1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. 'Türkiye asimilasyon ve inkar hukuk ile yürütülmektedir'
'Türkiye asimilasyon ve inkar hukuk ile yürütülmektedir'

'Türkiye asimilasyon ve inkar hukuk ile yürütülmektedir'

Diyarbakır'da 2 gündür devam eden Kürdistan Hukukçular Konferansı, açıklanan sonuç bildirgesi ile sona erdi.

A+A-
Açıklanan bildirgede, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın başlattığı Çözüm Süreci'nin devam etmesi ve barışın tesis edilmesi adına ihtiyaç duyulan her türlü hukuki çalışmaların geliştirilmesi noktasında ve PKK'nin "terör" listesinden çıkarılması gibi birçok konuda aktif rol alınacağı belirtildi.
 
Diyarbakır'da Türkiye, Kürdistan ve Rojava'dan çok sayıda hukukçunun katılımıyla Cegerxwin Kültür Merkezi'nde gerçekleşen Kürdistan Hukukçular Konferansı, hazırlanan sonuç bildirgesinin açıklanması ile son buldu. Konferansta iki gün boyunca "Kürtlerin siyasal mücadelesinin terörizm kıskacına alınması" ve "Rojava deneyimi" konuları tartışıldı.
 
Yürütülen tartışmalarda "Demokratik Özerklik"in hukuki boyutunun esasları ve bunların hayata geçirilmesinde elzem olan örgütlü hukuk mücadelesinin ihtiyaçları üzerinde duruldu.
Gün boyu yapılan değerlendirmelerin ardından atölye raporları ile eleştiri ve öneriler kapsamında oluşturulan sonuç bildirgesi Kürtçe ve Türkçe okundu. Bildirgenin Kürtçesini Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD) Eşbaşkanı Ömer Güneş, Türkçesini ise Mezopotamya Hukukçular Derneği Eşbaşkanı Gülşen Özbek okudu.
 
Yüzyıllardır ulus-devlet anlayışının hakim olduğu Türkiye'de, hukukun siyasal iktidarın despotik emir ve tasarruflarına indirgenerek "İktidar Hukuku"nun üretildiği belirtilen açıklamada, hukuk toplumun özerk yaşamının yerine ikame edilerek, toplumun bu imkanın elinden alınmış olduğu dile getirildi. Toplumun özyönetimden mahrum, politikadan yoksun, iktidarın ve devletin üstünden tek taraflı hazırlanmış hukuk ve idaresiyle kuşatıldığına dikkat çekilen bildirgede, hukukun toplumun, halkların, toplumsal tüm hakikatlerin ve adaletin temsilini değil, tersine baskı ve sömürü tekellerinin çıkarlarını yansıttığı tespitinde bulunuldu.
 
'Türkiye asimilasyon ve inkar hukuk ile yürütülmektedir'
 
Yine Türkiye'de hukukun, bir yönüyle "iktidar ve sömürü tekellerinin ahlakı" olarak yargılamanın mümkün olduğu üzerinde durulan bildirgede, hukukun, kapitalist modernitenin temel meşruiyet aracı durumunda olduğunu vurgulandı. Açılamada, "Bugüne kadar Kürtler, 4 parpa Kürdistan'da, özellikle de Türkiye'de hukuk kullanılarak soykırım, asimilasyon, inkar ve imha kıskacına alınmıştır. Kürtler hukuk ile terbiye edilmeye, kimliklerinden uzaklaştırılmaya çalışılmış, asimilasyon politikaları hukuk ile yürürlükte kalabilmiştir" ifadeleri de kullanıldı.
 
Yapılan bu tespit ve belirlemelerin yanı sıra varılan dikkat çekici kararlaşmalara gidildi.
 
Konferansta alınan kararlar şu şekilde:
 
" * Genelde bir asırlık inkar, imha ve asimilasyon politikası, özelde de 30 yıllık savaş ve çatışma durumunun eşitler arası barış ve çözüm zemininde sonlandırılması adına Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan tarafından başlatılan ve her türlü komplo ve provokasyona rağmen sürdürülmeye çalışılan Barış ve Çözüm Süreci'nin devam etmesi ve barışın tesis edilmesi adına ihtiyaç duyulan her türlü hukuki çalışmaların geliştirilmesi noktasında aktif sorumluluk alacağını taahhüt eder.
 
* Ortadoğu'da giderek büyüyen etnik, dinsel, mezhepçi ve cinsiyetçi çatışmaya da panzehir olabilecek ve Kürt sorununu Türkiye'nin etnik ve çoğulcu yapısına uygun yeni bir anayasa çözümü için Sayın Öcalan'ın geliştirdiği ve hükümet yetkilileri ile çözüm heyeti tarafından birlikte kamuoyuna açıklanan tarihi önemde Dolmabahçe Mutabakat metnini selamlar. Ve yeni Anayasa da dahil olmak üzere hukuksal çalışmalarda bu metni referans kaynağı olarak kabul eder.
 
* Bu sürecin mimarı olan Sayın Öcalan'ın Kürt Halk Önderliği de dikkate alınarak baş müzakereci sıfatının tanınmasının ve Kürt Halkının özgürlüğü ile eşdeğer haline gelmiş Sayın Öcalan ve tüm politik tutsakların özgürlüğünün sağlanmasını hayati bir önemde kabul eder.
 
* Ortadoğu ve Kürdistan'da, özellikle DAİŞ terörüne karşı Êzidî, Süryani Kürt Arap, Türkmen, Suni, Alevi halklarının savunulmasında aktif sorumluluk alan PKK'nin, bugün Kürt halkının kurumlarının terörize edilmesinin uluslararası sistemde farklı bir karşılığı olan terör örgütleri listesinden çıkarılması gerektiğini ve bu konuda Avrupa'da yürütülen hukuki çalışmalarda aktif sorumluluk alarak destek olacağını kabul eder.
 
* Kürt halkına uygulanan inkar-imha siyasetinin yakın zamandaki farklı bir tezahürü olarak, 40 binden fazla insanımızın hukuki takibata, 10 binden fazla insanımızın da tutsak alınması ile uygulanan siyasi soykırım operasyonları olan KCK davalarının devlet içi çatışmanın yargıya taşınması ile bir komplo ve hukuksuzluk olduğu açığa çıkmıştır. Konferansımız halen devam etmekte olan ve hukuken batıl hale gelmiş KCK soruşturmalarının ve davalarının siyasi iktidar tarafından da hükümsüz olarak kabul edilmesi için çağrı yapar.
 
* Yakın zamanda Kürdistan ve Ortadoğu'da, DAİŞ ve diğer dini görünümlü faşist güçler tarafından soykırım tehditle katliama uğratılan Kürt, Arap, Türkmen, Êzidî, Süryani, Ermeni, Suni, Alevi halkların önünde saygıyla eğilirken, insanlığa karşı işlenmiş bu suçlar ile ilgili katliamları gerçekleştiren ve katliamlara destek veren güçlere karşı başta uluslararası ceza mahkemesi vs. uluslararası hukuksal-siyasal organizasyonlara başvurular yapmak için meclis bünyesinde bir komisyon oluşturulması ve gerekli çalışmaların başlatılmasını karar altına alır.
 
* Bu süreçte Kürt halkına en son Ferinaz Xosrawanî şahsında Mahabad saldırısını lanetler, idam, tecavüz ve işkence politikalarını devam ettiren İran Devleti'ni, bu politikalardan vazgeçmeye ve bu politikaların kaynağı olan hukuksal mekanizmaları birlikte eşit ve özgür yaşamı sağlayacak şekilde revize etmeye çağrı yapar.
 
* Kürdistan ve Ortadoğu'da katliamlara ve soykırımlara karşı yaşamını koruyan halkların uluslararası metinler ve sözleşmeler kapsamında direnme hakkını hukuken de meşru bir savunma hakkı olarak kabul eder.
 
* Sömürgeci ulus-devletler tarafından dört parçaya bölünmüş Kürdistan coğrafyasında katliam ve soykırım tehditleri ile mültecileşmeye mahkum edilmeye çalışılan Kürt halkının mültecileştirilmesine engel olacak gerekli hukuksal çalışmalar yapmayı karar altına alır. Dört parçada yer alan tüm ilgili siyasi kurum ve kuruluşları birlik temelinde çalışmaları hızlandırmaya davet eder. Konferansımız, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nin 'Self Determinasyon' ilkesi kapsamında demokratik ulus teorisinin siyasal düzeyde örgütlenmesi ve demokratik siyasetin kurumsallaşması olan demokratik özerkliği halkların kendi kaderini tayin hakkı kapsamında kabul eder.
 
* Rojava'da açığa çıkan devrimi ve yeni toplumsal sözleşmeyi selamlar. Rojava'da demokratik-komünal ahlak zemininde geliştirilmeye çalışılan alternatif hukuk inşa çalışmalarına katkı sunmayı ve bu çalışmaları karşılıklı eşgüdümlü yürütmeyi karar altına alır.
 
* Kadına yönelik her türlü ayrımcılığın ve şiddetin nefret suçu olarak kabul edilmesini tartışılmaz gerçeklik olarak deklare eder. Bu çerçevede meclisin kadın merkezli çalışma yürütecek komisyonun kendi özerkliğinde çalışmalarını yaparak; diğer STK'ler ile cinsiyet özgürlükçü bakış açısına sahip hukuki eğitimler örgütlemesini karar altına alır.
 
* Topluma zarar veren suçların sosyolojik zeminine yönelik araştırmalar da yaparak, toplum tarafından tarihsel süreç içerisinde geliştirilen alternatif çözüm mekanizmalarının hukuksal zemine taşınmasında çalışmalar yürütür. Toplumsal sorunların çözümünde özgürlük felsefesini esas alan demokratik toplum hukukunun inşasına katkı sunar.
 
* İki gün boyunca yürütülen tartışmalar neticesinde sunulan öneri ve kararlar ışığında meclisi kendisini örgütlemekle yükümlü ve yetkili kılmıştır. Konferans delegasyonunun sunmuş olduğu öneriler bağlamında oluşturulan divan raporu, çalışma atölyelerinin raporları ile cezaevinden ve diasporadaki hukukçuların göndermiş olduğu tebliğ ve öneriler meclise tevdi edilmiştir. Meclisin tespit edilen sorun ve ihtiyaçlara cevap olmak adına ilgili komisyonlarını derhal oluşturarak kısa vadede çalıştaylar, orta ve uzun vadede yerel örgütlenmelerin geliştirilmesi ile hukuk akademisi ve özgün çalışmaları hayata geçirmeyi karar altına alır.
 
* Son olarak Türkiye'de demokratik siyaset kanallarının açılmasına dönük 12 Eylül cunta rejimi tarafından tesis edilen yüzde 10'luk seçim barajının aşılması için halkların geliştirdiği demokratik mücadeleyi destekler; seçimlerin hukuki güvenliğinin sağlanması noktasında Türkiye ve Kürdistan'da sorumluluk alacağını deklare eder."
 
 
(Özgür Haber)
Bu haber toplam 4478 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT