1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR HABERLERİ

  3. Tek, mağdur, insanlar, değil
Tek, mağdur, insanlar, değil

Tek, mağdur, insanlar, değil

Bölgede yaşanan çatışmalı süreç insanların yanı sıra kırsal kesimde yaşayan hayvanları da mağdur etti.

A+A-
Doğa ve Hayvan Dostları Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Sema Saylan, bölgedeki çatışmalı sürecin insanlarla birlikte hayvanları da yaşam alanlarından ettiğini vurguladı.Bu yılın Haziran ayında Diyarbakır'da faaliyetlerine başlayan Doğa ve Hayvan Dostları Derneği Başkanı Sema Saylan, Derneğin faaliyetleri hakkında gazetemize açıklamalarda bulundu.
 
Amaçlarının ilk safhada doğanın bir parçası olan ve yaşam alanları kısıtlanan hayvanlara barınabilecekleri alanlar bulup beslemek olduğunu belirten Saylan, şu anda 84 köpek ve 150'si kendisinin 170'ni de üyelerinin baktığı 320 kedilerinin olduğunu dile getirerek, “Köpekler için Sur ilçesindeki Ziya Gökalp Mahallesi Tahtalı Katsal Sokak'ta bir ev tuttuk. Maaşını benim ödediğim bir arkadaşımızda onlara bekçilik yapıyor ve yiyeceklerini veriyor. Zaman zaman Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak çalışıyoruz. Bazen sokak çocuklarının ellerindeki köpekleri Hayvan Barınağı'ndaki yetkililerle iletişime geçip almalarını sağlıyoruz. Onlar da en fazla 21 gün yani üç hafta süreyle bakıp daha sonra salıyorlar. Bu konuda gerek diğer devlet kurumlarının gerekse şahıslarında duyarlı olması gerekiyor. Yani toplum da bir bilinç oluşması gerekiyor. Bizim bu manada çok imkanımız yok. Hiçbir kurum veya şahıstan şu ana kadar maddi destek almadık. Gönüllük esasıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” dedi.
 
Toplumda farkındalık yaratmak istiyoruz
 
Amaçlarının doğa ve canlılar konusunda toplumda bir farkındalık ve bilinç yaratmak olduğunu söyleyen Saylan, “Maalesef toplumumuzda bu konuda yeterli bilinç yok. Özellikle Sur içinde bu konuda bireysel çalışmalarım oldu. Eskiden çocukların elinde eziyet gören köpeklere bugün yaptığımız çalışmalar ve bilinçlendirmeler sonunda güzel bakılıyor. Bu değişim de bizzat gözlemleyerek yaşıyorum. Eskiden sadece ben bu köpeklere sadece kemik ve et alırken; şimdi artk esnaflar ve mahalle sakinlerinin baktığını sevinerek gözlemliyorum. Demek ki toplumda bu konuda bilinçlendirme yapılırsa olumlu sonuç alınıyor.” dedi.
 
Geçtiğimiz günlerde kentte iki köpeğin madde bağımlısı olan sokak çocukları tarafından yakıldığını dile getiren Saylan, “Bu çok acı bir olay. Ben o madde bağımlısı çocuğu tek başına suçlu olarak nitelemek istemiyorum. Bunun birçok farklı yorumu olabilir ama biz, bu konuda devam eden adli süreci yakından takip ediyoruz.  Mahkemeye başvuruda bulunduk. Bu tür ihlalleri yakından takip edip, toplumda bir bilinç yaratmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Çatışmalı süreç hayvanları da yerinden etti
 
Doğa ve Hayvan Dostları Derneği Diyarbakır Şubesi Başkanı Sema Saylan, bölgede yaşanan çatışmalı sürecin insanlarla birlikte hayvanları da yaşam alanlarından ettiğini belirterek, şunları söyledi:
 
“Yaşanan çatışmalı süreçten doğa da nasibini almış durumda. Özellikle kırsal alanda ve dağlık alanlarda kullanılan kimyasal gazlar, bombalar kullanılmış ve bunlar doğayı tahrip ediyor. Deyim yerindeyse doğal bitki örtüsü yok olmakla yüz yüze. Yakılan, bombalanan Hakkari'nin, Şırnak'ın Dersim'in o güzelim dağlarındaki ağaçlar, bitki örtüsü içindeki canlılarla birlikte yok olmakla yüz yüze kalmış.
 
Diyarbakır hayvan göçü de almış bir şehir
 
Saylan, bölgede yüzlerce köyün yakılıp boşaltıldığını, insanların buralardan çıkartılıp kovulurken, geçim kaynakları olan hayvanlarının da yok edildiğini ya da ellerinden alındığnı belirterek, başka ilginç bir noktaya işaret ediyor:
 
“Bu manada Diyarbakır kara bahtlı bir şehir. Örneğin Lice'de Fis Ovası'nda bulunan adını şu an hatırlamadığım bir köyde her evde en az beş köpek besleniyor ve bu köy boşaltılınca insanlar alabildikleri hayvanlarını alıp köpeklerini orada bırakıp gidiyorlar. Sahipsiz kalan aç kalan bu köpekler de aç kalmamak ve barınabilmek için sahiplerinin peşinden şehirlere gelmiş. Nasıl ki sahipleri şehirlerde çilekeş bir hayat yaşarken; köpekler de buralarda çoğalmış ve şehirlerin sokak köpekleri olmuş. Diyarbakır bu anlamda da göç almış bir şehir. Yani insanlarla beraber hayvan göçü de yaşanmış. Köylerden şehirlere gelen insanlar sadece mallarını geçim kaynaklarını değil öz güvenlerini de kaybettiler. Hayvan hakları için çalışırken şehrin varoşlarında karşılaştığımız insan manzaraları içimizi acıtıyor. Bizler hayvan haklarından konuşurken, insanların yaşam şartlarıyla ya da yaşadıkları zorluklara da bire bir şahit oluyoruz. Bu konuda devletin çalışmalar yaparak yeni imkanlar yaratması gerekir. Sonuçta bu insanların da doğanın da tahrip edilmesinin şimdiki durumunun sorumlusu devlet.”
 
İnsan üzerinden doğaya barış
 
Saylan, amaçlarının ve özlemlerinin insan üzerinden doğaya barış getirmek olduğunu ifade ederek, bu konuda devlet ne kadar bilinç sahibiyse, toplumunda o kadar bilinç sahibi olduğunu söyledi. Türkiye'de bu yönde Meclis'te yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu ifade eden Saylan, “Sadece 5199 sayılı Hayvan Hakları Yasası var ve bu uygulanmıyor. Ne hakim biliyor, ne savcı ne de polis. Bu hayvanları yok etme yasasıdır.” dedi.
 
Doğaya verilen zararların faturasını insanların ödeyeceğini ifade eden Saylan, son olarak, topluma çağrıda bulundu: “Onlar da bizim gibi gezegenin canlıları ve onların yaşam alanlarını talan eden biz insanlar işgal ediyoruz. Hayvanlar için en azından yaz aylarında kapınızın önüne bir tas su bırakın. Doğa döngüsünü bir şekilde sürdürecek. Hayvanları sevmeyebilirler ama merhameti esirgemesinler. Büyükler bu konuda çocukları bilinçlendirsinler. Eğer sosyal boyutuyla bakmak istiyorlarsa tabiata ve doğaya sahip çıksınlar”
Bu haber toplam 8020 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT