1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Tutuklanan 3 İngiliz gazeteci için itiraz
Tutuklanan 3 İngiliz gazeteci için itiraz

Tutuklanan 3 İngiliz gazeteci için itiraz

Diyarbakır’da gözaltına alınan İngiliz gazeteciler Jake Hanrahan, kameraman Philip Pendlebury ve Muhammed İsmail Resul isimli tercümanın, sevk edildikleri Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nde tutuklanmasına yazılı olarak itiraz edildi.

A+A-

Tutuklama tedbiri, gazetecilerin görevlerini ifa etmelerinin engellenmesi olarak değerlendirilirken, avukatları Ahmet Ay, dosyadaki gizlilik kararı nedeniyle müvekkillerinin hangi örgütle bağlantılı olmakla suçlandıklarını bilmediklerini söyledi. Ay, gazetecilere dönük hem IŞİD hem de YDG-H bağlantılı suç isnat edildiği iddialarını ise “trajikomik” olarak nitelendirdi.
 
İki İngiliz muhabir Jake Hanrahan ve Philip Pendlebury ile tercümanları Muhammed İsmail Resul ve şoförleri Abdurrahman Dilekçi’den oluşan ABD merkezli medya kuruluşu Vice News ekibi, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından perşembe günü gözaltına alındı. Uzun süre emniyette tutulan ve bu süre boyunca yeminli tercüman bulunmadığı iddiasıyla da ifadelerinin alınamadığı belirtilen yayın ekibi, önceki gün Diyarbakır Adliyesi’ne sevk edildi. Vise News ekibi, çıkarıldıkları Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'nde tutuklandı. Şoförleri ise adli denetim şartıyla serbest bırakıldı.
 
Derlenen bilgiye göre gazeteci ekibine sorguları sırasında hem IŞİD hem de YDG-H bağlantıları olduğu iddiasıyla sorular soruldu. Gazetecilere bu örgütlerle bağlantıları olduğuna dair çok sayıda fotoğraf ve görüntü de izlettirildi ve yanıtlamaları istendi. Ancak dosyada gizlilik kararı olduğundan gazetecilerin avukatları olan Diyarbakır Barosu’na kayıtlı Ahmet Ay ile Poyraz Oral, söz konusu kayıtla inceleyemedi.

Gazeteciler bir süre sonra tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak gazetecilerin tutuklandıkları örgütün adı tutuklama kararında da konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yayımlayan Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz’ın metninde de belirtilmedi. Başsavcı Solmaz, yazılı açıklamasında şöyle dedi:
 
 “27/08/2015 tarihinde Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü ekiplerince elde edilen bir bilgi doğrultusunda yapılan çalışmada şüpheli A.D. ve yabancı uyruklu M.İ.R., J.P.J.G.H., P.J.P., isimli 4 şüpheli hakkında Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2015/29855 numarasıyla soruşturma başlatılmakla, 28.08.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatıyla A.D., M.İ.R., J.P.J.G.H., P.J.P., isimli 4 şüpheli gözaltına alınmış olup, 31.08.2015 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızca ifadeleri alındıktan sonra Türk Ceza Kanunu'nun 314/3, 220/7 delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca Silahlı örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemi iddiasından tutuklanmaları talebi ile Nöbetçi Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilmişlerdir.

 

Nöbetçi 2. Sulh Ceza Hakimliğin 2015/224 numaralı sorgu tutanaklarına göre A.D., isimli kişi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 314/3, 220/7 delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca Silahlı örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemi iddiasından Adli Kontrol Hükümlerinin Uygulanması kararı verilmiş olup, Şüpheliler M.İ.R., J.P.J.G.H., P.J.P., isimli yabancı uyruklu kişiler hakkında ise Türk Ceza Kanunu'nun 314/3, 220/7 delaletiyle 314/2. maddesi uyarınca Silahlı örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek eylemi iddiasından eylemi iddiasından tutuklanmalarına karar verilerek konumlarına uygun Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna gönderilmişlerdir”  
 
Gazetecilerin avukatı Ahmet Ay, müvekkili olan gazetecilerin dört gün gözaltında kaldığını gözaltında iken kamera ve diğer ekipmanlarına da el konulduğunu söyledi.

 

Müvekkilleri ile ilgili olarak hem IŞİD hem de YDG-H bağlantılı suçlamaların dile getirildiğine dikkat çeken Ay “Bu tam trajikomik bir durum. Bir kişi iki örgütle birlikte nasıl olabilir, ama sorguda her iki örgüt ile ilgili de sorular sorulduğunu öğrendik. Dosyada gizlilik kararı olduğundan müvekkillerin yanıtlamasını istedikleri fotoğraf ve görüntülerin neler olduğunu bize izlettirmediler. Ancak çok sayıda görüntü ve fotoğraf var” diye konuştu.
 
Son zamanlarda Türkiye’de medyanın IŞİD ile ilgili bir görmezden gelme tutumunun olduğunu kaydeden avukat Ay, ancak birkaç zamandır özellikle dış basında bu konunun ele alınması nedeniyle Türkiye’de hükümetin ve devlet yöneticilerinden bir kısmının rahatsız olduğunu belirterek “Bu nedenle yabancı basının objektif yayınlar yapmasına engel olmaya çalışıyorlar. Tutuklarken ellerinde ne delil olduğunu bilmiyoruz ama gazetecilerin görevlerini yapmalarının engellendiğini düşünüyoruz. Gazetecilerin mesleklerini yapmaları engelleniyor.

Bir gazeteci elindeki fotoğraf makinesi ile bir örgüte nasıl yardımcı olabilir. Nasıl bir örgütün eylemini yapabilir. İtiraz edeceğiz ve yanlıştan dönülmesini umut ediyoruz. Hangi eylem ile hangi örgüte yardım etmekle suçlandıklarını anlamıyoruz. Dosya kapsamında gazetecilik sınırını aşmayan bir fotoğraf bulunmuyor. Kaldı ki eldeki fotoğraflar yayınlanmış dahi değildir.

 

Müvekkiller bu fotoğrafları yayınlamadan operasyon yapılmış ve bütün dokümanlar alınmıştır. Bu fotoğraf ve video kayıtları suç unsuru teşkil etse dahi, örgüte nasıl yardım ettiklerini anlamamaktayız. Gazeteci müvekkiller savaş muhabiri olup dünyanın her yerindeki çatışma ve ayaklanma haberlerini objektif bir şekilde yansıtmaktadır. Ukrayna, Fransa, Irak, hatta kendi ülkeleri İngiltere de dahil bu şekil çatışma ve ayaklanma haberlerini taraflarla görüşerek yayınlamışlardır. Müvekkilimin amacı her iki tarafı dinleyerek haber yapmaktır. Gözaltı altında tutulduğu sürede polis memurlarına, eğer tutuklanmazsa kendileri ile röportaj yapmak istediğini söylemiştir. Tam olarak neyle suçlandıklarını bilmemektedirler" dedi.
 
Gazetecilerin avukatı Ahmet Ay, dün öğle saatlerinde Diyarbakır Adliyesi’ne gelerek, müvekkillerinin serbest bırakılması için yazılı dilekçe verdi. Ay, itirazlarının  tutuklama tedbirinin ağır olması nedeniyle yapacaklarını kaydetti.
 
Ancak adliye önünde basın açıklaması yapılmasının ardından, kendisinin tutuklanan gazetecilerin avukatı olduğunu söyleyen Ahmet Kaya adlı şahıs ile Diyarbakır’daki bazı gazeteciler arasında dilekçe tartışması yaşandı. Avukat Kaya olduğunu söyleyen kişi, itiraz dilekçesinin basına vermek istemediğini, basında yer almasını da kabul etmediğini söyledi. Bunun üzerine gazeteciler de “Madem öyle ne diye basın toplantısı düzenledin” kendisiyle diyerek tartıştı.
 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto da tutuklamalarla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, Türkiye’de basına yönelik olarak son dönemlerde devlet katından yönelen baskıların artık yabancı basına da yöneldiğini vurguladı.

 

Bu tutuklamayla da ortaya çıktığı gibi yabancı basının da çalışmasının engellenmek istendiğini dile getiren Olcayto “Gerçi benim yabancı basın ile yerli basını ayırmak birbirinden farklı olarak göstermek gibi bir niyetim yok ama yine de yabancı gazeteciler, aldıkları eslek ilkelerinin gereği olarak, olaylara, haberlere bizdekinden daha nesnel bakabiliyorlar. Bizde ise özellikle de devlet ve tabii ki kontrol edilen medya olaylara devlet gözüyle bakınmasını istiyor. Bu durum doğal olarak halkın haber alma özgürlüğüne ve basın özgürlüğüne tamamen aykırı. Eğer öyle bakılırsa da zaten haber ortadan kayboluyor başka bir şey çıkıyor ortaya. Gazetecilerin tutuklanmalarına yapılan itirazın sonucunda serbest bırakılmalarını bekliyoruz. Eğer bırakılmaz ise o zaman savcılığın hazırladığı iddianamenin kuşyuşa yer bırakmayacak delillerden oluşması gerekir. Bizim gazeteciler alıştılar böyle tutuklanmaya ama yabancılar henüz alışık değil, onların tutuklanması çok tartışılır” dedi.
 
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Uğur Güç ise bölgeden son zamanlarda çok büyük bir karartma uygulanmak istendiğini belirtti. Güç “Birçük gün önce orada gazeteci arkadaşlarımızı dinledik. Onlar da bize burada olan biteni yabancı basından izlediklerini çünkü burada bir karartma uyguanmat istendiğini söylüyorlardı. Şimdi devlet buradan geçen haberleri karartmak için alanda çalışan yabancı gazetecileri içeri atıyor. Ama onlar mesnetsiz iddialarla tutuklandılar oysa sadece gazeteciler yapıyorlardı” dedi.
 
Diğer yandan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi de gazetecilerin görevlerinden ötürü tutuklanmalarının demokratik hukuk devletinde kabul edilemez olduğunu vurguladı. Gazeteciler hakkında hem IŞİD hem de YDG-H gibi iki farklı örgüt adına faaliyet yürütmek suçlaması olduğuna dikkat çeken Elçi “Dosya kapsamında hem IŞİD hem PKK, YDG-H adına faaliyet gösterildikleri ileri sürülüyor. Adı geçen örgütlerle bağlantılarını gösterir bir delil yok. Suçlamalar dayanaktan yoksun. İngiliz gazetecilerin PKK ve özellikle IŞID ile ilgileri olduğuna dair suçlama dayanaksız ve abestir. Dosyadaki yazılı belgeler incelendiğinde bir örgütle ilgilerinin olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır” dedi.
 
Tutuklanan gazetecilerin kendi çalışma tarzlarıyla araştırma ve inceleme gazeteciliği yaptıklarını da anlatan Elçi “Dünyanın tamamındaki çalışmalarıyla bilinen bir basın kurumun muhabirlerinin bu şekilde temelsiz suçlamalarla suçlanması anlamsız. Bu gazetecilerin 4 gün boyunca gözaltında tutulması ülkemizin prestijini sarsıyor. Aynı zamanda bu gözaltı süresi ülkece taraf olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) ilgili hükümlerinin ihlaline de yol açmaktadır. Bize göre bu dosya emniyet ve istihbarat örgütlerinin gazetecileri bölgeden uzaklaştırma ve bölgeye ilgisi olan gazetecilere bir mesajından ibarettir" diye konuştu.
 
 
Bu arada tutuklama haberinin durulmasının ardından çatışma bölgelerinden yaptığı haber ve videolarla tüm dünyada bilinen ABD merkezli haber sitesi Vice News, bu tutumu kınadı. Avrupa Direktörü Kevin Sutcliffe'in imzasının yer aldığı açıklamada, “Türkiye hükümeti bugün 'pkk'ya lehine çalışmak' gibi asılsız ve yanlış suçlamalarla üç Vice News muhabirini tutuklayarak, yaptıkları işi sansürleme girişiminde bulundu. Adaletsizce gözaltına alınan bu üç gazeteci Türkiye'nin güneydoğusundaki Diyarbakır kentindeki durumu haberleştiriyordu” denildi.
 
Bölgeden önemli haberler geçen muhabirlerini susturma girişimi nedeniyle Türkiye'yi kınadıklarını belirten Vice News'in açıklamasında, “Üç meslektaşımız ve arkadaşımızın güvenliğini sağlamak için gerekli tüm mercilerle görüşmeye devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.
 
TGC: Türkiye demokrasi liginin dışına çıkıyor


Uluslararası Af Örgütü, PEN International (Uluslararası Yazarlar birliği) ve Uluslararası Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) gazetecilerin gözaltına alınması ile ilgili Türkiye’yi kınayan açıklamalar yaptılar.
 
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Genel Sekreteri Sibel Güneş de "AKP döneminde 300’den fazla gazeteci hapse girdi, çıktı. Gazetecilerin not defterleri, telefon rehberleri kanıt olarak kullanıldı. Bu ülkede gazetecilik yapan herkes için terörle ilişkilendirilmek olağan hale geldi. Türkiye demokrasi liginin dışına çıkıyor" dedi.
 
ABD: Endişemizi ilettik
 
ABD Dışişleri Bakanlığı, 3 İngiliz gazetecinin 'terör örgütüne yardım' suçlamasıyla tutuklanmasına ilişkin endişelerini Ankara'ya ilettiklerini açıkladı.


Günlük basın toplantısında konuya ilişkin soruları cevaplayan ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mark Toner, ifade özgürlüğü ve adil yargının önemine vurgu yaptı. Söz konusu ilkelerin sağlıklı demokrasi için kilit öneme sahip olduğunu kaydeden Toner, bu değerlere Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nda da önem verildiğini söyledi.
 
Türkiye'nin uluslararası insan hakları taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurgulayan Toner, "Türkiye'nin dostu ve NATO müttefiki olarak Türk yetkililere aralarında adil yargı, ifade özgürlüğü, medya ve bilgiye erişimin de yer aldığı uygulamalarında evrensel demokratik değerlerin korunmasına çaba göstermeleri için çağrıda bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

 
 

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler