1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. TES-DER'den taşeron gündemine ilişkin açıklama
TES-DER'den taşeron gündemine ilişkin açıklama

TES-DER'den taşeron gündemine ilişkin açıklama

Kısa adı TESDER olan Temizlik ve Sosyal Hizmetler İşverenleri Derneği Başkanı Mehmet Veysi Araç ve Genel Sekreter Sulhaddin Kaya ile taşeron işçilerin kadroya alınması ve taşeron sektörünün sona erdirilmesi yönünde açıklamalarda bulundu.

A+A-

AK Parti’nin seçim vaatleri arasında bulunan taşeron işçiye kadro verilmesi hususunda başbakanımız Sn. Ahmet DAVUTOĞLU tarafından kamuoyuna yapılan  "1 Kasım tarihinden önce kamuda asıl ve yardımcı işlerde çalışan personelimizi kamuya alıyoruz. Dışarıda tek bir taşeron işçi kalmayacak. Emeklilik hakkını elde etmemiş olanları da kamuya alacağız" şeklindeki açıklaması hususunda hala kafalar karışık, taşeron bünyesinde çalışan işçiler, nasıl kadro alacaklarını düşünürken bu çalışma ile taşeron sektörünün sona erdirileceği noktasında  derneklerde de kaygıya neden oldu. 
 
Konuyla alakalı açıklamalarda bulunan Temizlik ve Sosyal Hizmetler İşverenleri Derneği Başkanı Mehmet Veysi ARAÇ ve Genel Sekreter Sulhaddin KAYA dernek binasında açıklamalarda bulundu. Taşeronun kadrolaşması ve sektörün sona erdirilmesi mevzuatına değinilen açıklamada hizmet sektöründe istihdam edilen işçilerin çalışmaları ile ilgili işveren ve alt işveren tarafından yerine getirilmesi gereken görev, yükümlülük ve sorumlulukların 4 ana maddeden oluştuğunu belirten Başkan ARAÇ ve genel sekreter KAYA, bu 4 maddenin ücretler, yıllık izin veya diğer izinler, kıdem –ihbar tazminatı ile iş güvencesi olarak sıraladı.  
 
TESDER Başkanı Mehmet Veysi Araç ve Genel Sekreter Sulhaddin Kaya açıklamalarını şu sözlerle sürdürdü: 
 
Yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri incelendiğinde, hizmet sektöründe istihdam edilen işçilerin çalışmaları ile ilgili asıl işveren ve alt işveren tarafından yerine getirilmesi gereken görev, yükümlülük ve sorumluluklar genel anlamda aşağıda belirtilen 4 maddeden oluşmaktadır. 
 
1-ÜCRETLER 
 
Aylık ücret, fazla mesai ücreti, ulusal bayram ve tatil günü çalışması ücreti,hafta tatili alacağı,yol bedeli,yemek bedeli ve toplu iş sözleşmesi ile ön görülen diğer ücretler. 
 
2-YILLIK İZİN VEYA DİĞER İZİNLER 
 
Çalışanın kıdemine göre mevzuatça öngörülen süreç ile sınırlı olan yıllık izinler veya toplu iş sözleşmesi ile öngörülen diğer izinler. 
 
3-KIDEM-İHBAR TAZMİNATI 
 
Mevzuatça öngörülen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve toplu iş sözleşmesi ile öngörülen diğer tazminatlar. 
 
4-İŞ GÜVENCESİ 
 
İstihdam edilen personelin işte çalıştırılma veya işine son verme koşulları ve istihdam süreleri. 
 
Yukarıda belirtilen maddeler incelendiğinde bu maddelere ilişkin görev yükümlülük ve sorumluluklar mevzuatça belirlenmiştir. 
 
Ancak bu görev, yükümlülük ve sorumlulukların yerine getirilmesi aşamasında, şirketler yerine getirmekle zorunlu bulunduğu yükümlülüklerini genel anlamda ifa etmemeleri mümkün değildir. Zira böyle bir durumda haklarında büyük oranlarda cezai müeyyideler uygulanmaktadır. İdareler ise kendi görev yükümlülük ve sorumlulukları noktasında keyfi veya hukuka aykırı davranışlar sergileyerek sorunların ortaya çıkmasına sebebiyet vermesine rağmen gerek işçiler gerekse kamuoyu nezdinde bu sorunlara TAŞERON FİRMALARIN sebebiyet verdiği şeklinde haksız bir algı oluşmaktadır. 
 
Oysa, yukarıdaki maddelerde belirtilen görev yükümlülük ve sorumlulukların yerine getirilmesi hususundaki mevzuat, ihale dokümanları ve hizmetin yürütüldüğü süreç içinde kayıt altına alınan belgeler incelendiğinde, işçilerin hak ve alacaklarının tam ve zamanında karşılanmamasına TAŞERON ŞİRKETLERİN değil de ASIL İŞVERENİN sebebiyet verdiği anlaşılacaktır. 
 
Yani kısacası TAŞERON ŞİRKETLERE mal edilen bu algı gerçek ve hakkaniyet ile bağdaşan bir algı değildir. 
 
Eğer ki, işçilerin ekonomik ve sosyal koşulları iyileştirme ve işçilere iş güvencesi sağlanmasının çaresi aranılıyor ise, bu çare 30 yıldan bu yana hizmet sektöründe büyük fedakârlıklar göstererek karşılığını almadığı halde milyarlarca tutarda kıdem tazminatlarını ve fazla mesai ücretlerini ödemeye mahkum edilmesine rağmen kurumsallaşmasını gerçekleştirmeye çalışan ve büyük yatırımlara girişip çeşitli noktalarda milyarlarca tutarda borçlanan TAŞERON SEKTÖRÜNE son verme kararının alınması çare olmayacaktır. 
 
Asıl çare Devlet Bürokrasisinin başkanlığında Sendikaların ve Taşeron Şirket ile İşçi Temsilcilerinin bir masada toplanarak, Devlet’in ekonomik ve sosyal koşulları ile Taşeron sektörünün sona erdirilmesi durumunda ortaya çıkacak ekonomik ve sosyal çöküş noktalarını da göz önünde bulundurarak, bir mutabakata varılıp bu mutabakat dahilinde ve, taraflardan birinin telafisi mümkün olmayan zararlara uğramaması yönünde gerçekçi ve bilimsel bir mevzuatın hazırlanması çare olacaktır. 
 
Anayasanın 65. Maddesi incelendiğinde “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, bu görevlerin amaçlarına uygun öncelikleri gözeterek malî kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir.” Hükmünün yer aldığı ve yukarıdaki önerimizin bu madde ile uyum içinde olduğu kabul edilecektir. 
 
Aksi halde hiçbir tarafın memnuniyeti sağlanmayacağı gibi TAŞERON SEKTÖRÜNDE büyük yatırımlara girişen ve geleceğini buna göre dizayn ederek geleceğe yönelik gerek yaptığı sözleşmeler gerekse sonrasında üstleneceği taahhütler için oluşturduğu makine parklarını oluşturmak üzere en az 36 AY süre ile Kredi borçlanan Şirketler büyük iflaslar yaşayacak, iflaslar sonucu çoğunun gelecekleri kararacaktır. Ayrıca  bu sektörün iş yerlerinde (bürolarında) istihdam edilen yaklaşık 150.000 civarında kalifiye eleman işsizler ordusuna katılacak, şirketler envanterinde bulunan milyar dolar tutarında makine parkları ve donanım malzemesi heba olacak,bu da Devletin Milli kaybına sebebiyet verecek ve  oluşacak iflaslardan dolayı başta bankalar olmak üzere çeşitli ekonomik ve iktisadi kuruluşlar büyük ölçüde zarar görecektir. 
 
Ayrıca şu da bilinmeli ki biz TAŞERON ŞİRKETLERİ olarak hiçbir şekilde işçilerin hak ve alacaklarının elde edilmesi noktasında karşı bir tavır içinde değiliz. Tam tersi ülkemizin ekonomik koşulları standardında çalışanlarımızın maksimum seviyede ekonomik ve sosyal imkânlara kavuşması en büyük arzumuzdur. 
 
Bunun sağlanabilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere gerek Sayın Başbakanımıza gerekse Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekilleri ile  muhalefet partilerin Milletvekillerine çağrımız,bu konuya tüm tarafların memnuniyetinin sağlanabilineceği bir mevzuatın hazırlanması ve bu noktada bir çözüm bulunmasıdır. 

HABERE YORUM KAT