1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor
Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor

Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor

CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'nin bir bölgesinin Ankara'dan kopmuş durumda olduğunu savundu.

A+A-

Tanrıkulu, “Türkiye'de bir coğrafi kopuşun da aynı zamanda işaretidir. Bölgede yaşayan yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğu bundan 10 yıl önce duygusal bir kopuş yaşıyorlardı ancak şimdi tamamen kopmuş durumdalar. Türkiye bir yol ayrımına gelmiş. Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Ama hükümet maalesef bunun farkında değil” dedi.


Diyarbakır Barosu eski Başkanlığı görevlerinde de bulunmuş olan CHP İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye'nin bir bölgesinin Ankara'dan kopmuş durumda olduğunu savundu.

 

Tanrıkulu, "Türkiye'de bir coğrafi kopuşun da aynı zamanda işaretidir. Bölgede yaşayan yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğu bundan 10 yıl önce duygusal bir kopuş yaşıyorlardı ancak şimdi tamamen kopmuş durumdalar. Türkiye bir yol ayrımına gelmiş. Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Ama hükümet maalasef bunun farkında değil." dedi.


Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Tanrıkulu, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi'nin öldürülmesiyle her gün yeni deliller çıkmasına karşın şimdiye kadar şüpheli hale gelmiş herhangi bir kamu görevlisi, polis memuru veya güvenlik görevlisinin olmadığına dikkat çekti. 2015 yılının çok ağır insan hakları ihlalleriyle anıldığını dile getiren Tanrıkulu, sokağa çıkma yasaklarının da ihlal tablosuna dönüştüğünü ifade etti. Türkiye'nin bir bölgesinin Ankara'dan kopmuş durumda olduğunu vurgulayan Tanrıkulu, şöyle devam etti:

 

"İnsan Hakları Vakfı'nın hazırladığı bu tablo, kırmızı ile görülen yerler, ben bölge adı belirtmeyeyim bir tartışmaya neden olmamak amacıyla, Türkiye'de bir coğrafi kopuşun da aynı zamanda işaretidir. Bölgede yaşayan yurttaşlarımızın büyük bir çoğunluğu bundan 10 yıl önce duygusal bir kopuş yaşıyorlardı ancak şimdi tamamen kopmuş durumdalar. Yüzleri Meclis ve Ankara'da değil; kendi kaderlerine terk edilmiş durumdalar ve çok ağır insan hakları ihlalleri yaşanmaktadır."


Diyarbakır, Sur ilçesinin kalbi olduğunu belirten Tanrıkulu, sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi sonrası bölgede yaşanılanlara ilişkin çeşitli fotoğrafları basın mensuplarıyla paylaştı. Geçmişten çok iyi bildikleri paramiliter güçler vasıtayla tüm bu ihlallerin gerçekleştirildiğini ifade eden Tanrıkulu, duvar yazılarını gösterdi ve bunların bir kopuşun simgesi olduğunu kaydetti. Hükümetin bir tek cümle bu konulardan bahsetmediğini vurgulayan Tanrıkulu, İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü'nün tek bir cümle söylemediğini belirtti.
 
'TÜRKİYE BİR YOL AYRIMINA GELMİŞ'


Türkiye'nin bir bölgesinin ağır insan hakları ihlalleriyle dolu olduğunu anlatan Tanrıkulu, insanlarda terk edilmiş duygusu olduğuna dikkat çekti. Konuya ilişkin Parlamento'da bir tek söz söylenmediğini ve bir adım atılmadığını ifade eden Tanrıkulu, Diyarbakır'da birçok görev yaptığını ve şimdi gerçekten bir kopuş yaşandığını kaydetti.

 

"Türkiye bir yol ayrımına gelmiş. Türkiye Kürt meselesinde yakın tarihinin en ağır krizini yaşıyor." diyen Tanrıkulu, "Ama hükümet maalasef bunun farkında değil; bu bir yol ayrımıdır Türkiye bakımından aynı zamanda. Başka bir ağır tablo var karşımızda, hükümet bunun farkında değil. Bütün bu yaptıklarını da hukuk dışı bir işle yapılmakta." ifadelerini kullandı.


Daha önce Türkiye'nin Kürt meselesinde bir irade ortaya koymaması halinde bölgenin Suriyeleşeceğini, Lübnanlaşacağını, Diyarbakır'ın Beyrutlaşacağını söylediğini aktaran Tanrıkulu, ancak kibirden yol alamayan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin Türkiye'yi bir ateş çemberinin içine ittiğini savundu.


İnsan hakları ihlallerine ilişkin rakamlar da veren Tanrıkulu, bunun hükümetin utanç tablosu olduğunu ifade etti. 2015 Ocak-Kasım ayları içinde 2 bin 899 kişinin çeşitli sebeplerle hayatını kaybettiğini anlatan Tanrıkulu, şu ifadeleri kullandı: "2015 yılının ilk 11 ayı boyunca 214 kişi yargısız infazla öldürülmüştür. Operasyonlar sırasında 445 kişi öldü. Silahlı çatışmalarda ölenlerin sayısı 21, iş kazalarında 1742 işçi yaşamını yitirmiştir.

 

Faili meçhul 19 cinayet var. Nefret saldırılarında ölenlerin sayısı 3, öldürülen gazeteci sayısı 2, kadına yönelik şiddet sonrası öldürülen kadın 259. Böyle ağır bir tablo var. Böyle ağır bir tablo ancak iç çatışmalarda yaşanır veya sivil savaş denilen ortamlarda yaşanır. Demokrasiyle ifade edilemez."
 
DARBE DÖNEMLERİNDE BİLE KARŞILAŞILMADI


Toplantı gösteri yasaklarında toplam 3 bin 218 yasak konduğunu belirten Tanrıkulu, kişi güvenliği konusunda 78 vakada 703 işkence vakası yaşandığını söyledi. Başbakan Davutoğlu'nun daha dün işkence olmadığını söylediğini aktaran Tanrıkulu, isterse bu sayıların verileceğini vurguladı.

 

İfade, basın ve medya özgürlüğü bakımından da Türkiye'nin hiçbir zaman bu kadar ağır bir tablo yaşamadığının altını çizen Tanrıkulu, yakın bir zamanda girişimci özgürlüğe aykırı bir şekilde bir medya grubuna el konulduğunu söyledi.
Can Dündar ve Erdem Gül'ün yaptığı haberden dolayı tutuklandığını anlatan Tanrıkulu, darbe dönemlerinde bile karşılaşılmayan ağır bir tablo olduğunu ifade etti.

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a bu konuya ilişkin tek bir soru sorulmadığını belirten Tanrıkulu, "Varsa yoksa hazretin başkanlık sevdası. Bundan başka birşey yok. En azından gazetecilik namusu ve ahlakı bakımından bir soru da sorulması lazımdı. Dünyanın neresinde böyle bir demokratik uygulama var." dedi.

 

Tanrıkulu, 2016 yılında bu ağır tablonun yaşanmaması temennisinde bulundu.

HABERE YORUM KAT