1. HABERLER

  2. EKONOMİ

  3. Teşvik ve kredi sağanağında Diyarbakır silueti
Teşvik ve kredi sağanağında Diyarbakır silueti

Teşvik ve kredi sağanağında Diyarbakır silueti

Bugün itibariyle, Türkiye'nin dünyada ekonomik anlamda gıpta ile bakılan bir ülke olduğu tartışma götürmez. Bunu içerideyken medyadan okumalarla, yurt dışındayken bizzat ve açıklıkla görmek mümkün. Kredi derecelendirme kurumlarının açıklamaları, zaten bunun kanıtını oluşturmakta. Dahası muhalif kesimler bile, bu yön itibariyle, hep kötü bir örnek olarak anılmanın getirdiği bıkkınlıkla, bir parça gururlarının okşandığını, hoşnutlukla hissederler.

A+A-

Tüm bu ekonomik yükselişin “net hatta noksan”ın katkısıyla olması, yani bu “...yılın ilk 10 ayında kaynağı belirsiz para girişinin 6 milyar 583 milyon dolar” olması ile “geçen yıl aynı döneminde 11 milyar 337 milyon dolar” “gizemli para” girişinin olması da mevcut haliyle durumu değiştirmiyor!

Bu nedenledir ki, özellikle Başbakan ve “üçüncü ustalık dönemi”ni geçirmekte olan AKP Hükümetleri, Kabine üyeleri, sık sık ekonomik gelişmeye vurgu yaparlar. En çok da, Kürt coğrafyasında ya da resmi ifade ile Doğu ve Güneydoğu'ya yapılan ekonomik yatırımların, verilen teşviklerin ve kredilerin büyüklüğünden bahsederler. Kimimizin dili tutulur, kimimiz de yanıtlayamadığımız soru işaretleriyle bakakalırız.

Tam da bu noktada, objektif, verilere, rakamlara dayanan, alanda yapılan çalışmaları doğrudan yansıtan, eğrisini doğrusunu açıklıkla ortaya koyan ve gerektiğinde başucumuzda bulundurabileceğimiz çalışmalara ihtiyaç var. Aksi halde, sıralanan, üstümüze üstümüze, büyüyerek gelen rakamlar karşısında, kendimizi sakınmaktan, hatta ezilmekten başka çaremiz yok.

Kısmen internet medyasında yer alan, yazılı medyanınsa sınırlı gördüğü, naçizane benim de kuruluşundan bu yana başkan yardımcılığını yaptığım, DİTAM (Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi) böyle bir ihtiyaca denk düşen önemli bir çalışmanın altına imza attı.Çalışma, Doç. Dr. Nuri Yavan akademik danışmanlığında yürütüldü. Nuri Yavan, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nin Coğrafya Bölümü'nde Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı Öğretim üyelerinden.

Çalışmaları gerçekleştiren diğer isimler, DİTAM Başkanı Ecz. Mehmet Kaya, Cihan Ay, İlhami Birkan, Metin Toprak, Doç. Dr. Rüstem Erkan, Meryem Özdemir ile çalışmaya destek veren kuruluşlar ise Karacadağ Kalkınma Ajansı, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ile Diyarbakır Organize Sanayi İşadamları Derneği (DOSİAD) idi.

“Yerel ve Bölgesel Kalkınmada Teşvik ve Kredilerin Etkisi: Diyarbakır Örneği” başlıklı çalışmanın sonuçlarını geçen Perşembe günü Diyarbakır Gazeteciler Cemiyeti'nde birlikte açıkladılar.

Öncelikle pek çok gazetenin şimdiye kadar, “Teşvikler Güneydoğu'yu Uçurdu” manşetleri atmasına rağmen, esasında 1913 yılından bu yana yapılan 18. teşviğin de, iddia edilenin aksine, bölgeler arası gelişmişlik farkını ortadan kaldırmak bir yana daha çok arttırdığı ve derinleştirdiği sonuca varılmış.Öyle böyle değil; çalışma DTSO'ya kayıtlı 5 ve daha fazla işçi çalıştıran 3000 KOBİ (Küçük ve Orta Boy İşletme) hedef alınarak yapılmış. Ayrıca kentteki 40 banka müdürü ile yüz yüze görüşerek krediye erişim durumu tespit edilmeye çalışılmış.

Bazı tespitlerini aynen alalım:

· ABD ve AB'de, zengin bölge ile fakir bölge arasında 2 kat fark varken Türkiye'de bu fark 5 kat civarında,

·  Sosyo-ekonomik gelişmişlik sıralamasında İstanbul ile Muş arasındaki fark 11 katın üzerinde

· İlçeler bazında bakıldığında Van'ın Bahçesaray ilçesi ile Ankara ve İstanbul'un merkez ilçeleri arasındaki fark ise 100 katı geçmekte

· Diyarbakır nüfus sıralamasında 12. sıradayken, 2007-2011 arasında, alınan teşvik belgesi sayısı bakımından 16; istihdam açısından 25.; yatırım tutarı bakımından ise ancak 41. sırada yer almakta. On bin kişiye düşen teşvik belgesi ve istihdam sayısı bakımından Diyarbakır, 67. sırada, yatırım tutarı bakımından ise 76. sırada yer almaktadır.

·Bankaların bölgedeki firmalara kredi vermede çıkardığı zorluklar nedeniyle, bazı firmaların merkezlerini İstanbul ve Ankara gibi batı illerine taşımaktadırlar.

Ekonomist olmamam hasebiyle, burada yer vermediğim, yorumlamadığım daha pek çok ayrıntının yer aldığı çalışmanın, zaman içinde üzerinde çokça durulacağından kuşku duymuyorum.Ancak kanaatimce, bu çalışma ile ortaya çıkan gerçek, rakamları peş peşe sıralamakla, “Daha ne istiyorsunuz?” demekle, ya da dört işlem üzerinden “verilen-alınan” hesabı yapmakla, hiç de doğru sonuçların ortaya çıkamayacağıdır.

Tıpkı demokratikleşme, insan hakları, hukuki özgürlükler, örgütlenme ve yönetim alanlarında olduğu gibi…Yani her çalışmanın, her adımın, her yapılanın daha kapsayıcı, daha derin, daha ileriye dönük hesaplarla yapılmasının, şu “son kez baktığımız Ortadoğu haritası”nda, kaçınılmaz olduğu düşüncesindeyim.

 

HABERE YORUM KAT