Kürdistan'da başlayan bir çok dava süreci de Uğur Kaymaz ve daha bir çok davada görüldüğü gibi aklama işlevi gören Ankara ve Eskişehir gibi illere nakledildi.
 
Suçlar tüyler ürpetiyor, sanıklar tutuksuz yargılanıyor
 
Yıllarca dava açılmaması yönünde tavır sergileyen devlet, en son "Cizre JİTEM" davasında savcının mütaalasında olduğu gibi sanıklar için beraat kararı istendi. Bu durum davaların ileri süreçlerdeki seyrinin ne olacağını gösterirken, bir çok davada ise "Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek", "kasten adam öldürmek" ve "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" gibi bir çok suçtan yargılanmalarına rağmen sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Özgürlükçü Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Dava Takip Komisyonu üyesi Özcan Algül, davaların üstünün kapatılmaya çalışıldığını dikkat çekerek, acilen Hakikatleri Araştırma Komisyonu'nun kurulması gerektiğini vurguladı.
 
 
'Bu dosyalar 'Doğal Yargıç' ilkesinden ayrılarak sürgün edilen dosyalardır'
 
Algül, davaların tümünün görülmesi gereken yerde görülmediğine değinerek, "Bu dosyalar 'Doğal Yargıç' ilkesinden ayrılarak sürgün edilen dosyalardır" ifadesini kullandı. "Davanın bakılacağı yer suçun işlendiği yeri mahkemesidir. Ancak bu davaların hepsi 'Doğal Yargıç' ilkesinden ayrılarak, bir başka ifade ile suçun işlendiği yer mahkemesi dışındaki yerlere, özellikle de İç Anadolu Mahkemelerine dağıtılmaktadır. Buradaki hedef de davalara katılımı engellemek, davaların takipsiz bırakılmasını sağlamak ve göstermelik bir yargılama yapmaktır" şeklinde konuştu. Algül, davalara bakan mahkeme üyeleri ve başkanlarının AKP Hükümeti döneminde atandığına dikkat çekti.
 
 
'Davalar göstermelik'
 
Davaların tümünde göstermelik olarak yargılama yapıldığını vurgulayan Algül, "Örneğin Kızıltepe davasında, bin 500 km uzaktan gelen mağdur yakınları, bir önceki duruşmada hazır edilmesine rağmen, Mahkemece dinlenmemiştir. Mahkeme bunun gerekçesini, dosyanın iki sanık hakkında kovuşturmanın durdurulmasına karar verilerek, yargılama izni yönünden HSYK'na gönderilmiş olması, olarak açıklamıştır. Ancak bir sonraki celse mağdurların talimat ile dinlenmelerine karar verilmiştir. Bu durum açık bir çelişkidir" dedi.
 
'SEGBİS yöntemi ile sanıklar kaçırılıyor'
 
Davaların tümü için söylenecek en önemli şeylerden birinin de, sanık ve tanıkların mahkemelerde bizzat hazır edilme talepleri olmasına rağmen, tanık ve sanıkların ısrarla SEGBİS yöntemi ile dinlenilmesi olduğunun altını çizen Algül, bu durumun gerçekliğin ortaya çıkmasını engellemekle birlikte, yargılanan sanıkları rahatlatan bir durum olduğunu söyledi. Algül, onlarca kişiyi öldürmekten yargılanan sanıkların mahkemeye uğramadan ve haklarında herhangi bir tedbir uygulanmadan ellerini kollarını sallayarak dolaştığına dikkat çekerek, "CMK' da SEGBİS gerektiğinde başvurulacak bir yöntem olmasına rağmen, davaların tümünde genellikle uygulanan bir sistem haline gelmiştir" dedi.
 
'Onlarca yurttaşı katleden sanıklar duruşmaya bile getirilmiyor'
 
Algül, basit bir hırsızlık davasında bile tüm tanık, sanık ve müştekilerin mahkemede hazır edilmesine rağmen, "Hakikatle Yüzleşme Davaları" olan onlarca kişinin öldürüldüğü bu davalarda yargılanan sanıkların duruşmada hazır edilmemesinin kabul edilemez olduğunu söyledi. Algül, Eskişehir' de görülen Cizre JİTEM davasında savcının sanıklara beraat istemesini eleştirerek, "Oysa tanıklar katliamları ayrıntılı olarak beyanlarıyla anlatmışlardı. Bu ve benzeri örnekler aslında davaların ne kadar göstermelik olduklarını da gösteriyor" dedi. Algül, son olarak yargılanan kişilerin bir çok delil ve "Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek" gibi suçlamalar ile yargılandığını ve bir çoğunun tutuksuz yargılandığına dikkat çekerek, "Aslında bu yaklaşımlar gösteriyorki bu davaların üstü örtülmek isteniyor. Zaten davaların Ankara ve Eskişehir gibi illere nakledilmesi bize ne olacağını gösteriyor" dedi.
 
Kürtlere karşı işlenen suçları gösteren ve yıllar sonra açıldıktan sonra genellikle İç Anadolu bölgesine nakledilen kimi davalar şöyle:
 
Çaldıran Davası
 
Van'dan Ankara'ya nakil edilen davanın sanıkları nakil kararından hemen sonra Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edildi. 3 kişinin ölümü ile suçlanan sanıklar halen tutuksuz yargılanıyor. Dosyanın son celsesinde ise Adli Tıp Kurumuna yazılan müzekkerenin cevabı beklenmesine ve karar verildi. Bir sonraki duruşma 6 Temmuz'da görülecek
 
Vartinis Davası
 
Muş'un Vartinis (Altınova) beldesinde 1993'te biri hamile 9 kişinin evleri ateşe verilerek katledilmesine ilişkin yıllar sonra büyük bir ısrar sonrası Muş'ta açılan ve Kırıkkale'ye nakledilen davada savcı, sanıkların her birine 180 yıldan 230 yılla kadar hapis cezası verilmesini istedi. İddianamede, dönemin Hasköy Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı B.K., Üsteğmen H.A., Gökyazı Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş T.N. ile İl Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Vekili Ş.U. hakkında "Kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek"ten hapis cezası isteniyor. Bir sonraki duruşma 2 Kasım da görülecek.
 
Nezir Tekçi Davası
 
Nezir Tekçi'nin gözaltına alınması ve cesedinin mayın patlatılarak parçalanmasına ilişkin emekli Albay Ali Osman Akın ile Yarbay Kemal Alkan hakkında açılan ve Eskişehir'e nakledilen davada adil yargılama ve yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesi ile 10 Aralık 2013 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Türkiye mahkum edilmesine rağmen sanıklar Ali Osman Akın ve Kemal Alkan tutuksuz yargılanıyor. Duruşma 10 Temmuz da görülecek.
 
Cizre JİTEM Davası
 
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1993 ile 1995 yılları arasında 20 faili meçhul cinayetten sorumlu oldukları gerekçesiyle Albay Cemal Temizöz ve Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da bulunduğu 8 kişi hakkında "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, adam öldürmeye azmettirmek, adam öldürmek ve devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak" iddiasıyla dava açıldı. Dava da sanıkların tümü hakkında beraat talebinde bulunuldu. Oysa, davanın Diyarbakır'da görülen duruşmasında iddia makamı, Temizöz hakkında 5 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 100 yıl, JİTEM elemanları Adem Yakin hakkında 4 kez, Hıdır Altuğ hakkında 5 kez, Burhattin Kıyak hakkında 4 kez ve Abdulhakim Güven hakkında 3 kez müebbet hapis cezası istemişti. Davanın bir sonraki duruşması 5 Kasım'da görülecek
 
Mete Sayar (Görümlü Davası)
 
Görümlü davası somut bir delil olmaksızın Diyarbakır ilinden Ankara'ya nakledilen davalardan biri. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi görülen davada 6 kişinin ölümünden sorumlu tutulmalarına rağmen Mete Sayar ve diğer sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Şırnak'ın Silopi ilçesine bağlı Görümlü (Bespin) beldesinde 14 Haziran 1993’te altı köylünün askerlerce gözaltına alındıktan sonra öldürülmesiyle ilgili, dönemin Şırnak 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanı emekli Tuğgeneral Mete Sayar'ın da aralarında bulunduğu subaylara dava açıldı. Davada Tuğgeneral Mete Sayar, Görümlü 1. Mekanize Piyade Tabur Komutanı emekli Albay Hasan Basri Vural, 3. Bölük Tim Komutanı Üsteğmen İbrahim Kıraç, Yüzbaşı Murat Ali Yıldız, Kayseri Hava İndirme Tugayına bağlı Teğmen Serdar Tekin ile 2. Komando Tabur Komutanlığından Tansel Erok sanık olarak yargılanıyor. Sanıkların 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 450/5 maddesinde düzenlenen "birden fazla kimseyi öldürmek" suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezası ile cezalandırılmaları isteniyor. Hiçbiri tutuklu değil. Dava 26 Haziran da görülecek.
 
Gazeteci Yazar Musa Anter (Apê Musa) davası
 
1992 tarihinde Kültür ve Sanat Festivaline katılmak üzere geldiği Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu katledilen Kürtlerin bilgesi Musa Anter cinayetiyle ilgili açılan dava uzun süre Diyarbakır'da görüldü ve somut hiçbir deli olmaksızın Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde sevk edildi. Şimdiye kadar 3 ayrı mahkemede görülen Musa Anter davasında Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım hakkında kırmızı bülten ile arama kararı verilirken, Diyarbakır 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin JİTEM davası ile birleştirme talebi, dosyadaki mevcut deliller, iddianamenin düzenleniş şekli gözü önüne alınarak reddedildi. Duruşma 25 Haziran'da görülecek.
 
Kulp Davası
 
8 Ekim ile 25 Ekim 1993 tarihleri arasında Kulp-Muş-Lice bölgesinde Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 11 sivil yurttaşın katledilmesi ile ilgili açılan davanın duruşması Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde gönderilen davalardan biri. İddianamede, dönemin Bolu 2. Komando Tugay Komutanı sanık emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk hakkında "kasten adam öldürme" suçundan 11 kez müebbet ile "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "halkı silahlı isyana teşvik" suçlarından 25 yıla kadar hapis isteniyor. Bu kadar ağır suçlamaların olduğu bu davada sanıklar tutuksuz yargılanıyor. Duruşma 8 Temmuz da görülecek
 
Kızıltepe JİTEM Davası
 
Kızıltepe JİTEM davası olarak bilinen, 1992-1996 yılları arasında Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşanan gözaltında kayıplar, köy boşaltmalar ve yargısız infazları kapsayan 4'ü asker 5'i korucu 9 sanığın yargılandığı dava kapsamında yargılanan dokuz sanık "Silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve bu örgüte üye olmak, tasarlayarak insan öldürmek" suçlarından yargılanıyor. İddianamede sanıklar, gözaltına alındıktan sonra "PKK'li süsü verilerek" infaz edilen ya da kaybedildikten yıllar sonra çeşitli tarihlerde yapılan kazı çalışmalarında cesetleri bulunan 22 kişinin ölümünden sorumlu tutuluyor. Duruşma 19 Ekim tarihinde görülecek.
 
 
Failli Meçhul Davası
 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Altındağ İlçe Nüfus Müdürü Abdulmecit Baskın’ın 1993’te öldürülmesinin soruşturması ile başlayan ve bir çok faili meçhul cinayetin dahil edildiği davada, Mehmet Ağar, İbrahim Şahin, Korkut Eken, eski özel harekat polisleri Ayhan Çarkın, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Ercan Ersoy, Seyfettin Lap, Ahmet Demirel, Ayhan Özkan, Uğur Şahin ve Alper Tekdemir hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “cürüm işlemek için oluşturulan silahlı teşekkülün faaliyeti kapsamında insan öldürmek” suçundan yargılanıyor. 2011’de tekrar yapılan suç duyurusu ile başlayan davada, savcı 16 Mayıs 2014’te duruşmada verdiği mütalaada sanıkların tamamının duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti ve Çarkın’ın tahliyesini istedi.

Buna gerekçe olarak dosyada delillerin soyut olduğunu, sadece Çarkın’ın ifadelerine dayandığını belirtti. Mahkeme mütalaaya uydu ve dosyada tutuklu sanık kalmadı. Ayrıca tüm sanıklar hakkında duruşmalardan vareste kararı verildi. Ayhan Çarkın’ın akli melekelerinin yerinde olduğuna ilişkin rapor dosyaya girdi. İtiraz üzerine mahkeme heyeti Ağar hakkındaki vareste kararını kaldırdı. Duruşma 3 Temmuz da görülecek.

 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler