1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Tuğluk: Kürtlere karşı düşman hukuku yürütülmektedir
Tuğluk: Kürtlere karşı düşman hukuku yürütülmektedir

Tuğluk: Kürtlere karşı düşman hukuku yürütülmektedir

DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza mahkemelerinin tutuklu milletvekilleri ile ilgili verdiği karara ilişkin yazılı açıklama yaptı.

A+A-

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Aysel Tuğluk, Diyarbakır 5. ve 6. Ağır Ceza mahkemelerinin tutuklu milletvekilleri ile ilgili verdiği karara ilişkin yazılı açıklama yaptı. "Tutuklu bulunan 5 milletvekilinin tahliye taleplerinin reddedilmesi, bir kez daha göstermiştir ki bu ülkede Kürtlere uygulanan hukuk ve Kürt olmayanlara uygulanan hukuk olmak üzere ikili hukuk sistemi yürürlüktedir" diyen Tuğluk, herkese tanınan hukuki hakların, söz konusu Kürtler olduğunda yok sayıldığını belirtti. Kürtlere karşı ayrı bir hukuk işletildiğini kaydeden Tuğluk, hukukun bireysel değil evrensel olduğunu dile getirdi. Kayıtsız şartsız herkes için hukukun geçerli olduğunu ifade eden Tuğluk, şunları aktardı: "Ancak BDP'li tutuklu vekillerin tahliye taleplerinin reddedilmesi, hukukun en temel ilkesi olan eşitlik ilkesini yerle bir etmiştir. Verilen bu kararlarla bir kez daha hukuk katledilmiştir. Tutuklu BDP'li vekillerin tahliye taleplerini reddeden karar, Kürtlerin mevcut hukuksal düzlemde yerinin olmadığının kanıtıdır. Kürtlerin yurttaş, seçmen ve vekil olarak bir statüsü yoktur. Kürtler, mevcut hukuki evrende yok konumundadır. Kürtlerin hukuken bir karşılığı bulunmamakta, hukuki varlıkları tanınmamaktadır. Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekillerimizin Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bırakılmamış olması, bu yok sayma uygulamalarını zirveye taşıyan bir çıldırmışlık halidir. Bu antidemokratik karar, Türkiye'deki hukuki düzenin şizofrenik bir halde olduğunu, çift kişilikli hukukun yürürlükte olduğunu gözler önüne seren net bir örnektir."

'Özel Yetkili Mahkemeler düşman hukuku yürütüyor'

Özel Yetkili Mahkemeler'in evrensel hukuk normları temelinde değil, düşman hukuku çerçevesinde faaliyet yürüttüğünün altını çizen Tuğluk, "ÖYM'ler, hükümetin siyasi hasım bellediklerine karşı, hukuki kılıfla siyasi yargılamalar yapıp, siyasi kararlar almaktadır. 'KCK' adı altındaki davalarla binlerce kişiye karşı ÖYM'ler eliyle yapılan hukuki görünümlü siyasi operasyonlar bunun en bariz örneğidir. PKK ile PKK ile  Mücadele Kanunu ile yasal dayanak bulan ÖYM'ler, ülkede düşmanla savaş hukuku rejimi yaratmıştır. İdeolojik husumet ve siyasi çıkar güdüsüyle hukuki kararlar alınmakta, siyasi iktidarın hedefine aldığı herkesime karşı hukuk araçsallaştırılmaktadır. Tutuklu bulunan 5 vekilin tahliye taleplerinin reddedilmiş olması, vekillerin rehine, kararların siyasi, yargılamaların düşmanla savaş hukuku temelinde gerçekleştirildiğini gözler önüne sermektedir" diye belirtti.

Hukukun evrensel ilkelerini hiçe sayan bir yaklaşımla karşı karşıya olduklarına vurgu yapan Tuğluk, "ÖYM'ler, hukuk sisteminin bütününe zarar veren kanserli hücreler pozisyonundadır. Başına buyruk hareket etmekte, yetki ve görev sınırlarını kontrolsüzce büyütmekte, tüm hukuki sistemi ve evrensel hukuk ilkelerini tehdit etmektedir. Devlet Güvenlik Mahkemeleri'ni ismen kaldıran hükümet, onun yerine ikame ettiği ÖYM'ler eliyle bu özel yargı adacıklarını muhafaza etmiş ve hatta güçlendirmiştir. Kürt siyasetçilerine karşı uygulanan bu özel düşman hukuku, AKP'nin kurmuş olduğu ÖYM'ler tarafından uygulanmakta, yasal dayanağını  Mücadele Kanunu'nda bulmaktadır" dedi.

'Mahkemelerin verdiği kararın birinci sorumlusu AKP'dir'

"Yargı bağımsızlığı" söyleminin ardına saklanan AKP'nin tutuklu vekillerin tahliye taleplerinin reddedilmesi kararının birinci sorumlusu olduğunu aktaran Tuğluk, şöyle devam etti: "Tutuklu vekillerin tahliyelerinin gerçekleştirilmemesini mümkün kılan hukuki düzen, AKP tarafından kurumsallaştırmıştır. AKP, Kürt halkına karşı uygulanan ikili hukuk sistemini güncellemiştir. AKP'nin devam ettirdiği düşmanla savaş hukuku rejimi temelinde, Kürtler için ayrı işleyen kuralların var olduğunu tescilleyen bu karar, Kürtlerin aidiyet duygularını zayıflatacak bir mahiyettedir. Bu karar Kürtlerin mevcut hukuki sisteme ilişkin güvenlerini bir kez daha temelden sarsmıştır. Kürtlerin yurttaşlık konumlarını bir kez daha sorgulamalarına neden olmuştur. Eşitlik hukuku temelinde bir arada yaşamayı mümkün kılmak istiyorsak bunu Kürt'süz hukuk, Kürt'süz demokrasi, Kürt'süz siyaset, Kürt'süz bir yaşamla kurmak imkan dahilinde değildir."

'Süreç karşıtı güçler, yoğun bir mesaiye başlamıştır'

Yaşanan böylesi bir süreçte hukuku katleden bir kararın alınmasının manidar olduğunu kaydeden Tuğluk, alınan kararın mevcut sürecin ruhuna ters olduğunu aktardı. "Kamuoyu, demokratik siyaset kanallarının amasız, fakatsız herkes için açılmasını beklerken, bu yola yeni bir tıkaç konması, süreci sabote eden bir hukuk skandalıdır" diyen Tuğluk, "Geçtiğimiz günlerde Yüksekova'da yaşanan katliamlar ve seçilmiş milletvekillerinin rehin tutulmasının devam edilmesi kararları göstermektedir ki süreç karşıtı güçler, yoğun bir mesaiye başlamıştır. Paralel devlet ve paralel hukuk harekete geçmiş, provokasyonları devreye sokmuştur. Açıktır ki birileri ısrarla mevcut süreci zora sokmak için çabalamaktadır. Birileri yurttaşları katletmekte, ısrarla Kürtleri demokratik siyasal alanın dışına atmak için elinden geleni yapmaktadır. Birileri hala Kürtleri eşit yurttaşlar olarak görmemekte, söz konusu Kürtler olunca hukukun en temel ilkeleri dahi işletmemekte ısrar etmektedir. Ancak bizim mücadelemiz eşit yurttaşlık mücadelesidir. Ve bunu başaracağımıza olan inancımız tamdır. Ummak istiyoruzki hukukun en temel ilkesi olan eşitlik ilkesini yerle yeksan eden mevcut sürece aykırı bu karardan bir an önce vazgeçilir" diye ifade etti.

HABERE YORUM KAT