1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Tazminatlar neden olana rucü edilsin
Tazminatlar neden olana rucü edilsin

Tazminatlar neden olana rucü edilsin

Diyarbakır Barosu eski başkanlarından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Devlet Memurları Kanunu ile Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi verdi.

A+A-

Tanrıkulu, Türkiye’nin AİHM’de mahkum olmasına neden olan davalarda, tazminatın neden olanlara rücu edilmesini talep etti.


Teklifinin gerekçesinde Türkiye’de çok ağır insan hakkı ihlalleri yaşandığını vurgulayan Tanrıkulu “Faili meçhul cinayetlerin, kadınlara yönelik şiddetin, işkencenin, kötü muamelenin, yasakların, sansürün veya basın özgürlüğü ihlallerinin yaşanmadığı tek bir gün bile geçmemektedir. Bu hak ihlallerinin çoğu kamu görevlileri eliyle işlenmekte ve ne yazık ki bu kişiler devlet tarafından korunmaktadırlar. Kadın cinayetlerindeki cezasızlık olgusu ise bu kanlı şiddetin engellenememesine yol açmaktadır” dedi.


Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Avrupa Konseyi üyesi olduğuna işaret eden ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargılama yetkisini kabul ettiğini kaydeden Tanrıkulu “Nitekim Türkiye hak ihlalleri nedeniyle AİHM tarafından milyonlarca Avro tazminat ödemeye mahkûm edilmekte fakat bu tazminatlar sorumlu personel tarafından değil tüm yurttaşlarımız tarafından ödenmektedir.

 

Anayasa’nın 129. Maddesinde, “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir” denmektedir. Fakat bu Anayasa hükmünün düzenlendiği 657 Sayılı Kanunun 13. Maddesinde “Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar... Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.” demek suretiyle Anayasanın emri adeta geçiştirilmektedir.

 

Anayasa açık bir kayıt düşmüşken, ilgili kanunda “kurumun personele rücu hakkı saklıdır” şeklinde muğlak ve zorlayıcılığı olmayan bir düzenleme yapılmıştır” görüşlerine yer verdi.


Bu düzenlemeler nedeniyle orantısız ve haksız güç kullanarak temel insan haklarını ihlal eden güvenlik güçlerinin cezasını da, tutuksuz yargılama esas iken siyasi bir tavırla insanları özgürlüğünden alıkoyan siyasileşmiş mahkemelerin cezasını da tüm toplum çektiğini vurgulayan Tanrıkulu “Bu durum adaletin yerini bulmasını engelleyen, tazminat cezalarının caydırıcılığını ortadan kaldıran ve yeni haksızlıklara yol açan bir zemin oluşturmaktadır.

 

Oysa Türkiye’de toplumumuz Parlamentoya yansıyan ulusal iradesiyle başta Anayasa’da yer alan hükümler olmak üzere, yaşam hakkı ihlallerini, işkence ve kötü muameleyi yasaklayan temel insan hakları belgelerini kabul ederek, insan haklarının korunması adına üzerine düşeni yapmıştır. Türkiye’yi ve dolayısıyla bütün toplumumuzu tazminata mahkûm ettiren ise idareciler ve ilgili kamu görevlileridir. Dolayısıyla adaletin yerini bulabilmesi ve tazminat cezalarının caydırıcı olabilmesi için Türkiye’nin tazminat ödemeye mahkûm olduğu davalarda mutlaka ilgili kişilere rücu edilmesi gerekmektedir.

 

Nitekim Danıştay 5’inci Dairesi, 2008 yılında, AİHM’in Türkiye’yi 30 Bin Avro tazminata mahkum ettiği bir davada, mağdurların Hazine’den kendilerine ödenen tazminatın ilgili kamu görevliliklerine rücu edilmesini sağlamak için açtıkları bir davayla ilgili olarak, “rücu mekanizmasının işletilmesi, kamu kurumunun yetkileri arasında bulunmakla birlikte, idarenin bunu kendiliğinden yapmadığı durumlarda, yurttaşların bunu sağlamak amacıyla idareye başvurmalarına bir engel bulunmadığı; kamu hizmeti görevlilerinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden ve kendi kusurlarından doğan zararı, toplumun ödemek zorunda olmadığı” hükmüne varmıştır.

 

Türkiye’de son yıllarda üç büyük hak ihlali dalgası yaşanmıştır ve bunların bedelini mağdurların ardından AİHM nezdinde milletimiz ödeyecektir. İlk olarak, çoğu uydurma delile ve gizli tanıklara dayan davalar ile yüzlerce insanımız tutuklu yargılanarak özgürlüklerinden mahrum edilmiştir. İkincisi, Türkiye’de Gezi Parkı protestolarıyla en üst seviyeye çıkan devletin orantısız ve haksız şiddet uygulamaları 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra daha da artmış, yüzlerce yurttaşımızın yaşam hakkı, vücut bütünlüğü ve özgürlükleri ellerinden alınmıştır.

 

Üçüncüsü, basın özgürlüğüne karşı savaş açan iktidar, aralarında Can Dündar’ın ve Erdem Gül’ün de olduğu onlarca gazeteciyi mahkemeler üzerindeki baskı ile tutuklatarak ülkeyi karanlık bir rejim haline getirmiştir.  Bu insanlar elbette uğradıkları haksız ve orantısız şiddet ile özgürlüklerinden mahrum edilmenin hesabını yargı makamları aracılığıyla soracaklardır. Ancak bu süreçte Türkiye herhangi bir tazminat ödemeye mahkûm edilirse bunun cezasını tüm toplumumuz değil, sorumluları çekmelidir. Bu kanun teklifi ile öncelikle Anayasanın açık emri olan, devletin tazminata mahkûm olmasına neden olan kamu görevlilerine bu tazminatın rücu edilmesi zorunlu hale getirilmekte, ayrıca herhangi bir nedenle sorumlu personele rücu etme işleminin gerçekleştirilmediği durumlarda ise tazminatın Başbakan ve ilgili Bakana rücu edilmesi öngörülmektedir” dedi.


Tanrıkulu değişiklik yapılmasını istediği kanun maddelerine ilişkin gerekçeleri ile maddeleri de şöyle sıraladı:


“Madde gerekçeleri: MADDE 1- Anayasa’nın 129. Maddesindeki tüm açıklığa ve kesinliğe rağmen 657 sayılı kanunda muğlak bir şekilde düzenlenmiş olan, devletin ödemek zorunda kaldığı tazminatların ilgili personele rücu edilmesi konusunda kanuna Anayasaya uygun bir şekilde açıklık getirilmektedir.


Yani, Anayasa’nın 129. Maddesinde yer alan “…kendilerine rücu edilmek kaydıyla…” ibaresinin gereği için, 657 sayılı Kanunun 13. Maddesindeki “Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.” cümlesi “Kurum, genel hükümlere göre sorumlu personele 3 ay içinde rücu etmek zorundadır.” Şeklinde değiştirilmektedir. 


MADDE 2- Maddeyle işkence ya da zalimane, gayri insani veya haysiyet kırıcı muamele suçları nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen kararlar sonucunda Devletçe ödenen tazminatlardan dolayı sorumlu personele rücu edilememesi durumunda rücu işleminin tazminata yol açan olayın meydana geldiği sırada Başbakan olan kişiye ve ilgili Bakana rücu edilmesi amaçlanmaktadır.


MADDE 3- 24/02/1983 tarih ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 93/A maddesinin 3 üncü fıkrasında “Devlet, ödediği tazminattan dolayı, tazminat davasına konu işlem, faaliyet veya kararla ilgili olarak görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkim veya savcıya rücu eder” denmektedir.


Madde ile bu cümlenin devamına, rücu işleminin tazminatın ödenmesinden sonraki 3 ay içinde yerine getirilmesi ile devletçe ödenen tazminatın sorumlu hâkim veya savcıya herhangi bir nedenle rücu edilememesi durumunda tazminatın, buna yol açan olayın meydana geldiği sırada Başbakanlık görevini yürüten kişi ve Adalet Bakanına eşit oranda rücu edilmesi amaçlanarak etkin ve hızlı bir işleyiş amaçlanmaktadır.


Devlet Memurları Kanunu İle Hâkimler Ve Savcılar Kanunu’nda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
MADDE 1- 14/7/1965 tarih ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.


“Kurum, tazminatın ödenmesinden sonraki 3 ay içinde sorumlu personele rücu etmek zorundadır.”


MADDE 2- 14/7/1965 tarih ve 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle eklenmiştir.


“Bu fıkra hükümleri çerçevesinde devletçe ödenen tazminatın sorumlu personele herhangi bir nedenle rücu edilememesi durumunda tazminat, buna yol açan olayın meydana geldiği sırada Başbakanlık görevini yürüten kişiye ve ilgili Bakana eşit oranda rücu edilir.”


MADDE 3- 24/02/1983 tarih ve 2802 Sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 93/A maddesinin 3 üncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.


“Rücu işlemi tazminatın ödenmesinden sonraki 3 ay içinde yerine getirilir. Bu fıkra hükümleri çerçevesinde devletçe ödenen tazminatın sorumlu hâkim veya savcıya herhangi bir nedenle rücu edilememesi durumunda tazminat, buna yol açan işlem, faaliyet veya kararın ortaya çıktığı sırada Başbakanlık görevini yürüten kişiye ve Adalet Bakanına eşit oranda rücu edilir.”

Bu haber toplam 666 defa okunmuştur

HABERE YORUM KAT

İlgili Haberler