1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek?
Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek?

Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek?

Özal ,Avrupa Birliği insan haklarından uzaklaşan Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek?

A+A-
ANA Parti Genel Başkanı Ahmet Özal, İstanbul'da yaptığı bir programda çözüm süreci ve İmralı görüşmelerinin sadece sadece HDP ve AKP arasında olmasını eleştirerek, iki parti arasında yapılan anlaşmanın 77 milyonu temsil etmediğini söyledi.
 
Türkiye'nin Avrupa Birliği'nden uzaklaşmasının da Türkiye'nin aleyhinde bir durum olduğunu ifade eden Özal, "Şimdi Avrupa Birliği insan haklarından uzaklaşan Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek? Mümkün değil, tutarsız." dedi. 
 
ANA Parti Genel Başkanı Ve eski cumhurbaşkanlarından Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, İstanbul'daki partililerle bir araya geldi.  Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özal, çözüm sürecine ilişkin ağır eleştiriler getirdi. Özal, "Çözüm sürecinde HDP, AKParti hükümet, işte MİT görüşmüş, imralı falan filan.  Fakat kimse bilmiyor ne olduğunu.
 
Bilmiyorsak ve açıklanmıyorsa, kendi aranızda oturup da 3 kişi anlaşma yaparsanız 77 milyonun geleceğine siz mi karar vereceksiniz? Buna kimsenin hakkı yok. Eğer Türkiye'de madde madde bunlar yazılır, halkın önüne konur, halk bunları referandumda onaylarsa o barış kalıcı olur. Yoksa olmaz. İki kişinin kendi arasında yapacağı anlaşma, Türkiye'nin 77 milyonunu temsil edemez. Mutlaka bunun açıklanması, halkın önüne konması gerekir.
İkincisi sadece bu iki parti niye görüşüyor. Niye partiler bu işe girmiyor. Bütün partilerin girmesi lazım. HDP'yle AK Parti mi Türkiye'de 77 milyonu temsil ediyor? Böyle birşey kabul edilemez." dedi.
 
Türkiye aleyhinde  Avrupa Birliği(AB) ve Avrupa Parlemantosu'nun (AP) ciddi raporlar hazırlayabileceğini söyleyen Özal, Türkiye'nin AB'den uzaklaştığını kaydetti.  Özal "Şimdi Avrupa Birliği insan haklarından uzaklaşan Türkiye, Kürt meselesini mi çözecek? Mümkün değil, tutarsız." ifadelerini kullandı. 
 
Türkiye'yi 7 bölgeye bölerseniz doğu-güneydoğu diye ayrılmaz, doğu-batı diye ayrılır
Çözüm süreci için  2 hafta önce Diyarbakır'ı ziyaret ettiklerini ve bölgede rahatlıkla gezdiklerini belirten Özal, "Özerklik Türkiye'de çok fazla konuşuluyor.  7 farklı eyalete bölünmekten, Federe devletten, başkanlık sisteminden, özerklikten bahsediliyor. Benim çekindiğim başka birşey Türkiye'yi 7 bölgeye bölerseniz, Doğu batı ayrılır. Sadece Doğu ve Güneydoğu ayrılmaz. Yarın öbür gün Türkiye'de bölgeler bölünürse ilk önce Ege, Akdeniz ve Marmara ayrılır hem de çok süratle ayrılır. 100 sene önce Çanakkale savaşlarında Avrupa'nın yapamadıklarını özerklik ilan edildiğinde Avrupa gelir, Marmara, Ege, Akdeniz ayrılın ddevlet olun der ve AB' ye alırlar.
 
Orta Anadolu, Karadeniz'in kuzeyi, Güneydoğu Anadolu sürünür, yalnız kalır. Bölgelere artık vizeye gidilir. Parçalanma doğudan değil batıdan başlar. Türkiye'deki vergi gelirlerinin yüzde 93'ü 18 ilden geliyor bunlar da batıda ki iller. Diğer 60 küsur il yüzde 7. Vergi gelmiyor bu üretim yok demektir.batı ayrıldığı zaman siz doğuyu açlığa terk edersiniz." açıklamasını yaptı.
 
Başbakanlık makamı iki dönemle sınırlandırılmalı
 
Muhalefet anlayışının değişmesi gerektiğini söyleyen Özal, hükümetin 12 yıldır iktidarda kalabilmesini güçlü muhalefetin olmamasına bağladı. Özal, "Başbakanlık makamının 2 dönemle sınırlandırılması gerekir. Aşırı kuvvetten ve yetkiden dolayı insan nefsine yenik düşebilir bu da haksızlığa götürür. O makamın uzun süre kullanılması doğru değildir. Cumhurbaşkanlık makamının da tarafsızlığını koruması gerekir. Partiler, siyasetçiler ve milletvekilleri aday gösterdiği sürece o makamdaki kişinin tarafsız olması beklenemez." şeklinde konuştu.
 
Alevi meselesine de değinen Özal,"Cemevlerinin ibadethane kabul edilmesini istiyorlarsa buna kimse müdahale edemez. Herkesin inancı neyi gerektiriyorsa ona müdahale edilemez." ifadelerini kullandı.  
 
Diyanetin bağımsızlığına vurgu yapan Özal, "Diyanet işleri önceden bakanlığa bağlıyı şimdi başbakanlığa bağlı. Diyanet işlerinin devlete bağlı olması çok sakıncalıdır. Laikliğin prensibinde din ve devlet işleri birbirine bağlanamaz. Diyanet işlerinin bağımsız olması gerekir. Sadece sünniler değil diğer mezhebe bağlılarında bulunması gerekir. Onların kendi aralarında sorunlarını çözmeye fırsat verilmelidir, sokaktaki sorunları ancak böyle çözebiliriz."
 

HABERE YORUM KAT