1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Torunlar Türkçe bilmeyen ninelerinden sıkılıyor
Torunlar Türkçe bilmeyen ninelerinden sıkılıyor

Torunlar Türkçe bilmeyen ninelerinden sıkılıyor

DİSA'nın araştırmasına göre Diyarbakır'da orta yaş üstü genellikle Kürtçe, yeni kuşak ise Türkçe konuşuyor. İki kuşak arasındaki dil farkı paylaşımları azaltıyor.

A+A-

Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) tarafından yayınlanan, “Aynı Evde Ayrı Diller” başlıklı araştırmada, yaşlıların torunlarıyla aradaki dil engeli nedeniyle anlaşamamalarından, Diyarbakır'daki minibüslerde Kürtçe rap dinlendiğine kadar birçok tespit yer alıyor.

Akademisyen Handan Çağlayan, DİSA için hazırladığı, “Aynı Evde Ayrı Diller: Diyarbakır Örneği” başlıklı araştırmasında, çiftdilliliğin sosyal ve toplumsal yaşama etkilerini araştırdı. Araştırmada yer alan tespitlerinden bazıları şöyle:

Minibüste Kürtçe rap

- Diyarbakır'da minibüslerde çalınan müzik kasetleri istisnasız Kürtçe. Adı duyulmamış şarkıcıların aşk şarkılarını, Kürtçe rap olarak nitelenebilecek şarkılar izleyebiliyor. Beyaz tülbentli yaşlı kadınlar ve takkeli, şalvarlı erkekler daha çok Kürtçe konuşuyorlar. Orta yaşlı kadınlar, erkekler çoğunlukla Türkçe. Gençlerde durum değişiyor.

- Kürtçe'nin baskın olarak konuşulduğu ailelerde dahi çocuklar Kürtçe'yle Türkçe'yi eşzamanlı öğreniyorlar ve bunda televizyonun inkar edilemeyecek derecede belirleyici bir rolü var.

- Görüşmeler esnasında, birinci kuşaklar en çok torunlarına olan sevgilerinden söz ettiler. Ancak aradaki dil engeli hem bu sevginin layıkıyla paylaşılmasına, hem dede-neneyle torunlar arasında tatmin edici bir diyalog kurulmasına engel. Torunlar dilini anlamadıkları nene-dedenin yanında uzun süre oturmaktan bile sıkılabiliyorlar. Dede-neneler aradaki engeli çok az bildikleri Türkçe ile aşmaya çalışıyorlar.

Utanma ve korku duygusu

- İkinci kuşakların ilkokula dair anlatılarında “utanma” duygusu ağır basarken, 1990'lı yıllarda okula başlayan üçüncü kuşaklar için daha çok “korku” ön plana çıkmış. Kürtçe'nin toplum içindeki prestijinin yükselmesi, utanmayı geriye itmişti. Henüz ilköğretim çağındaki üçüncü kuşakların anlatısında ise, doğrudan ne utanma ne korku ifadesi geçti. Evdeki dilin kıymetsiz, işlevsiz ve hatta sakıncalı bir şey olduğu hissettirilen öğrencilerin ortak tepkisi susmak olmuş.
 

HABERE YORUM KAT